film ve kitap önerileri, film ve kitap yorumları, fragmanlar, yıldızlar, yazarlar

ÇİNLİ YAZAR YU HUA’NIN “YAŞAMAK” KİTABI İÇİN BİR YORUM…

Daha önceki bir yazıda tanıtmaya çalıştığım “Yaşamak” isimli kitabı okuma fırsatı buldum… Öncelikle, kolay okunan bir kitap olduğunu belirtmeliyim… Kitabı iki ya da üç seferde ve sadece saatler içinde bitirdim… Cümleler kısa, sarsıcı ve beklenmedik anlarda vurucu… Bu da romanı sıkılmadan okunur kılıyor…  

1960 doğumlu Çinli diş hekimi-yazar Yu Hua’nın başyapıtı “Yaşamak” (orijinal ismi “Huo Zhe; İngilizce’ye To Live” olarak çevrilmiş) geçtiğimiz aylarda Çince aslından Türkçeye çevrilerek yayımlandı… Bahar Kılıç çevirisiyle (çok iyi bir çeviri olduğunu belirtmeliyim, en ufak bir ifade ya da yazım hatası da yoktu) Jaguar Kitap tarafından yayımlanan kitap, 201 sayfa ve satış fiyatı da 20 TL

yasamak yu huaKitabın konusu, tanıtım bülteninden özetlenecek olursa şöyle: Romanın baş kahramanı Fugui, aile servetini gençlik günlerinde yeyip bitirmiştir…. Uzun bir hayat yaşayan Fugui, yıllar sonra yaşlı öküzüyle tarlasını sürerken tanıştığı bir yabancıya hayatından söz etmeye başlar… Fugui’nin yaşam öyküsü aslında şımarık bir gencin başından geçenlerden çok, kendisiyle birlikte altı insanın hayatını, kaderin sürprizlerini, yaşamın acılarını ve sevinçlerini anlatmaktadır… Fugui, varlıklı bir toprak ağasının şımartılmış oğlundan, zaman içinde onurlu ve yumuşak kalpli bir köylüye dönüşmüştür… Bu süreçte arka planda, uzun yıllar süren Çin iç savaşı ve kültür devrimi yaşanmaktadır…

1990’ların sonunda yayımlandığında Çin’de yasaklanan kitap, zaman içinde bir modern klasiğe dönüştü… Yazar Yu Hua, bugüne dek 4 roman, 6 hikaye koleksiyonu ve 3 deneme koleksiyonu yayımladı… Bugüne dek 5 roman kaleme alan yazarın en önemli eserleri; “Yaşamak” ve “Chronicle of a Blood Merchant” (Bir Kan Tüccarının Günlüğü)… Yazarın halen Türkçeye çevrilen tek romanı Yaşamak, diğeri ise çeviri aşamasında… Yu Hua, aynı zamanda ilk James Joyce Ödülü kazanan (2002) Çinli yazar… Ve dahası, sinemaya da uyarlanan Yaşamak romanı 1994 yılında Cannes Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü kazanırken, filmin oyuncusu You Ge da en iyi aktör ödülünü kazandı… Ancak film, romandan uzaklaştığı ve tam olarak öyküyü yansıtmadığı gerekçeleriyle eleştirilere maruz kaldı… Bazen, romanı okurun hayalinde canlandırdığı şekliyle bırakmak en iyisi oluyor… Yine de merak edenler için, 2 saat 13 dakikalık filmin tamamının internette İngilizce altyazılı olarak bulunabildiği ve IMDb paunının 8,3 olduğu bilgisini vereyim…

Gelelim romanla ilgili yazılabileceklere: Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, çoğu okur gibi benim için de yaşamla ilgili hikayeler her zaman ilgi çekici olmuştur… Bir önceki yazıda; “O açıdan umarım, bu kitap hayal kırıklığı yaratmaz… Kitap hakkındaki eleştiriler genellikle olumlu…” diye yazmışım… Bu açıdan, romanda beklentilerimin üzerinde bir kalite seviyesi yakalamak çok sevindirici oldu… Türkçe’de bilmediğimiz yeni bir romancı bulmak da öyle… Bunda, çevirmenin de payı da çok büyük…   

Roman, anlatıcı ve baş karakter Fugui’nin tanışması ve sohbet etmesiyle başlıyor… Anlatıcı, Çin kırsalını gezip yaşam öyküleri toplayan bir yazar… Fugui ise sıradan bir köylü… Ancak, okudukça anlıyoruz ki Çinli köylü Fugui’nin hikayesi gerçekten çok etkileyici ve pek çok yaşam dersini de içinde barındırıyor… Toprak sahibi ve saygın bir ailnin çocuğu olarak dünyaya gelen Fugui, şehirli ve zengin bir pirinç deposu sahibinin kızı Jiazhen ile evleniyor… Fugui, hovarda bir karakter ve kendini bilmediği gençlik döneminde kendini kumar alışkanlığına kaptırıyor… Kızları Fengxia’nın doğumu bile Fugui’yi şehirdeki genelevden ve kumarhaneden vazgeçiremiyor… Karısı ikinci çocuğu Youging’e hamileyken altmış beş dönümden fazla olan aile arazilerini kumarda kaybediyor ve ailenin tüm yaşamı o andan itibaren sonsuza kadar değişiyor… Kendi arazisinde sıradan bir köylü gibi çalışmak zorunda kalan Fugui, bu gelişmelere dayanamayan babasını ve annesini kısa zamanda kaybediyor… Aile mefhumunu anlamaya başlayan Fugui, kendisi ve ailesini ayakta tutmak için var gücüyle çalışıyor… Yaşadıkları inanılmaz ve katlanması güç zorluklara göğüs gererken, bir yandan da Japon saldırıları ile boğuşan Çin ordusunda istemeden askere alınıyor… Ailesinden yıllarca uzakta kalan Fugui, sonunda evine dönüyor… Bir taraftan da Çin Komünist rejiminin baskıları ve hızla değişen yaşam koşullarına ayak uydurmaya çalışıyor… Romanın anlatımını burada kesip, hikayenin geri kalanını okuyucuya bırakmak en doğrusu…

Romanda, aile birliğini ayakta tutan figürün en güzel örneği, Fugui’nin aslında zengin bir şehirli kızı olan karısı Jiazhen… Her türlü güçlüğe ve acıya boyun eğmeden göğüs geren Jiazhen’in gerçek olduğuna inanmak zor… Her şeye rağmen eşinin yanında duran bir kadının nasıl bir fark yarattığını görmek, her ne kadar inanması zor olsa da, okura yaşama tutunması için güç veriyor… Başlangıçta işe yaramaz bir karakter olarak tanımlanan Fugui’nin, zaman içinde vicdanının sesini dinleyip, sadece kendisi ve ailesi için değil, çevresindeki tüm insanlar için örnek bir insan olmaya gayret etmesi de iyilik ve insanlık için umudun asla tükenmeyeceğini göstermesi açısından çok naif ve sevimli…

Yu Hua

Yu Hua

Romanda en dikkat çeken öge, Fugui’nin hikayesini anlatırken pek çok kez kullandığı “ondan sonra bunun olacağını kim bilebilirdi ki” ifadesi… Bu ifade romanda bir çok kez geçiyor ve yaşamın aslında ne kadar beklenmedik gelişmelere açık olduğunu okura devamlı olarak hatırlatıyor… Elden bir şey gelmeyen olayları kabulleniş, düzeltilebilecek zorluklara ise çözüm arayışı hiç bitmiyor; aynı yaşamın kendisi gibi… Ölüm ve yaşam öylesine birbirine geçişli, öylesine içiçe ki, ikisi de bir diğerini içinde barındırıyor… Romanda yaşamın, aslında bitmeyen bir mücadele olduğu, sıradan insanların bile bu mücadeleyi sürdürmek için neler yapabilecekleri, tevekkülün, sabrın ve iyi niyetin bir insanı ve aileyi nasıl ayakta tutacağı gösteriliyor… Hikaye, bir yandan da insana, kendi yaşadıklarının aslında misliyle başkalarının da başına gelebileceğini ve geldiğini göstermesi açısından yaşama direnci veriyor… Fugui, hikayenin sonlarına doğru yaşama dair felsefesini şöyle anlatıyor: “Sıradan bir yaşam bile güzeldir, çaba gösterilirse ve mücadele edilirse güzel olabilir…” Kurduğu bir cümle içerisinde artık yaşlı bir adam olan Fugui’nin düzgün bir yaşama dair şu dört temel kurala eriştiğini anlarız:Yanlış söz söyleme, yanlış yatakta yatma, yanlış eşikten geçme ve yanlış cebinden para çıkartma“… Bu güzel önerilerin yorumunu okuyucuya bırakıyorum…

Asıl mesleği olan diş hekimliğini bırakıp kendini yazmaya adayan Yu Hua’nın ilk kitabı olan Yaşamak, her ne kadar yaşamı kolaylaştıran bazı uygulamaları övse de, Komünist rejimin kırsal kesimdeki yanlış uygulamalarını ve halk üzerinde bıraktığı kötü etkileri arka planda anlattığı için yayımlandıktan hemen sonra Çin’de yasaklanmış…

Kısacası ve özet olarak, bu güzel romanı, her günü acılarla dolu olan bu dünyada bir ışık ve çıkış arayan okurlara şiddetle öneririm… Umut tükenmez ve yaşam aslında sıradandır… Bunu nasıl anlayıp, anlamlandırabileceği ise insana kalmıştır… Her birey, etrafındaki insanlar için lanetli bir tehdit oluşturmamak ve insan gibi insan olmak için mücadeleye devam etmelidir… Gerisi ise bizim dışımızdadır…

Share

Hits: 61

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir