Category Archives: FOTOŞOV

İŞTE HASILATI 1 MİLYAR DOLARI AŞAN FİLMLER…

İşte dünya hasılatı 1 milyar doları aşan 26 film…

Share

HOLLYWOOD’UN GÜZEL KADINLARI BİR ARADA…

Ünlü magazin dergisi Vanity Fair, Hollywood’un en güzel kadınlarının bir arada yer aldığı bir kapak yaptı… Vanity Fair’ın 2016 Hollywood sayısında 2016 Oscar’larında rakip olan Jennifer Lawrence, Cate Blanchett ve Brie Larson de bulunuyor… Dergide bu kapakta yer alan oyuncuların tek tek fotoğrafları da yer alıyor… Çekimler ise, ünlü fotoğrafçı Annie Leibovitz tarafından yapıldı… Yıldızların fotoğraflarına erişmek için tıklayınız…

hollywood-portfolio-2016

Share

KISA YOLDAN OSCAR’A GİDENLER…

Amerikan Akademi Ödülleri, diğer adıyla Oscar dünyanın en prestijli sinema ödülleri arasında belki de ilk sırada yer alıyor… Durum böyle olunca, oyuncular, yönetmenler, yapımcılar ve yabancı ülke sinemacılarının en büyük hayallerini süslüyor… Öyle ki, üzerinde ırkçılık tartışmaları bile yapılıyor son dönemde… Diğer taraftan, yıllarca sinemaya emek veren, canlandırdıkları karakterler için kilo vermeyi, hırpalanmayı, yaralanmayı göze alan oyuncular arasında bu ödüle bir türlü kavuşamayanlar da var… En bilinen örneği ise Leonardo DiCaprio… Neredeyse çocukluğundan beri filmlerde oynayan, ilk Oscar adaylığını 20 yaşında tadan ve toplamda 5’i en iyi erkek oyuncu olmak üzere 6 kez Oscar’a aday gösterilen Caprio, bir kez bile ödül alamadı… Diğer taraftan, oynadıkları filmlerde sadece bir kaç dakika görünüp Oscar’ı kapanlar da var… İşte bunların ilk 5’ini, yani en kısa sürede, kestirmeden Oscar ödülüne hak kazanan ilk 5 oyuncuyu aşağıda bulabilirsiniz… En kısa yoldan Oscar’a gidenler arasında yukarıdaki yazı posterinde gördüğünüz Sir Anthony Hopkins de var… Dört kez Oscar’a aday gösterilen Hopkins, 1992’de Kuzuların Sessizliği filmindeki 16 dakikalık rolü ile tek Oscar ödülünü kazanmıştı… Hayat, çoğu kez acımasızdır…

Share

İSTANBUL’UN EN İYİ “KİTAP-KAFE”LERİ…

Kitap ve kafe keyfini birleştirmek isteyenler için, kitap-kafeler biçilmiş kaftan… Bu mekanlarda hem mekanda bulunan kitaplara göz atıp, okuyabiliyor, hem de bir şeyler içip atıştırabiliyorsunuz… Aslında, “kıraathane” olarak bilinen ve bu coğrafyaya ait kahvehanelerin, asıl işlevlerinin dışındaki içler acısı durumunu görüp, hayıflanmamak elde değil… Neyse, dünya değişiyor ve kitap-kafeler yaygınlaşıyor… İşte sakin bir mekanda kitabını, dergisini okuyup, kahvesini içmek isteyenler için İstanbul’un en iyi kitap-kafeleri…

1. Fil Books

fil-books-1500x1000Bu mekanda sanat kitapları, bağımsız yayınlar, fotoğraflar kitapları ve çocuk kitapları yer alıyor. Burası ne bir kafe nede bir kitapçı… Burada aynı zamanda söyleşiler, kitap tanıtımları, ünlü sanatçıların konuşmalarını gerçekleştirdiği bir yer. Adres: Kemankeş Karamustafa Paşa Mah. Ali Paşa Değirmeni Sk. 1/1, Beyoğlu, İstanbul – (0212) 243 1994

2. Cafe Lumiere

cafe-lumiere-482x298Çukurcuma’da yaklaşık 200 yıllık bir binada bulunan kafe, büyük bir kütüphaneye sahip değil fakat içinde önemli eserleri bulunduruyor. Yemyeşil bahçesi ve renkli sandalyeleri ile Cihangir’in en gözde kafelerinden biri. Adres: Kuloğlu Kh. Altıpatlar Sk. No:7 Çukurcuma – Cihangir – İstanbul – (0212) 244 1267

3. Sancho Panza

sancho-panza-600x399İki katlı ve geniş bir kütüphanesi olan bu mekanın ikinci katı tamamen bir kütüphane gibi tasarlanmış. Sıcacık kahvenizi yudumlarken ikinci kata çıkıp kitabınızı rahatça okuyabilirsiniz. Adres: Duatepe sk. 29-31 /A Yeldeğirmeni Kadıköy – (0216) 450 3388

4. M.O.C.

ministry-of-coffee-675x449Mekanda bir duvar boydan boya kütüphane gibi derlenmiş. Eğer sessiz bir ortamda kahvenizi içip dergilere şöyle bir göz atmak isterseniz üst kat sizin için ideal. Adres: Teşvikiye Mahallesi, Şakayık Sokak, No 4, Şişli, İstanbul – (0212) 234 4465

5. Page Cafe Gallery

sancho-panza-600x399Oldukça büyük ve geniş bir kütüphaneye sahip olan, Kadıköy’deki bu mekan kültür-sanata ilgisi olanları en güzel şekilde ağırlıyor. Pazar kahvaltınızı dışarıda yapmayı düşünürseniz burayı da seçenekelerinzin arasında bulundurun. Adres: Caferağa Mah. Moda Cad. No 121, Kadıköy, İstanbul – (0216) 550 1124

6. Akademi 1971

akademi-1971-800x600Akademi 1971, dikkat çekici çeşitli etkinlikleri ile ön plana çıkıyor. İmza günleri ve film gösterimleri de bunların arasında. Bilgisayarınız ile saatler geçiren biri iseniz burası sizin için en uğrak mekana dönüşebilir. Adres: Caferağa Mahallesi, Sakız Sokak, No 12, Kadıköy, İstanbul – (0216) 700 1971

7. Cherry Bean Coffees

201511201407542-790x521“Şehirde taze kahve var’’ sloganı ile ün yapmak isteyen bir mekan. Kahvelerinin kalitesi ve iç dizayn insanı okumaya teşvik ediyor. Adres: Caferağa Mahallesi, Moda Caddesi, No 122, Kadıköy, İstanbul – (0212) 252 80 83

8. Tasarım Bookshop & Cafe

tasarim-bookshop-810x646Türkçe kaynakların yanı sıra yeterince yabancı kaynağı da bünyesinde barındıran bir kitap kafe. Tasarım,sanat ve mimari kitaplarıyla her kesim insanın beklentisini karşılıyor. Adres: Osmanağa Mah. Bahariye Cad. Nevzemin Sok. No:6/A Kadıköy, İstanbul – (0216) 418 3938

9. Fahriye Cafe

fahriye-cafe-640x640Bu kafe adını Müjde Ar’ın Fahriye Abla filminden almıştır. Rahat koltukları ile sizi evinizde gibi hissettirir. Mekanda kullanılan aksesuar ve eşyalarda sizi nostaljik yolculuğa çıkarır. Adres: Caferağa Mah. Moda Cad. Leylek Sokak, No 3/A, Kadıköy, İstanbul – 0505 881 1348

10. Minoa Cafe

minoa-cafe-900x600Özellikle çizgi romanları bol olan mekan, kafenin yanı sıra bir kitapçıya benziyor. Fakat burasıda tabii ki bir kitap kafe. Çizgi roman severlerin gözdesi olacak bir mekan. Adres: Süleyman Seba Caddesi, Park Apartmanı, No 52/A, Akaretler, Beşiktaş, İstanbul

 

11. Çayistanbul Kitap&Kafe

cay-istanbul-640x640İlk çayımızı İstanbul Eyüp’te yaptık, ve tadı damaklarda kaldı.. diyerek yola çıkan ve hala kurulduğu aynı yerde okurlara güzel bir atmosfer ve müzikler eşliğinde hizmet sunan bir yer. Otantik yapısı, eski İstanbul mimarisi ve Eyüp’ün mistik havasıyla birleşince huzurlu bir okuma ve sohbet zevki sizleri bekliyor. Adres: Cami kebir sokak No:1/1, Eyüp, İstanbul, Telefon : 0212 545 05 50 – 0532 690 64 64

Kaynak: listekitap.com

Share

“YILDIZ SAVAŞLARI” İÇİN YENİ POSTERLER YAYINLANDI…

Yıldız Savaşları (Star Wars) serisinin 7 nci filmi “Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor” (Star Wars: The Force Awakens), 18 Aralık 2015 günü Türkiye’de dahil tüm dünyada gösterime girecek… Gösterim günü yaklaşırken, serinin eski ve yeni kahramanlarının posterleri bir bir ortaya çıkmaya başladı… Buna karşın, Luke Skywalker (Mark Hamill) karakteri bir türlü kendini göstermiyor… Prenses Leia’nın ve Han Solo’nun ne kadar yaşlanmış olduğunu görmek ise, ilk filmleri hatırlayanlar için ayrı bir üzüntü kaynağı…

Disney ve Lucasfilm son olarak; Han Solo (Harrison Ford), Princess Leia (Carrie Fisher), Kylo Ren (Adam Driver), Finn (John Boyega) ve Rey (Daisy Ridley) karakterlerinin son posterlerini paylaştı… Finn ve Rey yeni filmin baş kahramanları iken, Adam Driver tarafından canlandırılan Kylo Ren ise filmin kötü adamı, yeni “Dart Vader” denilebilir…

Previous Image
Next Image

info heading

info content

Share

MERAKLISI İÇİN FELSEFE DOLU KİTAPLAR…

Yaşam, insan ve evren hakkında düşünmeyi sevenler için pek çok felsefe kitabı yayımlandı bugüne dek.. Ama bazıları var ki, bunlar özel olarak ilgilenilmeye değer… onedio.com sitesinde yayınlanan bir derleme dikkat çekecek kadar güzel hazırlanmış… Ancak, ben derlemeye bir kitap (Siddhartha) ekledim, bazı yapıtları ise eledim… Sizlerle paylaşıyorum:

1. Siddhartha

siddhartha

Hermann Hesse’nin, dünya klasikleri arasına girmiş bu romanı, asil Siddhartha Gautama’nın yani Buddha’nın hayatını konu alır. Roman kahramanı Siddhartha, tıpkı Buddha gibi bir prenstir. Gerçek bilgiye ulaşmak için babasının uzun süreli direnişine aldırmayarak sarayını, gençliğini ve ailesini geride bırakarak ormanlara çekilir. Gezgin bir dilenci olarak yaşamını sürdürdüğü uzun bir dönemin ardından Buddha ile karşılaşır ve aralarında uzunca bir sohbet geçer. Buddha ona, Budizm’in içrek (ezoterik) yapısını ve felsefi derinliğini anlatır. Uzun meditasyon denemelerinden sonra aradığını tam olarak bulamamanın verdiği bıkkınlıkla hedefine götürecek aracı değiştirerek bir kente yerleşir ve ticaretle uğraşmaya başlar. İleri yaşlarında içindeki boşluğun baskısıyla birlikte yaşadığı kadını, varlığını henüz bilmediği çocuğunu ve edinmiş olduğu tüm servetini geride bırakarak yeniden kaçınık yaşama geri döner. Siddhartha daha sonra bir ırmağın kıyısında kayıkçılık yapan yoksul bir kayıkçı olan Vasudeva’nın yanına yerleşir. Vasudeva Siddhartha’ya gerçek bilgiye ve aydınlanmaya ulaşabilmesi için klavuzluk edecektir. Romanın sonunda Siddhartha ırmakta gerçek bilgiyi bulur ve aydınlanır…

2. Sofie’nin Dünyası

sofinin dünyası

Norveçli yazar Jostein Gaarder tarafından 1991 yılında yazılmıştır. 1995 yılından sonra İngilizce’ye ve diğer dillere çevrisi yapılmıştır. Kitap, 30 milyondan fazla kopyasıyla Norveç dışındaki Norveçli yazarlarından tümünden daha başarılı olmuştur.

Sofie, bir gün posta kutusunda “Kimsin sen?” yazılı bir kart bulur ve bundan hareketle felsefe tarihinde yanıtlanmış tüm sorulara cevap bulur. Romanın sonunda aslında Lübnan’daki bir BM taburunda görevli olan bir binbaşının kızına doğum günü hediyesi olarak yazdığı bir romanın parçası olmasını anlamasıyla biter. Jostein Gaarder’in felsefe alanında yazdığı bu kitap insanı kendi içine çekerek edebiyat tarihinde hakkı olan yeri almaktadır. Roman içinde roman denilebilecek, her yaştan insanı kendi içine çekebilecek türden bir başyapıt, mistik tarihin felsefe taşı…

3. Özgürlüğe Uçuş

ozgurluge ucus

Her zaman kendimize şu soruları sorup cevap aramışızdır; “Mutluluk nedir?”, “Genç olmanın anlamı nedir?”, “Kendimizi nasıl inşa edebiliriz?”. Bütün bu soruların cevapları, yazarın 21 psikoloji makalesinden oluşan Özgürlüğe Uçuş kitabında; İnsanın Kendisi Olmasının Muhteşem Sanatı, Çift Ayna, Özgürlük ve Yazgı, Hayatta Başarmak, Bizi Yoran ve Dinlendiren Şeyler, Değişim Korkusu, Tekrarlama, Bilinç Durumları Bulaşıcıdır, Kişiliğin Değişimleri, Biz İnsanlar Neden Yalan Söylüyoruz?, İnsan Motivasyonları, Dinlemeyi Bilmek, Hepimiz Daha Fazlasını İstiyoruz, Gençlik Bunalımı, İnsanlar İnsanlardan Korkuyor, Bağlanma ve Özgürlük, Emin Olmak ve Fanatizm, Koruyan ve Tahrip Eden Kalkanlar, Ne İçin ve Nereye, Zor Olan – Kolay Olan ve Mutluluk… İnsanın iç dünyasına yolculuk yapmak isteyenlerin kaçırmaması gereken bir eser.
4. Bhagavad Gita

Bhagavad-Gita-Kitap
Antik Hindistan’ın manevi dünyasını, düşüncelerini, değerlerini ve yaşamı algılayışını keşfetmek için eşsiz bir eser olan Mahabharata’nın belki de en önemli bölümü, felsefi ve mistik kalbi, öğretileri sentezleyerek dile getiren Bhagavad Gita’dır. Bhagavad Gita, etik davranış alanından başalar, evreni yöneten doğa yasalarını açıkladıktan sonra Hint felsefesinin, kozmosun var oluşu ve manevi kökenleri ile ilgili kavramlarını açıklar. Eserde bu öğretiler her zaman Arjuna yani kendisini tanımak ve potansiyellerini keşfederek daha iyi bir insana dönüşmek isteyen bilgelik adayı ile yakından ilintili olup hiçbir zaman salt entelektüel bir araştırma görünümüne sahip değildir. Bu kitap, derin ve manevi bir bilginin ve gözlemin meyvesi olup; insanı, maddi, psikolojik ve manevi yönleriyle ve bir parçası olduğu evren ile bir bütünlük içerisinde değerlendirmektedir. Bhagavad Gita, karmaşık olmayan ama insanın ruhsal arayışında sorduğu sorular ve mücadele ettiği açmazlar için gerçek cevaplar ve çözümler sağlayabilen değerli fikirleri ve kavramları bizlere sağlamaktadır.

5. Sessizliğin Sesi

sessizligin_sesi_tn
Nasıl ki kulaklarımızın sesleri duyabilmesi için sessiz bir ortam gerekli ise insanın da ruhunu göğe yükseltecek gerçekleri duyabilmesi için ilk şart sessizliğin sağlanmasıdır. Burada ki sağlanacak sessizlik,  dışsal ve bizden bağımsız olan bir tanımlama değil, aksine içsel karmaşamızın bir tanımıdır. Sağlanacak içsel sessizliğin ardından insanın aklındaki perde kalkacak ve arzulardan arınmış bir halde, pırıl pırıl bir güneş görünümü alacaktır. Avare isteklerden arınmış akıl sade ve sadece gerçeği bulma çabasına girecek ve hayatı boyunca bu yolda devam edecektir. Sessizliğin Sesi insan zihnini sığlıktan kurtarıp derin sularda kulaç atmaya teşvik etmesi bakımından , cehalet odalarına bağlanmış prangalarını kırmak isteyenler için Madam Helena Petrovna Blavatsky tarafından Batı dünyasına kazandırılmış mükemmel bir bilgelik kitabıdır.

6. Tanrısal Öngörü

tanrisal ongoru
Stoa felsefesinin Fortuna (Talih), Fatum (Kader) ve Providentia (Tanrısal Öngörü) kavramları üzerine, antikçağdan elimize geçen en önemli metinlerden birisi olan De Providentia, retorik sanatının incelikleriyle örülü üslubuyla her şeyden önce klasik bir edebiyat metnidir. İçeriğinin Stoik ahlak ilkeleriyle döşeli oluşu, tanrı ve insan ilişkilerinin ayrıntılı olarak sorgulanması, iyi ve kötü değerlerinin açık ve seçik ifadelerle aydınlatılması, yaşam ve ölüm kavramlarına yaklaşımı açısından değerlendirildiğinde, bu eser Roma’dan günümüze kalan örnek bir ahlak felsefesi metni özelliği kazanır. İnsan zihni evreni, tanrıyı, insanı, iyiliği, kötülüğü, doğayı, kaderi, talihi, talihsizliği, sabretmeyi, yaşamı, ölümü sorguladıkça, satırlarında edebiyatla felsefeyi buluşturan De Providentia samimi diliyle ona sonsuza değin ışık tutacaktır.

7. Küçük Prens

kucuk-prens
Küçük Prens, büyüdüklerinde tüm hayal güçlerini yitiren yetişkinlerin, günlük yaşamın rutin işlerine gömülerek sorgusuz sualsiz yaşamalarından kaynaklanan içsel boşluklarına ve yalnızlıklarına değinir. Yaşamın rutinine teslim olmuş bu yetişkinler, kendi yaratımları olduğunu bilmedikleri bir hayatın gizli mahkumlarıdır. Farkına varamadıkları ama onları hareket etmekten alı koyan zincirlerine sıkı sıkıya tutunmuş, bir yandan da kurtuluşu arzu etmektedirler. Gün gelir, yaşam onlara bir fırsat sunar ve bu fırsat onlara Küçük Prens görünümünde gelir. Fakat ne yazık ki gözlerinin körlüğü sebebiyle onu göremezler. Dünya adlı gezegende bir yetişkin, Küçük Prens’i görmeyi başarır ve çoraklaşmış zihninin uzun zamandır susuzluğunu duyumsadığı yaşam suyunu, ruhunu, onun yardımıyla yeniden keşfeder. Küçük Prens, insan zihninin nasıl çoraklaştığını ve onun nasıl yeniden bir vahaya dönüştürülebileceğini anlatan ruhsal bir keşif yolculuğudur.

8. Devlet

devlet
Devlet Sokrates’in sağlıklı ve mutlu bir toplum hayatı için düşündüğü devlet modelini anlatır. Günümüzdeki devlet felsefesi üzerinde temel kaynaklardan biri olması açısından önemlidir. Aynı zamanda mutluluk felsefesi üzerine yazılmış bir metindir. Eser Platon tarafından yazılmıştır. Fakat eserde Platon’un hocası olan Socrates’in konuşmaları yer almaktadır. Platon, “Devlet” adlı eserinde ideal devletin nasıl olacağını belirtmiştir. Bu devlette insanlar üç sınıfa bölünmüştür; Çalışanlar (işçiler,çiftçiler, zanaatkarlar), bekçiler (askerler) ve yöneticiler. İşçi sınıfı çalışıp üretimde bulunarak devletin maddi ihtiyaçlarını karşılar. Bekçiler sınıfı toplum içinde güvenliği ve dışarıya karşı devletin varlığını savunur. Yöneticiler sınıfı ise devleti yönetir. Bu toplumda her sınıfın bir erdemi vardır. İşçi sınıfının erdemi kanaatkâr olmak, bekçi sınıfının erdemi cesaret, yöneticilerin erdemi ise bilgeliktir. Ayrıca bu toplumda kadın-erkek eşitliği mevcuttur…

9. Simyacı

simyaci
Simyacı (özgün adı O Alquimista), Brezilyalı eski şarkı sözü yazarı Paulo Coelho’nun, yayınladığı 1988 yılından bu yana dünyayı birbirine katan, eleştirmenler tarafından bir fenomen olarak değerlendirilen üçüncü romanıdır. Simyacı, altı yılda kırk iki ülkede yirmi altı dile çevrildi ve yedi milyondan fazla sattı. Bu, Gabriel Garcia Marquez’den bu yana görülmemiş bir olay. Roman, yüreğinde çocukluğunu yitirmemiş olan okurlar için bir klasik kimliği kazanmıştır. Simyacı, İspanya’dan kalkıp Mısır Piramitlerinin eteklerinde hazinesini aramaya giden Endülüslü çoban Santiago’nun masalsı yaşamının felsefi öyküsüdür. Simyacı’yı bulmak kendini bulmaktır… Simyacı’nın dünya çapında bu kadar satmasının sebebi belki de kılavuzculuk niteliğinin ön planda olmasıdır. Simyacı’yı okumak , herkes uykudayken şafak vakti güneşin doğuşunu beklemektir.

10. Sokrates’in Savunması

sokratesin_savunmasi
Sokrates’in Savunması, Yunan filozof Platon tarafından yazılmış, Sokrates’in bir grup Atinalı tarafından şehrin tanrılarına inanmayışı ve gençlerin ahlakını bozması gerekçesiyle suçlanışını, Atina demokrasisi tarafından yargılanışını ve cezalandırılmasını konu alan diyalog. Euthyphron adlı diyalogun devamı niteliğindedir. Eser, Euthyphron ve Kriton ile birlikte bir üçleme oluşturur. Euthyphron mahkemenin hemen öncesini, Savunma mahkeme sürecini, Kriton ise mahkeme sonrasını anlatır.

Atina-Sparta arasındaki Peloponez Savaşı ve sonrasında binlerce insanın öldürülmesine veya sürgününe sebep olan Otuz Tiran’ın kovulmasının ardından MÖ 403 yılında Atina demokrasisi yeniden yapılanma sürecine girdi. Farklı kesimlerden Atinalılar, genç nüfusunu kaybetmiş ve salgınlarla boğuşan şehri tekrar inşa edebilmek için birlikte çalışmaya başladılar. Şehrin yasaları revize edildi. Böyle bir dönemde yaşam tarzı “felsefe yapmak” olarak özetlenebilecek olan Sokrates; soruları, eski hikmetleri bazen denetleyen, bazen çürüten sorgulayıcılığı ve Atina’nın önde gelenlerine yönelttiği eleştirileri ile birçok düşman kazandı. Oligarşinin yerine demokrasi gelmiş olmasına rağmen hâlen yeniden yapılanmaya çalışan Atina demokrasisi; arkasında Otuz Tiran’ın kovulmasında etkin rol oynamış, Atina ordusunda komutan olarak hizmet etmiş Anytos ve Atinalı aristokrat Lykon olan, Euthyphron diyalogunda hakkında silik bir delikanlı olarak söz edilen Meletos adlı bir genç tarafından “gençlerin ahlakını bozmak ve dinsizlik” suçlamalarıyla açılan dava sonucunda, 500’ler Meclisikararıyla,70 yaşındaki Sokrates’i MÖ 399’da ölüme mahkûm etti.

11. TEB

teb
Kitap, Arkaik ve tarih öncesi Mısır’daki piramitlerde gerçekleştirilen ezoterik içerikli tapınma ve Firavunlar için yapılan cenaze törenlerini açıklamakta, ayrıca Mısır’daki Kolos, Sfenks ve tapınaklardan toplanarak bazı müzelerde sergilenen tabut ve mumyalar hakkında bilgi vermektedir.

12. Felsefenin Tesellisi

felsefenin tesellisi
Alain De Botton bütün zamanların en büyük düşünlerini seçip, bu dahilerin arasında günlük yaşama ilişkin bilgice yaklaşımları bir araya getiriyor. Kitabı altı bölüme ayrılıyor, her bölümde bir filozofun yaşamında ve yazdıklarında yola çıkarak ayrı bir sorunu ele alınıyor. Toplum tarafından kabul görmemenin tesellisini Sokrates’te, yeterince paraya sahip olmamanın tesellisi Epikürüs’te, düş kırıklığı yaşamanın tesellisi Seneca’da, kendini yetersiz hissetmenin tesellisi Montaigne’de, kırık bir kalbin tesellisi Shopenhour’da buluyor. Başkalarının yaşantısını kıskanarak acı çekenlere Nietzche’yi öneriyor. Gündelik hayatta karşılaşabileceğimiz ve bizi düşündüren olaylar karşısında tatmin edici bilgiler sunan bir kitap olarak görüyorum.

13. Anılar Düşler Düşünceler

jung
Analitik psikolojinin kurucusu Carl Gustav Jung, 1957 baharında 81 yaşındayken, tüm bir yaşam öyküsünü meslektaşı ve yakın dostu Aniela Jaffé’ye anlatmayı kabul etti. O güne dek yaşamöyküsünü yazması yolundaki tüm önerileri geri çevirmiş olan Jung, belirli aralıklarla düzenlenen söyleşilerde, yaşamının hiç bilinmeyen yönlerini Jaffé’ye anlattı. İki yıldan fazla bir zaman kendini bu uğraşa adamakla kalmadı, 1961’deki ölümüne kadar kitabın son biçimini almasına katkıda bulundu. Anılar, Düşler, Düşünceler, insan zihninin en büyük kâşiflerinden birinin, yaşamının en gizli köşelerine kadar uzanan içten açıklamalarından oluşuyor. Bu benzersiz kitap, kişilik, rüyalar ve fanteziler ile din konusunda tüm insanlığı etkileyen düşünceleri geliştirmiş olan Jung’un, ilginç ve bir o kadar da saklı kişiliğini kendi ağzından gözler önüne seriyor. Önce hayranı olduğu, sonradan derin görüş ayrılıklarına düştüğü Sigmund Freud’la ilişkilerine birinci elden ışık tutuyor.

14. Tragedya

trajedi

İsmini Eleusis Gizemleri’nden alan Trajedi; aslen, Dionysos-Bakhus ile ilişkili epik hikayelerden kaynaklanmaktadır. Aeschylus’a göre, trajedinin gelişimi için temel oluşturan tema ya da ana fikir, dünyevi şeylere çok az değinebilecek olan, tanrısal insanüstü bir meseledir…

Share

“DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİMİZİ” GÖRDÜNÜZ MÜ?..

Bir süredir güzelliğin ne olduğunu unutan dünyalılara bir hatırlatma olması amacıyla, dünyanın muhteşemliğini temsil eden en güzel yıldızların en az bilinen fotoğraflarından oluşan bir “Dünyanın En Güzel Kadınları Serisi” başlattık… Yaşayan bir seri olması planlanan serinin ilk bölümünde biri yerli olmak üzere 8 güzel kadın var… Aşağıda, güzel yıldızların fotoğrafları ve bazı kişisel bilgilerinden oluşan videolarımızı beğeninize sunuyoruz… Videoların üzerine tıklamanız yeterli…

1) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: JENNIFER LAWRENCE (3:03)

2) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: CAMERON DIAZ (2:00)

3) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: ANGELINA JOLIE (3:17)

4) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: UMA THURMAN (2:42)

5) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: MILLA JOVOVICH (2:49)

6) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: DIANE KRUGER (3:10)

7) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: BEREN SAAT (3:52)

8) DÜNYANIN EN GÜZEL KADINLARI SERİSİ: CHARLIZE THERON (3:17)

Share

JENNIFER LAWRENCE’I HİÇ BÖYLE GÖRMEMİŞTİK…

Vanity Fair dergisinde, son dönemin hem güzelliği hem de oyunculuk yetenekleri ile en önemli yıldızları arasında yer alan Jennifer Lawrence’ın alışkın olmadığımız bir fotoğrafı yer aldı… Bu fotoğrafta, Jennifer Lawrence büyük bir kırmızı kuyruklu Kolombiya boa yılanı ile birlikte görülüyor… Bu fotoğraf çekilirken, Jennifer Lawrence’ın cesaretinin hayret verici olduğu da belirtiliyor… Dergide, “Jennifer Lawrence’ın güç, çekicilik ve espri yeteneğinin mükemmel bir birleşimi olduğu vurgulanıyor…

1990 Kentucky doğumlu ve 1,75 boyunda olan Jennifer Lawrence, 3 kez aday olduğu Altın Küre’de Winter’s Bone ile alamadığı ödülü Silver Linings Playbook ve American Hustle filmleriyle kazandı… Aynı şekilde 3 kez de Oscar adayı olduğu bu filmlerden Silver Linings Playbook filmindeki inanılmaz performanıyla Oscar’ı aldı… Her fırsatta ünlü olmayı sevmediğini söyleyen Jennifer Lawrence, şöhreti ile yaşama esprili bakışı sayesinde başa çıktığını belirtiyor…

Resmi büyütmek için üzerine tıklayınız…

jenn lawrence with a snake

Share

ANITA EKBERG YAŞAMA VEDA ETTİ…

İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin 1960 yapımı “Tatlı Hayat” (La Dolce Vita) filmindeki Sylvia karakteri ile ünlenen İsveçli aktrist Anita Ekberg 84 yaşında vefat etti… Tatlı Hayat, gösterime girdiği dönemde gişe rekorları kırmıştı….

Sinema kariyerini bıraktıktan sonra yaşamını Roma yakınlarındaki Genzano kasabasında sürdüren Ekberg, tedavi gördüğü San Raffaele di Rocca di Papa Kliniğinde yaşamını yitirdi… Ekberg, sinema kariyeri boyunca 60’dan fazla filmde rol almıştı… 1960’a kadar 10’u aşkın filmde rol alan Ekberg, esas çıkışını ünlü İtalyan yönetmen Federico Fellini’nin komedi-dram türündeki Tatlı Hayat filmiyle yaptı… Ekberg’in bu filmde canlandırdığı Sylvia karakterinin filmin Roma’nın ünlü tarihi turistik yerlerinden Trevi Çeşmesi’nde çekilen sahnesini hatırlamayan yoktur… Ekberg, filmde Marcello Mastroianni ile birlikte oynamıştı… Fellini’ye 13. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye ödülünü kazandıran filmdeki cüretkar oyunculuğuyla dikkati çeken Anita Ekberg, Fellini’nin filmiyle ünlü olduğu tezine karşılık Fellini’nin kendisi sayesinde ün kazandığını savunmuştu…

Aıl adı Kerstin Anita Marianne Ekberg olan yıldız zamanının seks sembolü idi… Yedi erkek ve kız kardeşle büyüyen Anita Ekberg, 1950 yılında İsveç güzeli seçildi ve sinemaya 1953 yılında Tyrone Power ile birlikte rol aldığı Sevimli Kumarbaz filmiyle adım attı… 1956’da ise “En Çok Umut Veren Oyuncu” dalında Altın Küre ödülünü aldı… 

ANITA EKBERG’İN EN GÜZEL FOTOĞRAFLARI…

Share

VİRNA LİSİ HAYATA VEDA ETTİ…

İtalyan sinemasının ve bir zamanlar dünyanın en güzel kadınlarından biri sayılan Virna Lisi bugün yaşama veda etti… 8 Eylül 1937’de İtalya’nın Ancona şehrinde doğan Lisi 77 yaşındaydı…

Virna Lisi, sinema kariyerine 1953 yılında henüz 16 yaşındayken başladı ve 100’den fazla sinema filminde rol aldı… Bir zamanlar “İtalyan Tanrıça” olarak anılan Lisi, sinemaya önce tartışmasız güzel fiziği nedeniyle kabul edildi, ancak zamanla oyunculuk yetenekleri de ortaya çıktı… Öyle ki, 1960’ların ortalarında Marilyn Monroe’da boşalan yeri dolduracak yeni bir mavi gözlü sarışın aktris modeli arayan Hollywood, bu boşluğu Virna Lisi ile doldurdu… Bu yıllarda Hollywood’un ünlü yönetmen ve aktörleriyle filmler yapan Lisi, en çok “How to Murder Your Wife” (Karınızı Nasıl Öldürürsünüz) (1965) filminde Jack Lemmon’la, “Not with My Wife, You Don’t!” (1966) filminde Tony Curtis’le, “Assault on a Queen” (1966) filminde Frank Sinatra’yla, “La Ragazza e il Generale” filminde Rod Steiger’la, “The Secret of Santa Vittoria” filminde ve “The 25th Hour” filmlerinde de Anthony Quinn’le başrolleri paylaştı… 1994’te Isabelle Adjani ve Daniel Auteuil’le birlikte rol aldıkları “La Reine Margot” (Kraliçe Margot) filmi ile Cannes Film Festivali’nde “en iyi kadın oyuncu ödülünü” kazandı… Aynı filmle Fransa’nın Oscar’ı sayılan César ödülünü de aldı…

Dünyada giderek azalan güzelliği tekrar hatırlamak için aşağıdaki videoya ve fotoğraflara bir göz atın…

VİRNA LİSİ’NİN PASTANIN İÇİNDEN ÇIKTIĞI ÜNLÜ SAHNESİ…

[youtube]http://www.youtube.com/watch?v=DfoyQ5QH5Fw[/youtube]

VİRNA LİSİ’NİN EN GÜZEL FOTOĞRAFLARI…

Share