Category Archives: SON HABERLER

SARAYIN GÖZDESİ (THE FAVOURITE) FİLMİ İÇİN BİR YORUM…

Bir saat ve 59 dakikalık süresi boyunca durgun bir seyirle devam eden Sarayın Gözdesi (The Favourite), yönetmen Yorgos Lanthimos‘un daha önceki önemli filmlerinden The LobsterKöpekdişi ve Kutsal Geyiğin Ölümü gibi “değişik” denebilecek bir film… Bir dönem filmi olmasına rağmen, seyirciyi eski devirlerin sıkıcı havası içinde boğmamayı başarıyor… Bu başarıda filmin üç önemli kadın oyuncusu Olivia Colman (kraliçe Anne), Rachel Weisz (Marlborough Düşesi Lady Sarah) ve Emma Stone‘un (Abigail) büyük payı var… Söz konusu başarı geçen haftalarda dağıtılan Altın Küre (Golden Globe) ödülleri gecesi de tescillendi… Kraliçe Anne’i canlandıran Olivia Colman En İyi Kadın Oyuncu (Müzikal ve Komedi dalında) ödülünü kazanırken, Emma Stone ve Rachel Weisz ise aday olmalarına rağmen ödül kazanamadı… Filmin aday olmakla birlikte ödül kazanamadığı diğer iki branş ise En İyi Senaryo ve En İyi Film dallarıydı… 

Film başından sonuna dek, üç kadın kahraman arasında sürüyor… Derin depresyonda olan ve başka yorucu hastalıklarla boğuşan Kraliçe Anne’in gözdesi ve  çocukluktan hem arkadaşı hem de sevgilisi olan Lady Sarah’ın, İngiltere’nin siyaseti de dahil olmak üzere, Kraliçe ile olan ilişkisinden kaynaklanan büyük bir gücü varken, bu güç saraya gelen kuzeni Abigail yüzünden bozulmaya yüz tutuyor ve iki kadının güç mücadelesi Kraliçe üzerinden devam ediyor… Abigail, müflis babasının yüzünden bir zamanlar yaşadıkları aristokrat hayatı bitirmiş ve deyim yerindeyse babasının kumar borcu karşılığında sattığı bir Alman’ın kapaması olmuştur… Filmde bu hayattan nasıl kurtulduğu anlatılmaz ama Abigail, İngiltere sarayındaki kuzeni Lady Sarah’ın yanına gelmeyi akıl eder ve buradaki olaylara ve Kraliçe ve Sarah arasındaki ilişkiye şahit olur… Bu durumu eski aristokrat hayatına dönmek için bir fırsat olarak gören Abigail, öncelikle Kraliçe’nin gözdesi olan kuzeni Lady Sarah’ı uzaklaştırması hatta ortadan kaldırması gerekeceğini anlar ve harekete geçer… 

IMDb puanı 8,0 olan filmde sahnelerin çekim açıları ve görüntüleri mükemmel… Kıyafetleri söylemeye gerek yok, sanırım henüz açıklanmayan 2019 Oscar ödüllerinde bu dalda da kesin aday olur diye düşünüyorum… Filmin, önümüzdeki şubat ayında verilecek Oscar ödüllerinde, hemen hemen bütün temel dallarda aday olması beklenebilir… İzlemenizi hararetle tavsiye ederim…

Share

Hits: 56

2019 AMERİKAN FİLM ELEŞTİRMENLERİ ÖDÜLLERİ (CRITIC’S CHOICE) VERİLDİ…

Sinema ve TV filmlerini değerlendiren Amerikan Film Eleştirmenleri (Critics’ Choice) Ödülleri’nin 24 üncüsü geçen hafta sonunda dağıtıldı… Lady Gaga En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alırken, The Favourite filmi 14, Black Panther filmi ise 12 kategoride adaylık aldı… İşte sinema dalında ödül adaylarının ve kazananların tam listesi:

En İyi Film

  • Black Panther
  • BlacKkKlansman
  • The Favourite
  • First Man
  • Green Book
  • If Beale Street Could Talk
  • Mary Poppins Returns
  • Roma (Kazanan)
  • A Star Is Born
  • Vice

En İyi Kadın Oyuncu

  • Yalitza Aparicio, Roma
  • Emily Blunt, Mary Poppins Returns
  • Glenn Close, The Wife (Kazanan)
  • Toni Collette, Hereditary
  • Olivia Colman, The Favourite
  • Lady Gaga, A Star Is Born (Kazanan)
  • Melissa McCarthy, Can You Ever Forgive Me?

En İyi Erkek Oyuncu

  • Christian Bale, Vice (Kazanan)
  • Bradley Cooper, A Star Is Born
  • Willem Dafoe, At Eternity’s Gate
  • Ryan Gosling, First Man
  • Ethan Hawke, First Reformed
  • Rami Malek, Bohemian Rhapsody
  • Viggo Mortensen, Green Book

En İyi Yönetmen

  • Damien Chazelle, First Man
  • Bradley Cooper, A Star Is Born
  • Alfonso Cuarón, Roma (Kazanan)
  • Peter Farrelly, Green Book
  • Yorgos Lanthimos, The Favourite
  • Spike Lee, BlacKkKlansman
  • Adam McKay, Vice

En İyi Komedi Filmi

  • Crazy Rich Asians (Kazanan)
  • Deadpool 2
  • The Death of Stalin
  • The Favourite
  • Game Night
  • Sorry to Bother You

En İyi Erkek Oyuncu (Komedi)

  • Christian Bale, Vice (Kazanan))
  • Jason Bateman, Game Night
  • Viggo Mortensen, Green Book
  • John C. Reilly, Stan & Ollie
  • Ryan Reynolds, Deadpool 2
  • Lakeith Stanfield, Sorry to Bother You

En İyi Kadın Oyuncu (Komedi)

  • Emily Blunt, Mary Poppins Returns
  • Olivia Colman, The Favourite (Kazanan)
  • Elsie Fisher, Eighth Grade
  • Rachel McAdams, Game Night
  • Charlize Theron, Tully
  • Constance Wu, Crazy Rich Asians

En İyi Kadro

  • Black Panther
  • Crazy Rich Asians
  • The Favourite (Kazanan)
  • Vice
  • Widows

En İyi Bilim Kurgu / Korku Filmi

  • Annihilation
  • Halloween
  • Hereditary
  • A Quiet Place (Kazanan)
  • Suspiria

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

  • Amy Adams, Vice
  • Claire Foy, First Man
  • Nicole Kidman, Boy Erased
  • Regina King, If Beale Street Could Talk (Kazanan)
  • Emma Stone, The Favourite
  • Rachel Weisz, The Favourite

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

  • Mahershala Ali, Green Book (Kazanan)
  • Timothée Chalamet, Beautiful Boy
  • Adam Driver, BlacKkKlansman
  • Sam Elliott, A Star Is Born
  • Richard E. Grant, Can You Ever Forgive Me?
  • Michael B. Jordan, Black Panther

En İyi Genç Erkek / Kadın Oyuncu

  • Elsie Fisher, Eighth Grade (Kazanan)
  • Thomasin McKenzie, Leave No Trace
  • Ed Oxenbould, Wildlife
  • Millicent Simmonds, A Quiet Place
  • Amandla Stenberg, The Hate U Give
  • Sunny Suljic, Mid90s

En İyi Şarkı

  • All the Stars, Black Panther
  • Girl in the Movies, Dumplin’
  • I’ll Fight, RBG
  • The Place Where Lost Things Go, Mary Poppins Returns
  • Shallow, A Star Is Born (Kazanan)
  • Trip a Little Light Fantastic, Mary Poppins Returns

En İyi Aksiyon Filmi

  • Avengers: Infinity War
  • Black Panther
  • Deadpool 2
  • Mission: Impossible — Fallout (Kazanan)
  • Ready Player One
  • Widows

En İyi Animasyon Filmi

  • The Grinch
  • Incredibles 2
  • Isle of Dogs
  • Mirai
  • Ralph Breaks the Internet
  • Spider-Man: Into the Spider-Verse (Kazanan)

En İyi Orijinal Senaryo

  • Bo Burnham: Eighth Grade
  • Alfonso Cuarón: Roma
  • Deborah Davis and Tony McNamara: The Favourite
  • Adam McKay: Vice
  • Paul Schrader: First Reformed (Kazanan))
  • Nick Vallelonga, Brian Hayes Currie and Peter Farrelly: Green Book
  • Bryan Woods, Scott Beck and John Krasinski: A Quiet Place

En İyi Uyarlama Senaryo

  • Ryan Coogler and Joe Robert Cole: Black Panther
  • Nicole Holofcener and Jeff Whitty: Can You Ever Forgive Me?
  • Barry Jenkins: If Beale Street Could Talk (Kazanan)
  • Eric Roth, Bradley Cooper and Will Fetters: A Star Is Born
  • Josh Singer: First Man
  • Charlie Wachtel, David Rabinowitz, Kevin Willmott and Spike Lee: BlacKkKlansman

En İyi Sinematografi

  • Alfonso Cuarón, Roma (Kazanan)
  • James Laxton, If Beale Street Could Talk
  • Matthew Libatique, A Star Is Born
  • Rachel Morrison, Black Panther
  • Robbie Ryan, The Favourite
  • Linus Sandgren, First Man

En İyi Prodüksiyon Tasarımı

  • Hannah Beachler and Jay Hart, Black Panther (Kazanan)
  • Eugenio Caballero and Barbara Enriquez, Roma
  • Nelson Coates and Andrew Baseman, Crazy Rich Asians
  • Fiona Crombie and Alice Felton, The Favourite
  • Nathan Crowley and Kathy Lucas, First Man
  • John Myhre and Gordon Sim, Mary Poppins Returns

En İyi Kurgu

  • Jay Cassidy, A Star Is Born
  • Hank Corwin, Vice
  • Tom Cross, First Man (Kazanan)
  • Alfonso Cuarón and Adam Gough, Roma
  • Yorgos Mavropsaridis, The Favourite
  • Joe Walker, Widows

En İyi Kostüm Tasarımı

  • Alexandra Byrne, Mary Queen of Scots
  • Ruth Carter, Black Panther (Kazanan)
  • Julian Day, Bohemian Rhapsody
  • Sandy Powell, The Favourite
  • Sandy Powell, Mary Poppins Returns

En İyi Saç ve Makyaj

  • Black Panther
  • Bohemian Rhapsody
  • The Favourite
  • Mary Queen of Scots
  • Suspiria
  • Vice (Kazanan)

En İyi Görsel Efekt

  • Avengers: Infinity War
  • Black Panther (Kazanan)
  • First Man
  • Mary Poppins Returns
  • Mission: Impossible — Fallout
  • Ready Player One

En İyi Film Müziği

  • Kris Bowers, Green Book
  • Nicholas Britell, If Beale Street Could Talk
  • Alexandre Desplat, Isle of Dogs
  • Ludwig Göransson, Black Panther
  • Justin Hurwitz, First Man (Kazanan)
  • Marc Shaiman, Mary Poppins Returns

Yabancı Dilde En İyi Film

  • Burning
  • Capernaum
  • Cold War
  • Roma (Kazanan)
  • Shoplifters…
Share

Hits: 32

BAFTA 2019 ÖDÜLLERİ İÇİN ADAYLAR AÇIKLANDI…

72 nci Bafta Ödülleri (İngiliz Akademisi Ödülleri) için adaylar açıklandı… En fazla adaylık alan filmler arasında sürpriz sayılmayacak şekilde; Yorgos Lanthimos’un Sarayın Gözdesi, Altın Küre ödüllü Freddie Mercury biyografisi Bohemian Rhapsody, Bradley Cooper yönetmenliğindeki Bir Yıldız Doğuyor, Oscar ödüllü yönetmen Damien Chazelle’in Ay’da İlk İnsan ve Spike Lee’nin Karanlıkla Karşı Karşıya filmleri de yer alıyor… 2019 Bafta Ödülleri, 10 Şubat 2019 gecesi gerçekleştirilecek törenle sahiplerini bulacak… İşte 2019 BAFTA’nın aday listesi:

En İyi Film

Karanlıkla Karşı Karşıya
Sarayın Gözdesi
Yeşil Rehber
Roma
Bir Yıldız Doğuyor

En İyi Britanya Filmi

Beast
Bohemian Rhapsody
Sarayın Gözdesi
McQueen
Stan & Ollie
You Were Never Really Here

İngiliz Senarist/Yönetmen/Yapımcıdan En İyi İlk Film

Apostasy – Daniel Kokotajlo (writer/director)
Beast – Michael Pearce (writer/director), Lauren Dark (producer)
A Cambodian Spring – Chris Kelly (writer/director/producer), 
Pili – Leanne Welham (writer/director), Sophie Harman (producer)
Ray & Liz – Richard Billingham (writer/director), Jacqui Davies (producer)

Yabancı Dilde En İyi Film

Kefernahum
Soğuk Savaş 
Dogman 
Roma 
Arakçılar

En İyi Belgesel

Free Solo
McQueen 
RBG
They Shall Not Grow Old 
Three Identical Strangers

En İyi Animasyon

İnanılmaz Aile 2
Köpek Adası
Örümcek Adam: Örümcek Evreninde

En İyi Yönetmen

Karanlıkla Karşı Karşıya- Spike Lee
Soğuk Savaş – Paweł Pawlikowski
Sarayın Gözdesi – Yorgos Lanthimos
Roma – Alfonso Cuarón
Bir Yıldız Doğuyor – Bradley Cooper

En Özgün Senaryo

Soğuk Savaş – Janusz Głowacki, Paweł Pawlikowski
Sarayın Gözdesi – Deborah Davis, Tony McNamara
Yeşil Rehber – Brian Currie, Peter Farrelly, Nick Vallelonga
Roma – Alfonso Cuarón
Vice – Adam McKay

En İyi Uyarlama Senaryo

Karanlıkla Karşı Karşıya – Spike Lee, David Rabinowitz, Charlie Wachtel, Kevin Willmott
Can You Ever Forgive Me? – Nicole Holofcener, Jeff Whitty
Ay’da İlk İnsan – Josh Singer
If Beale Street Could Talk – Barry Jenkins
Bir Yıldız Doğuyor – Bradley Cooper, Will Fetters, Eric Roth

En İyi Kadın Oyuncu

Glenn Close – The Wife
Lady Gaga – A Star Is Born
Melissa McCarthy – Can You Ever Forgive Me?
Olivia Colman – The Favourite
Viola Davis – Widows

En İyi Erkek Oyuncu

Bradley Cooper – A Star Is Born
Christian Bale – Vice
Rami Malek – Bohemian Rhapsody
Steve Coogan – Stan & Ollie
Viggo Mortensen – Green Book

En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu

Amy Adams – Vice
Claire Foy – Ay’da İlk İnsan
Emma Stone – Sarayın Gözdesi
Margot Robbie – Mary Queen of Scots
Rachel Weisz – The Favourite

En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu

Adam Driver – Karanlıkla Karşı Karşıya
Mahershala Ali – Green Book
Richard E Grant – Can You Ever Forgive Me?
Sam Rockwell – Vice
Timothée Chalamet – Beautiful Boy

En İyi Orijinal Müzik

Karanlıkla Karşı Karşıya
If Beale Street Could Talk 
Köpek Adası 
Mary Poppins: Sihirli Dadı 
Bir Yıldız Doğuyor

En İyi Sinematografi

Bohemian Rhapsody
Soğuk Savaş 
Sarayın Gözdesi 
Ay’da İlk İnsan
Roma

En İyi Kurgu

Bohemian Rhapsody
Sarayın Gözdesi
Ay’da İlk İnsan
Roma 
Vice

En İyi Prodüksiyon Tasarımı

Fantastic Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları
Sarayın Gözdesi
Ay’da İlk İnsan 
Mary Poppins: Sihirli Dadı
Roma

En İyi Kostüm Tasarımı

The Ballad of Buster Scruggs
Bohemian Rhapsody
Sarayın Gözdesi
Mary Poppins Returns
Mary Queen of Scots

En İyi Saç ve Makyaj

Bohemian Rhapsody
Sarayın Gözdesi
Mary Queen of Scots 
Stan & Ollie
Vice

En İyi Ses

Bohemian Rhapsody
Ay’da İlk İnsan
Mission: Impossible Yansımakar
Sessiz Bir Yer 
Bir Yıldız Doğuyor

En İyi Görsel Efekt

Avengers: Sonsuzluk Savaşı
Black Panther 
Fantastic Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları
Ay’da İlk İnsan
Başlat: Ready Player One

En İyi İngiliz Kısa Animasyon Filmi

I’m OK
Marfa
Roughhouse

En İyi İngiliz Kısa Filmi

73 Cows
Bachelor, 38
The Blue Door
The Field 
Wale

Yükselen Yıldız Ödülü (Halk tarafından seçilecek)

Barry Keoghan
Cynthia Erivo
Jessie Buckley
Lakeith Stanfield
Letitia Wright

Share

Hits: 40

İLGİNÇ BİR ÇALIŞMA: BLACK MIRROR BANDERSNATCH…

2011 yılından bu yana devam eden Netflix dizisi Black Mirror‘dan ilginç bir bölüm geliyor… “Bandersnatch” isimli bölümde ilk kez denenecek olan bir teknikle, izleyici olay örgüsüne müdahale edebilecek… Örneğin, filmin bir yerinde kahramanlardan birinin öldürülmesine izin verecek ya da vermeyecek ve filmin bundan sonrasında iki farklı senaryoda olaylar devam edecek… 

Black Mirror: Bandersnatch, 28 Aralık 2018 günü izleyici karşısına çıkacak… 1980’li yıllarda geçen Bandersnatch, çocukluğunda hediye edilen bir romandan esinlenerek bilgisayar oyunu yazan Stefan adlı genç programcıyı konu alıyor… Filmin yayınlanan ilk fragmanında Stefan’ı gördüğü tuhaf rüyaları anlatırken görüyoruz… 312 dakika uzunluğundaki film, Black Mirror’ın ilk filmi olacak… Dizinin beşinci sezonunun gösterim tarihi ise henüz açıklanmadı… İşte Black Mirror: Bandersnatch’ın ilk fragmanı…

Share

Hits: 66

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (20)…

Sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

1. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

2. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

3. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

4. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

5. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

6. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

7. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

8. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

9. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

10. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

11. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

12. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

13. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

14. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

15. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

16. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

17. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

18. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

19. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

Özellikle bu yaşta çocukların ilk düşündükleri şey kendi güvenliklerinin kaybolacağı endişesidir. Çocuk bu haberi aldığında, ilk olarak bana şimdi kim bakacak, nerede kalacağım vs. diye düşünür. Anne babayı artık aynı evde görüp görmeyeceği bile ikinci plandadır. Onun için çocuğa güven vermelisiniz. Boşanmanızın nedenlerini bütün detaylarıyla sakın anlatmayın, bunlar akılda kalıcı şeylerdir ve o günlerdeki ruh durumunuzla sonradan pişman olacağınız şeyler söyleyebilirsiniz. Asla eşinizi kötülemeyin, kötü biri olduğunu söylemeyin, sadece böyle olmasının uygun olacağını çünkü artık evliliği yürütmeye yetecek kadar arkadaş kalamayacağınızı söyleyin. Her zaman onun yanında olacağınız konusunda ona öyle güven vermelisiniz, bunu öyle vurgulamalısınız ki, çocuğun aklında kalan en önemli konu bu olmalı.

Gelelim, ana babanın çocuğa boşanma sonrasındaki davranışlarına. Bu süreç de en az boşanma süreci kadar önemlidir. Hatta doğal olarak daha uzun süreceği için daha önemlidir. Baştan söyleyeyim ki, çocuğun ihtiyaçları zamanla azalacağından, bu önemli zaman aralığı, giderek azalan zorluk derecelerinde en çok 8-10 yıl kadar sürecektir. Şimdi diyeceksiniz ki, bunlar hepsi iyi güzel de, söylendiği kadar kolay mı yahu? Yok, değil tabii ki. Ama inanın yıllar geçip gidiyor ve her şey geride kalıyor. Bir kez, şöyle düşünmek doğru olur: İnsanlar boşu boşuna boşanmaz, bunun nedenlerini aklınızda tutun. İkincisi çocuğun bir değil iki evi olması da hoş bir şey olabilir kendisi için. Sonuçta anne ve baba hala hayattadır ve onunla ilgilenmektedir. Ancak burada belirtmeliyim ki, bu ilgiyi fazla abartmamak gerekir. Genellikle yapılan hatalar arasında en büyüğü çocuğa yoksunluk hissini tattırmamak için normal dışı bir ilgi göstermektir. Bundan kastım, boşanma sonrası süreçte çocuğun istediği her şeyi yapmak, her istediği oyuncağı hatta fazlasını almak, almak, almak, almaktır. Çocuklar, önceleri sizi cezalandırmak için, sonradan da bu durumdan fayda sağladıklarını gördükleri için eziyete devam edebilir. Buna izin vermeyin.

Kitabın en sıkıcı bölümünde olduğumun farkındayım ve ben de siz okuyucular gibi sıkıntılar içerisindeyim bunları yazarken. Boşanmaktan vazgeçin bile diyebilirim şu anda. Aslında bunda bir gerçeklik payı da yok değil. Pek çok beraberlik bir diğerinden çok da farklı değil dostlar. Çünkü büyük ihtimalle bir başkası için boşanıyorsunuz, yani birbirimizi kandırmayalım, zaten hazır olan bir başka adam ya da kadın için (bunu genellikle erkekler yapar, kadınlarsa hayatlarına yeni bir erkek girmeyeceğine yemin ederler, sonra unuturlar). Ya da hadi sizleri pek üzmeyeyim, en azından boşandıktan sonra bir başkasıyla yeni bir hayat kurmayı düşünüyorsunuz. Söylemeliyim ki size (karakterinize, dünya görüşünüze vs.) ve koşullarınıza (çocuğunuza, anne babanıza, işinize vs.) uygun ve anlayışlı birine rastlama şansınız oldukça düşük. Böyle bir insanla karşılaşma şansınız yok demiyorum tabii ama bir bakacaksınız ki bir önceki evliliğinizde yaşadığınız sorunların benzerlerini, hatta daha beterlerini yeniden yaşamaya başlamışsınız. Yine de denemeye değer dostlarım, sözlerim sizi yanıltmasın. Dünyada sizi sadece siz olduğunuz için sevebilecek, sizi daha önceki evliliğinizden yanınızda getirdiğiniz çocuğunuzla sevecek, annenizi, babanızı, kardeşlerinizi sevebilecek, kısacası mutluluğun asla yalnız gelmediğini bilen birisini bulma şansınız her zaman vardır. Hayatın güzelliği de burada saklıdır. Ben derim ki, devam etme şansınız varken yaşamayı sürdürün, ölünce bu şans çok zayıflayacak.

İyi bir boşanmanın nasıl başarılacağını anlatırken bu konuya tekrar neden geldiğimi tam olarak bilemiyorum ama galiba kafayı çalıştırıp şöyle bir ilgi kurabilirim: Boşanmış olmanızı dert etmeyecek, çocuğunuzu benimseyecek, sizi hayaller peşinde koşarken değil de reel koşullar altında seven, bunların sizi yaratan koşullar olduğunun farkında olacak bir hayat yoldaşı ile boşanma sonrası süreci daha iyi yönetebilirsiniz. Boşanma ve çocuk demişken şunu da söylemeliyim, evlilik birliği çocuğun umurunda değildir, onların umursadığı şey anne babalarının kendilerini sevmeye, korumaya, değer vermeye, hayatlarını güzelleştirmek için çaba göstermeye devam edecek olmalarıdır. Boşanma sürecinde ve sonrasında kendi derdinize düşüp de bu duyguları ve değerleri çocuğa vermeyi unutmayın. Anne ya da babasını kaybetmiş bir çocuktan daha fazla şansı olacağını ona hissettirin, bu koşullarda dahi büyüyüp hayata hazır bireyler halinde gelişen çocuklar olduğunu da her zaman aklınızın bir köşesinde bulundurun.

En başta bir yerlerde söylemiştim galiba, tekrar edeyim. İnsan gibi boşanmayı başarmak mümkündür ve bu, işin içine dâhil olan unsurlar düşünüldüğünde, insan gibi evlenmekten daha kolay bile olabilir. Boşanmanın yaratabileceği sorunlar hem maddi hem de manevi boyutları itibarıyla, evlenmenin yaratabileceği sorunlardan daha çok değildir. Belirli koşullar altında bir zamanlar birlikte olmayı seçen insanların, zaman içerisinde değişebilmesi muhtemel onlarca koşul altında artık birlikte olmamayı seçmesinden daha doğal bir şey olabilir mi, bilemiyorum? Yani sözün kısası, çünkü sıkılmaya başladım artık, sizi mutsuz eden bir hayatı çekeceğinize boşanacaksanız boşanın, boşanmayacaksanız da öyle yaşamaya devam edin. Sonuçta herkes kaçınılmaz şekilde şöyle ya da böyle yaşayıp ölüyor, onların arasında fark edilmezsiniz bile. Boşanmakla hata yaptığınızı düşünürseniz sonradan, hayatta hata yapan tek kişi siz değilsiniz ve herhangi birimizin herhangi bir konuda hata yapmama şansı sadece yüzde ellidir. Of, galiba bitti,  hadi bana eyvallah…

(The End)…

Share

Hits: 53

ROMA FİLMİNDEN VOGUE DERGİSİ KAPAĞINA…

Ünlü Meksikalı yönetmen Alfonso Cuaron‘un son filmi Roma‘dan bir yıldız doğdu… Meksikalı sıradan bir vatandaş olan Yalitza Aparicio, filmdeki hizmetçi/dadı rolünde başarılı bir performans sergileyince Vogue Dergisi’nin bu ayki sayısında kapak fotoğrafına değer görüldü… Aparicio, filmin çekildiği şehirdeki oyuncu seçmelerine biraz da meraktan katılmış ama seçmeler sonunda başrole uygun görülmüştü… Aparicio’nun hikayesi BBC’nin haberlerine de konu oldu… Söz konusu haberi aşağıda okuyabilirsiniz…

“Yalitza Aparicio, üç yıl önce bir sabah, kız kardeşini, köylerinde duyurusu yapılan bir oyuncu seçmesine götürmek için hazırlandı. Ama tıpkı köyün kalanı gibi o da şüpheciydi. Oaxacan bölgesine bağlı Tlaxiaco isimli köye gelen bir grup yabancı potansiyel aktrisler için arayışta olduklarını söylüyorlardı ama projenin ne olduğunu kimse bilmiyordu. Filmin ne olduğu ya da yönetmen konusunda da bilgi yoktu. Gizem bu denli fazla olunca dedikodular başladı. Köydeki birçokları bu seçmenin bir düzmece olduğunu, amacın kadın ticareti olduğunu düşünüyordu.

Ancak tüm bu atmosfere karşın, Aparicio, kızkardeşi Edith’i seçmelerin yapılacağı yere getirdi ancak oraya vardıklarında, oyunculuğa her zaman meraklı olan kardeşi vazgeçmek zorunda kalmış ve Yalitza’dan seçmelere girmesini istemişti. 9 aylık hamile olan Edith seçmeye katılamasa da en azından içeride ne olduğunu bilmek istiyordu. Yalitza seçmelere girdi ve kısa bir süre sonra da hayatını değiştiren cevap geldi: Başrol onundu…

Yönetmen Cuarón, Yalitza’yi gördüğü anda gerçek hayatta kendi dadısı olan “Libo”dan (Liboria Rodríguez) ilhamla kaleme aldığı bu senaryodaki karakterini onun oynayacağını bildiğini söyledi. Yalitza’ya göre ise bu istediği ya da beklediği bir şey değildi, sadece böyle olmuştu. Aktris, Meksika’da büyük bir sansasyon yaratışmış durumda. Fotoğrafları Vanity Fair, Vogue gibi önemli dergilerin kapaklarında yer alıyor. Birçok kişi, onun ortaya koyduğu bu imaj sayesinde, Meksika’daki değişik deri renklerini, yüz biçimlerini temsil eden “çeşitliliğin” sonunda görünür olmasının başarıldığını düşünüyor. Hatta, güzelliğin yalnızca bir biçimini görmeyi tercih eden yayın organlarının da değişmesinde tarihi bir kilometre taşı olduğu yorumu yapılıyor. Peki ama ünü oynadığı filmi aşan ve Meksika toplumunda başka dinamikleri devreye sokan bu genç kadın kim?

Roma isimli filmde Aparicio, orta sınıf bir Meksika ailesinin hizmetçisi Cleo’nun hikayesine hayat veriyor. 1993 yılı doğumlu aktris, karakterle olan bağı sorulduğunda da, tıpkı “Cleo” gibi dadılık yapan annesini anlatıyor. Annesinin bu bakıcılık işi ile kendisine ve kardeşlerine baktığını söylüyor. Fakir bir toplulukta büyüyen 25 yaşındaki aktris, her ne kadar öğretmenlik okulu mezunu olsa da, seçmeyi kazandığı sırada işsizdi ve kardeşine yardım ederek para kazanıyordu. Verdiği birçok röportajda, çocukluğundan beri içine kapanık olduğunu, fotoğraf çektirmeyi veya topluluk içinde konuşmayı sevmediğini anlattı. Yalitza, oyunculuğu da hiç aklından geçirmemişti: “Doğrusu sinema sanatının hayranı da değildim, Alfonso Cuarón’un kim olduğunu da bilmiyordum”. Ama o tüm fiziksel özellikleri ile ünlü yönetmen Cuarón’un tam aradığı kişiydi.

İngiliz The Guardian gazetesi filmi yılın filmi olarak konumlandırdı. Aparicio’nun filmdeki performansını “yılın en iyisi seçen” Time dergisi ortaya koyduğu oyunculuğu şu cümlelerle özetliyor: “Tüm hayatınız boyunca oyunculuk çalışmış ve hala iyi olmadığını düşünen biri olabilirsiniz. Ya da böyle hiçbir zaman bu hayatı düşlememiş biri olur ve kimsenin kamera önüne daha önce hiç ayak basmadığınıza inanamayacağı usta bir performans ortaya koyarsınız.” Yalitza’nın yarattığı sansasyon Meksika sınırlarını çoktan aşmış durumda. Ama Güney Amerika ülkesi içinde, moda dergilerine kapak olarak başlattığı tartışma sürüyor.

Vogue’a verdiği röportajda da bu tartışmaya şöyle bakıyor: “Sadece bazılarının filmlerde oynayabileceği ve dergi kapaklarına çıkabileceği yönündeki düşünce kalıbı kırılması ve Meksika’daki diğer yüzlerin de tanınmaya başlaması, beni çok mutlu ediyor, köklerimle gurur duymamı sağlıyor. “Derim, sonuna kadar tüm renkleri ile Meksikalı, ve yine sonuna kadar insan…”

Share

Hits: 45

“AHLAT AĞACI” FİLMİ ÜZERİNE BİR YORUM…

Son filmi Kış Uykusu’ndan (2014) dört yıl sonra gösterime giren “Ahlat Ağacı” tipik bir Nuri Bilge Ceylan filmi… Sıradan insanı, bu insanların sıradan, maddi ve manevi zorluklarla dolu, bir kapan gibi kısıldıkları yaşamlarından bir türlü silkinip çıkamayan insanları anlatıyor yine… Ve bunu öyle bir anlatıyor ki, siz de oturduğunuz yerde o karakterlere bürünüyor ve onlardan biri oluveriyorsunuz… 

Üç saatlik film, mükemmele yakın bir çizgide ilerliyor. Zaman zaman yavaşlasa da, yaşananlar o denli tanıdık ki rahatsızlık vermiyor; sanki öyle yavaşça akması gerekir gibi… Filmde yer alan karakterler, her gün çarşıda pazarda, dolmuşta, iş yerinde karşılaşabileceğiniz gerçek tiplemeler… Küçük bir kasabada, son derece kısıtlı imkanlarla yaşamaya çalışan iki çocuklu bir aile, onların çevresinde bazıları çocuklarına problem çıkartan egoist, bazıları da onlara yardım eden verici yaşlı ebeveynler… Kasabanın belediye başkanı, yeni atanan imam, ilkokul öğretmenleri (ki birisi de filmin ana karakterlerinden biri), zorla yaşlı ve zengin bir adamla evlendirilen genç kız, zamanında ona aşık olup bir türlü doğru dürüst bir duygusal iletişime geçememiş (sosyal kodlar gereği, her şey yolunda olsa da zaten geçemeyecek olan) genç adamlar… Ve bunların en başında da doğduğu, büyüdüğü, içinde yaşadığı küçük kasabanın sınırlarını aşmaya çalışan, herkesi hakir gören, hayatı bildiğini, anladığını düşünen, isyankar bir genç, Sinan… 

Sinan ve ailesi, Çanakkale’nin Çan ilçesinde yaşarlar… Sinan, babası gibi öğretmen olmak üzere okur ve okulunu bitirip eve döner… Artık, kendine göre hayatı tanıdığını düşünen, her şeye muhalif, isyankar, babasını küçük gören, doğadan kopmuş ama modern yaşama da adapte olamamış, iki arada kalmış bir gençtir… Kitaplara, okumaya meraklıdır ve hatta kendisi de bir kitap yazar; kitabın adı aynı zamanda filmde de adını verir… Film boyunca bu kitabı bastırtmaya çalışır, ama parasızlık, etrafındaki paralı ve güçlü insanların ilgisizliği yüzünden bütün bunları kendi başına yapmaya çalışacaktır… Sinan, bir yandan yaşadığı bu sıkıcı, boğucu kasabadan nefret etmekte, öte yandan da hakkı olduğunu hissettiği kişisel gelişimini sağlayacak imkanlara kavuşamamanın ıstırabını çekmektedir… Yazdığı kitabın konusu da zaten bu yöndedir…

Bu duygularla kendini ve yaşadığı çevrenin koşullarını aşmaya çalışan Sinan, o kadar iyi seçilmiş ve işlenmiş bir prototip ki, kendinizi onun yerine koymadan edemiyorsunuz… Ben, Sinan’ın yerinde olsam ne yapardım? Sinan, film boyunca öyle çıkmazlara sürükleniyor ki, bunları aşmaya ne yaşam tecrübesi, ne maddi imkanları ne de yaşadığı çevrenin toplumsal yapısı izin verecektir; bu çok barizdir, ancak bir tek Sinan bunları görmeyi reddetmektedir… Ne var ki sonunda, şimdi işe yaramaz gördüğü babasının bir zamanlar kendisi gibi olduğunu, etrafındaki pek çok insan gibi maddi değerlere değil, insanlığa, doğaya ve insani değerlere yönelirken bunu başaramadığını, giderek toplumda “kaybeden” olarak görülen gruba dahil olduğunu anlayacaktır… Yazdığı kitabı başından sonuna okuyan, ona değer veren, onun hakkında yorumlar yapan tek kişi de babası olacaktır… Bütün bunların sonunda babası, her ne kadar düşkün bir adam gibi görünse de, kendini kurtaracak dönüşümün ne olduğunu görmüştür: Kendisini maddi ve manevi olarak bitiren, bitirdiği gibi karşılığında hiç bir şey vermeyen kasabadan, çocukluğunu geçirdiği köye, toprağına, tabiata dönecektir… Sinan, önceleri bu dönüşümün hiç de kendisi için bir çözüm yolu olmadığını düşünse ve babasının bu seçimini hakir görse de sonunda o da verimkar tabiata dönecektir… Filmin sonunda Sinan kuyuda kendisini asmış olarak hayal eder, bu bir intihardır, vazgeçiştir… Sinan, yeni ve başka bir adam olmak için eskisini ortadan kaldırmaktadır…

Son olarak, çekimlerin diğer Nuri Bilge Ceylan filmlerinde olduğu gibi muhteşem olduğunu, sanki usta bir fotoğrafçının işi olduğunu belirteyim… Uzun diyaloglar kahve sohbetlerinden bir seviye yukarıda ama içinde entelektüel açılımlar da bulabilirsiniz… Aile bağları, hayata tutunma çabası, sevgi, din, para, hırsızlık, açgözlülük, sahtekarlık, açıkgözlük, parasal ya da siyasi gücün kullanımı gibi pek çok konuda toplumumuzun (özellikle de küçük şehir insanlarının) içine işlemiş olan kimi zaman saf ve dürüst, kimi zaman da iki yüzlü ve art niyetli düşünüp, davranmalarına yol açan sosyal kodları tüm yönleriyle bu diyaloglarda bulabileceksiniz… İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim… 

Son olarak filmin, 2018 Oscar ödüllerinde Türkiye’nin ulusal film adayı olduğunu, ancak bir kaç gün önce açıklanan en iyi yabancı film dalında kısa listeye giremediğini ve halen IMDB puanının 8,4 olduğunu hatırlatayım… Ayrıca, filmin başlıca rollerini paylaşan Doğu Demirkol (Sinan), Murat Cemcir (babası) ve Bennu Yıldırımlar’ın (annesi) çok iyi oyunculuklarına da hayran kalmamak mümkün değil…

Filmin fragmanı aşağıda:

Share

Hits: 178

2018 OSCARLARI İÇİN 9 DALDA ADAY LİSTELERİ AÇIKLANDI…

Sinema Sanatları ve Bilimleri Akademisi dokuz kategori için kısa adaylık listelerini açıkladı… Her yıl açıklanan kısa listelere ek olarak bu sene 1979’dan bu yana ilk kez müzik kategorilerinin de kısa listeleri açıklandı… Türkiye’nin Oscar için aday gösterdiği Nuri Bilge Ceylan’ın “Ahlat Ağacı” filmi listeye giremedi… Oscar adaylarının tamamı 22 Ocak 2019 günü açıklanacak… 91. Akademi Ödülleri ise 24 Şubat 2019’da sahiplerini bulacak…

İşte kısa listelerin tamamı:

Yabancı Dilde En İyi Film

Kolombiya, “Birds of Passage”
Danimarka, “The Guilty”
Almanya, “Never Look Away”
Japonya, “Shoplifters”
Kazakistan, “Ayka”
Lübnan, “Capernaum”
Meksika, “Roma”
Polonya, “Cold War”
Güney Kore, “Burning”

En İyi Film Müziği

“Annihilation”
“Avengers: Infinity War”
“The Ballad of Buster Scruggs”
“Black Panther”
“BlacKkKlansman”
“Crazy Rich Asians”
“The Death of Stalin”
“Fantastic Beasts: The Crimes of Grindelwald”
“First Man”
“If Beale Street Could Talk”
“Isle of Dogs”
“Mary Poppins Returns”
“A Quiet Place”
“Ready Player One”
“Vice”

En İyi Özgün Şarkı

“When A Cowboy Trades His Spurs For Wings” – “The Ballad of Buster Scruggs”
“Treasure” – “Beautiful Boy”
“All The Stars” – “Black Panther”
“Revelation” – “Boy Erased”
“Girl In The Movies” – “Dumplin’”
“We Won’t Move” – “The Hate U Give”
“The Place Where Lost Things Go” – “Mary Poppins Returns”
“Trip A Little Light Fantastic” – “Mary Poppins Returns”
“Keep Reachin’” – “Quincy”
“I’ll Fight” – “RBG”
“A Place Called Slaughter Race” – “Ralph Breaks the Internet”
“OYAHYTT” – “Sorry to Bother You”
“Shallow” – “A Star Is Born”
“Suspirium” – “Suspiria”
“The Big Unknown” – “Widows”

En İyi Makyaj ve Saç Tasarımı

“Black Panther”
“Bohemian Rhapsody”
“Border”
“Mary Queen of Scots”
“Stan & Ollie”
“Suspiria”
“Vice”

En İyi Görsel Efekt

“Ant-Man and the Wasp”
“Avengers: Infinity War”
“Black Panther”
“Christopher Robin”
“First Man”
“Jurassic World: Fallen Kingdom”
“Mary Poppins Returns”
“Ready Player One”
“Solo: A Star Wars Story”
“Welcome to Marwen”

En İyi Belgesel

“Charm City”
“Communion”
“Crime + Punishment”
“Dark Money”
“The Distant Barking of Dogs”
“Free Solo”
“Hale County This Morning, This Evening”
“Minding the Gap”
“Of Fathers and Sons”
“On Her Shoulders”
“RBG”
“Shirkers”
“The Silence of Others”
“Three Identical Strangers”
“Won’t You Be My Neighbor?”

En İyi Kısa Belgesel

“Black Sheep”
“End Game”
“Lifeboat”
“Los Comandos”
“My Dead Dad’s Porno Tapes”
“A Night at the Garden”
“Period. End of Sentence.”
“’63 Boycott”
“Women of the Gulag”
“Zion”

En İyi Kısa Film

“Caroline”
“Chuchotage”
“Detainment”
“Fauve”
“Icare”
“Marguerite”
“May Day”
“Mother”
“Skin”
“Wale”

En İyi Kısa Animasyon Filmi

“Age of Sail”
“Animal Behaviour”
“Bao”
“Bilby”
“Bird Karma”
“Late Afternoon”
“Lost & Found”
“One Small Step”
“Pépé le Morse”
“Weekends”…

Share

Hits: 65

2018 AVRUPA FİLM ÖDÜLLERİNDE EN İYİ FİLM “COLD WAR”…

Bu yıl 31 nci kez verilen Avrupa Film Ödülleri (EFA) dün verildi… Aday gösterildiği tüm kategorileri kazanan Pawel Pawlikowski yönetimindeki “Cold War” en iyi film ödülünü kazandı… Polonya, İngiltere ve Fransa ortak yapımı olan filmin başrollerini Joanna Kulig, Tomasz Kot, Borys Szyc paylaşıyor… Filmin konusu ise şöyle: Zula ve Wiktor savaştan harabe halinde çıkan Polonya’da karşılaşır… Farklı geçmişlere ve karakterlere sahip olan kahramanlarımız birbiriyle asla anlaşamayacak tiplerdir, ama kader yollarını ayrılmayacak şekilde birbirine bağlamıştır… 50’li yılların Polonya, Berlin, Yugoslavya ve Paris’inin soğuk savaş atmosferinde geçen film; politik görüş, kişilik özellikleri ve kaderin cilveleriyle savrulan bir çiftin, imkânsız zamanlarda geçen imkânsız aşk hikâyesini anlatıyor… EFA’da İtalya’nın Oscar adayı “Dogman” ise üç ödül kazandı…

İşte kazananların listesi:

  • En İyi Film: Cold War

  • En İyi Komedi: Death of Stalin – Armando Iannucci
  • En İyi Yönetmen: Pawel Pawlikowski – Cold War
  • En İyi Kadın Oyuncu: Joanna Kulig – Cold War
  • En İyi Erkek Oyuncu: Marcello Fonte – Dogman
  • En İyi Senarist: Pawel Pawlikowski – Cold War
  • En İyi Belgesel: Bergman – A Year In A Life
  • En İyi Kısa Film: The Years – Sara Fgaier
  • Keşif Ödülü: Girl – Lukas Dhont
  • En İyi Animasyon: Another Day of Life – Raul de la Fuente, Damian Nenow
  • EFA Halkın Tercihi Ödülü: Call Me By Your Name – Luca Guadagnino
  • En İyi Görüntü Yönetmeni: Martin Otterbeck – U
  • En İyi Kurgucu: Jaroslaw Kaminski – Cold War
  • En İyi Prodüksiyon Tasarımcısı: Andrey Ponkratov – The Summer
  • En İyi Kostüm Tasarımcısı: Massimo Cantini Parrini – Dogman
  • En İyi Saç ve Makyaj: Dalia Colli, Lorenzo Tamburini, Daniela Tartari – Dogman
  • En İyi Besteci: Christoph M. Kaiser ve Julian Maas – 3 Days in Quiberon
  • En İyi Ses Tasarımcısı: Andre Bendocchi-Alves ve Martin Steyer – The Captain
  • En İyi Görsel Efekt: Peter Hjorth – Border
  • Dünya Sineması Başarı Ödülü: Ralph Fiennes
  • EFA Hayat Boyu Başarı Ödülü: Carmen Maura…
Share

Hits: 72

CLINT EASTWOOD’DAN YENİ BİR FİLM: THE MULE…

Clint Eastwood’un yeni filmi The Mule‘dan bir fragman yayınlandı… Filmin Toby Keith imzalı tema müziği olan “Don’t Let The Old Man In” parçasıyla gelen klipte filmden yeni sahneler de yer alıyor… Dört Oscar ödülü sahibi Clint Eastwood’un yönetmenliğinin yanı sıra başrolünü de üstlendiği “The Mule”, gerilim dozu yüksek, yaşanmış bir suç hikayesini anlatıyor…

Filmin konusu kısaca şöyle: Earl Stone adında 80’li yaşlarında, beş parasız, yalnız ve işini kaybetmek üzere olan bir adamdır… Earl yalnızca araba sürmesini gerektiren bir iş teklifini kabul eder ancak farkında olmadan Meksika karteli için uyuşturucu kuryeliği yapar… Kuryelik işi Earl’ün fazlasıyla iyi olduğu bir şey haline gelir… Kartel, çok iyi iş çıkardığı için Earl’e daha fazla iş vermeye başlar… Ancak Earl, bir süre sonra hırslı narkotik ajanı Colin Bates’in de radarına girer… Para sorunları ortadan kalkan Earl’e geçmişte yaptığı hatalar ağır gelmeye başlar… Polis veya kartel onu yakalamadan önce yaptığı yanlışları düzeltmek için fazla zamanı yoktur…

Filmde, Bradley Cooper, Michael Peña, Laurence Fishburne, Andy Garcia ve Dianne Wiest gibi ödüllü oyuncular da rol alıyor…

“The Mule” filmi 14 Aralık 2018 günü Amerika’da seyircilerin karşısına çıkacak… Fragmanını aşağıda bulabileceğiniz filmin ülkemizde gösterime girip girmeyeceğine dair henüz bir bilgi bulunmuyor… 

Share

Hits: 41