Tag Archives: EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (18)

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (18)…

Sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

1. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

2. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

3. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

4. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

5. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

6. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

7. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

8. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

9. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

10. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

11. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

12. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

13. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

14. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

15. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

16. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

17. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

Ve bölüm biter… Hayır, aklıma iki şey daha geldi son saniyede. Bunları söylemezsem çocuğunuz tam olarak eğitilmemiş olur, maazallah. Evet, iki şey daha var ki bunları bizler de bu muhteşem seviyelere geldiğimiz yetişkinlik hayatımızda kendimize uygulamalıyız, tabii henüz öğrenmediysek. Birincisi, çocuğunuza kavga etmek yerine, uzlaşmanın ne olduğunu öğretin. “Kavga etmek yerine” dedim dikkat edilirse, kavga etmeyi öğretmeyin demedim. Çocuğunuza kavga etmeyi de öğretin ama insan gibi kavga etmeyi öğretin, bunun yöntemi de sonda söylenecek sözün başta söylenmemesidir. Kırıcı olmadan kavga etmek gerekir ki tartışmanın sonunda uzlaşma yollarını en baştan kapatmayalım, değil mi ama? Burada kavgayı, tartışma yerine kullanıyorum, çünkü başka bir işe yarar “kavga türü” bilmiyorum. Herkesin tartışmayı öğrenmeye ve pratik etmeye hakkı vardır ve hatta çoğu zaman buna da mecbur kalır. Çözümün içinde insanca tartışmak vardır ve olacaktır. İnsan gibi tartışmaya/tartışmamaya örnek vereyim hadi: Eşler tartışır, biri diğerine öbürünün haksız bulduğu sözler söyler ve bir de şunu: “Sen zaten hep böylesin”. Bu, insanca olmayan tartışmanın en önemli örneklerinden biridir. Biz, mektepli olmayan ahkâmcılar buna “toptancı davranış” deriz, profesyoneller ne der bilmem. Bu cümledeki öz, “hep” kelimesidir. Konuyu bağlamından koparır, geçmişe, muhatabın çocukluğuna kadar götürür. İstemeden ve bilmeden yapılan en büyük kötülüklerden biridir ve bir insanlık suçudur. Hadi çok da ileri gitmeyim, kötü bir şeydir bu. Bir insanla tartışırken, bağlamdan, yani tartışmanın özünden ve konusundan kopulmamalıdır, iş sulandırılmamalıdır. Pek çok tartışma bu yüzden, sadece bu laf yüzünden bir yere varamadan kötü bitmiştir. Uzlaşma ise, tartışmanın sonunda ulaşılmak istenen amaçtır. Uzlaşma illaki taraflardan birinin tartışmanın sonunda suçunu kabul etmesi değildir. İki insanın tartışmanın sonunda birbirlerine uygun olamadıklarını anlamaları da, nihayetinde bir uzlaşmadır. Ama birbirlerini kırmadan, dökmeden. Çocuğa öğretilebilecek en zor şeyi sona bırakmış olmama da şaşırmadım desem yalan olur. Aslında bunu öğretmeseniz de olabilir, çünkü uzlaşma için, ileride karşısına çıkacak kişinin de bu kültürü özümsemiş olması gerekecektir ki, bu da çok rastlanan bir olay değildir. Ama yine de öğretin ya, belki bir gün işine yarar. En azından, uzlaşmacı davranışı özümserse, ileride iş hayatında kullanılır. Uzlaşma, kullanışlı bir araçtır, en azından “ben elimden geleni yaptım” diyebilir insan.

Bu birincisi tam oldu mu bilmiyorum ama artık ikinci konuya geçiyorum: çocuğunuza, insan yaşamında her şeyin bir gün gelip iyi ya da kötü sonuçlanacağını, her şeyin mümkün olduğunu, tabiat güçlerinin her şeyi iyi ya da kötü bir çözüme kavuşturacağını, her şeyin bir çözümü olduğunu söyleyin. Bu da kolay bir iş değil, ama inanın işe yarıyor. Tabii, söylemeye gerek yok, bu kadar karmaşık ifade etmeyin, sadece “hayatta her şeyin bir çözümü vardır” deyin yeter. Çok kolay bir örnek vereyim. Örneğin; çocuğunuz bir oyuncağı kırıldığı için üzülüp ağlıyorsa, ona bunun bir çözümü olabileceğini, birlikte çözüm arayıp bulabileceğinizi söyleyin ona, ağlaması hemen kesilecektir. Bir süre daha kesilmezse, ona ağlamasını kesmezse çözümün kendisine bir beş parmak kadar yakın olduğunu söyleyin. Şaka tabii bunu yapmayın. Bu örneğimizde çözüm; kırılan oyuncağı öncelikle onarmak, onarılamıyorsa ve çok önemliyse (!) bir başka oyuncağı onun yerine kullanmak ya da yenisini almak olabilir. Bu, son çözümü ona baştan söylemeyin tabii, her şeyi mahvedersiniz. Neyse bu kötü örnekten sonra, daha iyi bir örnek vereyim. Çocuğunuz bir sınavdan düşük bir not aldıysa, bunun çözümünün daha çok çalışması, konuyu anlaması gerektiği açıktır ki, bunun için sizin de işin içine daha çok dâhil olmanız gerekebilir. Onunla birlikte çalışın, konuyu öğrenmeye, anlamaya gayret edin, gerekirse birlikte öğrenin. Öğrenciliğinize dönün. Bundan sonrasında bir başka örnek daha vermeyim de bir şeyi kestirmeden söyleyeyim. Çocuğunuza hayatta her zaman alternatiflerin olduğunu öğretin. Bunu yapmak uzun zaman alacaktır, farkındayım. Üzerinde çalışmak gerekir, çünkü uzun bir yaşamdan bahsediyoruz burada. Çocuk büyüyüp genç bir birey olduğunda, yaşamı hakkında alternatifler bulabilme yetisine sahip olmadır. Başka bir eş, başka bir iş, başka bir yaşam tarzı, becerisi olan bir başka hobi alanı gibi, sorunlara başka başka çözüm yolları olduğunu bilmelidir. Kendisini kapana kısılmış hissetmemesi için gereklidir bu. Her konuda bir “çıkış/kaçış” deliği olmalıdır, o anda bunu göremiyorsa henüz yeterince denememiş ya da çözümün zamanı gelmemiş olduğundandır. Bu kendisine, sabretmeyi ve tevekkülle beklemeyi de öğretecektir. Tevekkül, hiçbir şey yapmadan beklemek değildir, aksine elinden geleni yapıp, gerisini bilinmeyen evrensel güçlere bırakmaktır. Sonuçta, şu ne olduğunu bilmediğimiz evrenin küçücük bir dünyası üzerinde gezinen, güçleri sınırlı olan yaratıklarız değil mi?  

Neyse konuyu dağıttık yine… Bu çözüm arama konusundaki temel nokta, söylediklerinizde samimi olmanız, her şeyin bir çözümü olduğunu öyle laf olsun diye söylememenizdir. Çocuğunuz alternatif aramanın ve gayretin işe yaradığını, sorunun çözüldüğünü en sonunda görmesi gerekir. Unutmayın çocuklar çoğu zaman düşünerek değil, görerek öğrenir. Bizler bile hala görerek, deneyerek öğrenmiyor muyuz?

Evet, bu yorucu bölümü bitirdim sanırım, söylemediğim şey kalmadı, ama itiraf etmeliyim ki ben de bittim… Yine de zevk aldım diyebilirim. Sabrınıza teşekkür ederim. Bundan sonraki bölüm biraz daha zorlu, onun için takdir edersiniz ki biraz nefes alıp, dinlenmeliyim.

BOŞANMA NASIL İYİ BECERİLİR?

Öncelikle belirtmeliyim ki insan gibi boşanma, akıllı adamların ve kadınların işidir. Bu adam şimdi de bu konuda neler uyduracak diye düşünüyorsanız, bundan vaz geçin, çünkü karşınızda boşanmayı, hem de çocuklu boşanmayı iliklerine kadar yaşamış bir kardeşiniz var. Yani, bendeniz Nasrettin Hoca’nın hikâyesinde olduğu gibi damdan düşen adamım.

Sonra söyleyeceğimi baştan söyleyeyim, boşanma kendi başına tatsız bir konudur. Evlenirken kimse “neden” diye sormaz ama bir boşanmaya kalkın, cümle âlem, tanıdık tanımadık bu soruyu sormak için sıraya girer. Bu soruya en güzel cevap “size ne”dir. Ayrıca, bu soruyu sormaktaki gizli amacı sezmeniz de an meselesidir. Sorguculardan pek çoğunun amacı, kendi isteyip de yapamadığı bu işi sizin nasıl yapabildiğinizi gizli gizli sorup öğrenmektir, ne işlerine yarayacaksa. Çünkü her boşanma kendi başına bir vak’adır, karşılaştırılamaz. Çocuk varsa başkadır, yoksa başka; ortada bölüşülecek menkul gayrimenkul varsa başkadır, yoksa başka; boşanmayı kadın istediyse başkadır, erkek istediyse başka; etrafta çok insan varsa (akrabalar, arkadaşlar) başkadır, yoksa başka.

(devam edecek)…

Share

Hits: 19