Category Archives: KİTAPLAR

EN ÇOK SATAN EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR (TEMMUZ 2017) YENİ…

EN ÇOK SATAN EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR (TEMMUZ 2017)

  İMGE İDEFİX D&R KİTAPYURDU
1 Her Yerden Çok Uzakta, Ursula K. Le Guin, İmge Elia ile Yolculuk,  Zülfü Livaneli, Karakarga
Elia ile Yolculuk,  Zülfü Livaneli, Karakarga
Elia ile Yolculuk,  Zülfü Livaneli, Karakarga
2 Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault, İmge
Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif
Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif
Huzursuzluk, Zülfü Livaneli, Doğan Kitap
 3  Körlük, Jose Saramago, Kırmızı Kedi Olağanüstü Bir Gece, Stephen Zweig, İş Bankası
Huzursuzluk, Zülfü Livaneli, Doğan Kitap
Olağanüstü Bir Gece, Stephen Zweig, İş Bankası
4 Siyasal Tarih, Muharrem Tünay, İmge   Bağırmayan Anne Baba Olmak, Hal Edward Runkel, Aganta
Kurallar Kitabı, Merthan Demir, Yakamoz
1984, George Orwell, Can, Taze
5 Deliliğin Tarihi, Michel Faucault, İmge İmamın Ordusu, Ahmet Şık, Kırmızı Kedi
Sana Hep Benden Bahsedecekler, Şiir Sokaktadır, Destek
Bilinmeyen Bir Kadına Mektup, Stephen Zweig, İş Bankası
6 Hapishanenin Doğuşu, Michel Foucault, İmge Homo Deus, Yuval Noah Harari, Kolektif Fi, Azra Kohen, Destek
Ay Işığı Sokağı, Stephen Zweig, İş Bankası
7
Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif 
Paralel Yürüdük Biz Bu Yıllarda, Ahmet Şık, Kırmzı Kedi
Kongoya Ağıt, Jean-Christophe Grange, Doğan Kitap
Hayvan Çiftliği, George Orwell, Can
 8 Elia ile Yolculuk,  Zülfü Livaneli, Karakarga Bilinemeyen Bir Kadına Mektup, Stefan Zweig, İş Bankası
Aeden-Bir Dünya Hikayesi, Azra Kohen, Destek
Bağırmayan Anneler, Hatice Kübra Tongar, Hayy
9 Maddi Uygarlık -Gündelik Hayatın Yapıları, Fernand Braudel, İmge  Huzursuzluk, Zülfü Livaneli, Doğan Kitap
Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali, YKY
Şeker Portakalı, Jose Mauro De Vasconcelos, Can
10 Kongo’ya Ağıt, Jean-Christophe Grangé, Doğan Kitap Kuşlar Yasına Gider, Hasan Ali Toptaş, Everest Devletin Gizli Sırları, Heyet II, Halil Yaşar Kollu, Lopus Kongo’ya Ağıt, Jean-Christophe Grangé, Doğan Kitap
Share

PRESTİJLİ EDEBİYAT ÖDÜLÜ MAN BOOKER’IN UZUN LİSTESİ AÇIKLANDI…

Dünyanın en önemli edebiyat ödüllerinden biri olan Man Booker’ın uzun listesi bugün açıklandı… 1969 yılından beri İngilizce dilinde yazılan ya da İngilizceye çevrilerek Britanya’da yayımlanan kitaplara verilen Man Booker Ödülü, 50 bin sterlin tutarındaki para ödülüyle de dünyada adından en çok bahsettiren edebiyat ödülleri arasında yer alıyor…

Bu yılki seçimler, 150’den fazla eser arasından yapıldı… 2014’te ABD’li yazarların da katılımına açılan Man Booker’ın listesinde bu kez Paul Auster; bir adamın dört eşzamanlı yaşamını anlattığı 4321 romanıyla, George Saunders; Lincoln in the Bardoromanıyla ve Pulitzer ve Amerikan Ulusal Kitap Ödülü sahibi Colson Whitehead; önümüzdeki aylarda Siren Yayınları tarafından Türkçe yayınlanacağı duyurulan The Underground Railroad’la yer alıyor…

Seçici kurulun başkanlığını üstlenen Barones Lola Young, liste hakkında şunları söyledi: “Uzun listeye kalan 13 romanı belirlediğimizde, bu toplamın barındırdığı muazzam enerji, hayal gücü ve çeşitliliğin tam anlamıyla farkında varabildik… Uzun liste, sadece dil ve edebî tarz olarak değil, protagonistlerinin kültürü, yaşı ve cinsiyeti bakımından da geniş bir yelpaze sergiliyor… Buna rağmen, tüm romanlar arasında ortak bir ruh olduğunu bulduk, meseleleri fırtınalı olsa da, güçleri ve vardıkları yer yaşam vericiydi- zamanımız için güçlendiriciydi…”

Altı kitaptan oluşan Man Booker kısa listesi 13 Eylül 2017‘de, ödüle değer görülen kitap ise 17 Ekim’de açıklanacak…

İşte Man Booker 2017 uzun listesi:

  1. 4321, Paul Auster
  2. Days Without End, Sebastian Barry
  3. History of Wolves, Emily Fridlund
  4. Exit West, Mohsin Hamid
  5. Solar Bones, Mike McCormack
  6. Reservoir 13, Jon McGregor
  7. Elmet, Fiona Mozley
  8. The Ministry of Utmost Happiness, Arundhati Roy
  9. Lincoln in the Bardo, George Saunders
  10. Home Fire, Kamila Shamsie
  11. Autumn, Ali Smith
  12. Swing Time, Zadie Smith
  13. The Underground Railroad, Colson Whitehead
Share

SALİNGER’İN YAŞAMI SİNEMAYA TAŞINIYOR…

Yakın dönem Amerikan edebiyatının en ünlü temsilcilerinden J. D. Salinger‘in yaşamı sinemaya uyarlanıyor… Filmin ilk fragmanı geçenlerde yayınlandı… Yönetmenliğini Danny Strong’un yaptığı Rebel in the Rye” 15 Eylül 2017’de gösterime girecek…

Tam adı Jerome David Salinger olan J. D. Salinger, özel yaşamında toplumdan ve insanlardan kaçan bir kişiliğe sahipti… Öyle ki, 2010 yılında hayata veda eden Salinger, son röportajını 1980 yılında vermişti…

Senaryosunu, yönetmen Strong ile “J. D. Salinger: A Life” adlı biyografinin de yazarı olan Kenneth Slawenski birlikte kaleme aldığı filmin başrollerinde ise Zoey Deutch, Nicholas Hoult ve usta oyuncu Kevin Spacey olacak… Filmin ilk fragmanı ise aşağıda:

Share

TÜRKİYE’DE KİTAP OKUMAYA GÜNDE ORTALAMA 1 DAKİKA AYRILIYOR…

Ülkemizde kitap okuma alışkanlığı konusundaki dramatik tablo varlığını sürdürüyor, hem de giderek daha kötüleşiyor… Son olarak, Kültür ve Turizm Bakanlığı’na Türkiye’de bulunan kütüphanelerin sayısı ve kitap okuma alışkanlığı hakkında yöneltilen sorulara verilen resmi cevaplar durumun vahametini ortaya koyuyor…

Bakanlığın resmi yanıtlarına göre; Türkiye’de halihazırda 1.140 kütüphane bulunurken, son 10 yıl içerisinde 37 şehirde sadece 66 kütüphane açıldı… 44 şehirde ise tek bir kütüphane dahi açılmadı… Ayrıca, 127 kütüphane geçici olarak kapalı durumda… 

Bu bilgilerin dışında; Uluslararası Yayıncılar Birliği 2016 verilerine göre, Türkiye’de kişi başına yılda 8,4 kitap düşüyor… TÜİK’in yaptığı araştırmalara göre ise kitap okuma alışkanlığı, bireysel ihtiyaçlar sıralamasında 235’inci sırada yer alıyor.. Ortalama bir vatandaş, kitap okumaya günde ortalama 1 dakika, TV izlemeye 6 saat, internete ise 3 saat ayırıyor… Demokrat Eğitimciler Sendikası Araştırma Merkezi (DESAM) raporuna göre ise Türkiye’de kitap okuma oranı yüzde 0.01; UNESCO raporuna göre ise Türkiye’nin kitap okuma alışkanlığında dünya ülkeleri arasında 86’ncı sırada…

Share

İKİ YENİ HARRY POTTER KİTABI EKİM AYINDA YAYIMLANACAK…

İki yeni Harry Potter kitabının, ünlü serinin 20. basım yıldönümü anısına gelecek ekim ayında yayımlanacağı bildirildi… Her iki kitap da ilk olarak, British Library’nin düzenleyeceği “Harry Potter – Sihrin Tarihi Sergisi”nde yer alacak… 

Kitapların isimleri ve konuları ise şöyle: Harry Potter: A History of Magic – the Book of the Exhibition” kitabında Harrry Potter’ın sihirbazlık okulundaki çalışmaları anlatılacak… “Harry Potter – a Journey Through a History of Magic” isimli diğer kitapta ise simya, tek boynuzlar ve antik büyücülük gibi gizemli konularda bilgiler yer alacak… Söz konusu kitapların Türkçe’ye çevrilip çevrilmeyeceği ve ne zaman yayımlanacağı ise belirsiz…

Share

ROMANDAN SİNEMAYA UYARLANAN FİLMLER İÇİN KENDİNİZİ TEST EDİN…

Bugüne kadar çekilen pek çok film, aslında sonsuz edebiyat kaynağından sinemaya uyarlanan yapımlar… Aşağıda, bu filmlerden 150’sini içeren bir test var… Testin sonunda sonucu hemen görebilirsiniz… Şu ana kadar 28 binden fazla kişi tarafından çözülen testte ortalama başarı olanı şu anda % 27, yani 150 filmden 40’ı ile ilgili roman, testi çözenler tarafından okunmuş…. Bakalım sizin puanının kaç?

ROMANDAN SİNEMAYA UYARLANAN BU 150 FİLMDEN KAÇININ ARDINDAKİ ROMANI OKUDUNUZ? ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Share

ÇOCUKLARI KİTAP OKUMAYA TEŞVİK ETMEK İÇİN İPUÇLARI…

Çocukları kitap okumaya alıştırmak, artık geçmişten çok daha zor… Ne yazık ki, kitap okuma alışkanlığı küçük yaşlarda ediniliyor… Yani, daha çocuk yaşlarında iken böyle bir alışkanlığa edinemeyenler, çoğunlukla büyüdüklerinde de bu kitap okumuyorlar… Bununla birlikte, çocukları kitap okumaya teşvik etmenin de yolları var… Her ne kadar garantili olmasa da, Habertürk‘ten Sema Ereren’in yazısında bu yollar sıralanmış… Söz konusu 23 yöntemi aşağıda sizler için alıntıladık:

1- Evdeki kütüphanenizde çocuğunuzun ilgi alanına ve yaşına uygun kitaplar ön planda olsun.

2- Sadece yazılanları okumak sıkıcı olabilir. Bazen çocuğunuzla beraber kitabın sayfalarını çevirin varsa resimlerini incelemek için vakit ayırın.

3- Kitap okumayı sevdirene dek her kitap bitirdiğinde ödüllendirin.

4- Çocuğunuzun kitap okuduğu alan konforlu olsun ve kendini güvende hissettirsin. Sevdiği eşyalar etrafında olsun.

5- Çocuğunuza düzenli olarak yeni kitaplar alın. Güncel kitaplardan geri kalmaması için elindekileri bitirmesi için beraber bir tarih belirleyin. Kitapları mutlaka birlikte seçin. Onlara sürpriz yapıp kitap alın.

6- Canı sıkılıyorsa zaman zaman kitabını oyuncağına ya da size okusun. Okumayı sökmüş olsa da siz de ona kitap okuyun.

7- Daha sık göz atmak istedikleri kütüphanede çocuğunuzun göz hizasında olsun. Çocuğunuzun raftan kitap almak için özel bir çaba sarf etmesi gerekmesin.

8- Kitap okumayı asla bir cezaya dönüştürmeyin.

9- Yaz boyunca okuyacağı kitapların planını yapın, çocuğunuzla beraber ortaya bir hedef koyun. Bunu bir çizelgeye dökün.

10- Çocuğunuzla beraber okuma saati yapın. Bu okuma saatleri zaman zaman dışarıda da olsun.

11- Çocuğunuz okumasını bitirdikten sonra ona serbest zaman bırakın

12- Okuduğunuz kitaplarla ilgili sohbet başlatın, okuduklarınızdan birbirinize söz edin.

13- Beraber kütüphanelere gidin. Bir yere gidiyorsanız yanınıza kitaplarınızı alın

14- Çocuğunuzun yaşına uygun dergileri düzenli olarak alın hatta abone olun. Kütüphanenizde bu dergilerin de arşivi olsun.

15- Çocuğunuzun okuduğu kitabın bir filmi varsa beraber izleyin.

16- Evde okuma yaptığınız oda karanlık olmasın. Çocuğunuz orayı sınıf gibi görmesin Kütüphane rafları renkli ve erişilebilir olsun

17- Çocuğunuza baskı yapmaktan kaçının ve onların değişen ilgilerine göre yeni kitaplar almayı ihmal etmeyin.

18- Kütüphanenin olduğu odada okuma köşesi yapın ve buranın onlara ait olduğunu hissettirin.

19- Kütüphanenizde kitapları kategorize edin. Adeta okullardaki kütüphaneler gibi kitapları numaralandırın.

20- Ailenizde okuduğunuz kitaplarla ilgili yuvarlak masa konuşmaları yapın.

21- Evin sadece kütüphanenin durduğu odasında değil çeşitli alanlarında, çocuğunuzun elinin altında sürekli kitaplar, dergiler olsun. Hatta farklı odalara kitap rafı koyun.

22- Çocuğunuzun dijital ortamdan da kitabı olsun. Normal kitap okumaktan sıkıldığında devreye e-kitaplar girsin. Gözleri yorulduğunda sesli kitaplar da kurtarıcı olabilir.

23- Çocuğunuzun arkadaşlarıyla okuma günleri düzenleyin. Bu okuma partilerine siz ev sahipliği yapın…

Share

MURAKAMİ’NİN YENİ BİR ROMANI YAYIMLANDI: “KARANLIKTAN SONRA”…

Japon yazar Haruki Murakami‘nin yeni bir kitabı daha geçen hafta Türkçe’ye kazandırıldı… “Karanlıktan Sonra” isimli roman aslında ilk kez 2004 yılında yayımlanmış ama Türkçe olarak basılmamıştı… 1949 yılında Kyoto’da doğan Murakami, üniversitede klasik drama eğitimi aldı… Kitapları pek çok ödül alan ve ellinin üzerinde dile çevrilen Murakami, bir türlü Nobel Edebiyat Ödülüne kavuşamadı…

Yazarın daha önce de; Yaban Koyununun İzinde, Zemberekkuşu’nun Güncesi, İmkânsızın Şarkısı, Sınırın Güneyinde-Güneşin Batısında, Sahilde Kafka, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, 1Q84, Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları, Koşmasaydım Yazamazdım, Uyku, Kadınsız Erkekler, Sputnik Sevgilim ve Tuhaf Kütüphane isimli kitapları da Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştı…

16 TL’den satılan, 180 sayfalık Karanlıktan Sonra isimli romanın konusu ise kısaca şöyle: Romanda Tokyo’daki Alphaville isimli bir otelde gece vakti kesişen kadınların yaşamı aktarılıyor… Erkek egemen düzenin yaşamını altüst ettiği kadınlar, Mai ile Eri adındaki iki kız kardeşin yıllardır bir samimiyet çizgisine varamayan ilişkilerinin arasında öyküye dahil ediliyor… Kitaptaki önemli altı karakter; 19 yaşında üniversitede Çince eğitimi alan Mari, model ve son iki aydır bilfiil uyuyan ablası Eri Asai, otel çalışanları Korogi ile Komogi, otelin işletmecisi ve fedaisi, eski güreşçi Kaoru ve hayat kadını Guo Dongli… Karakterler roman boyunca ya hayatın anlamını arıyor ya da var oluş savaşı veriyor… Bunu kimi uyuyarak, gerçeklerden kaçarak, kimi çalışarak veya zorla çalıştırılarak, kimi de uyumamak için gece kitap okuyarak gerçekleştiriyor… 

Murakami, bu romanında da Japon kültürünü Batı kültürüyle yan yana getiriyor; hayal veya rüyayla gerçeğin iç içe geçmesi, katiller, kadınların metalaştırılması, gerilimle mizahın buluşması, öç alarak rahatlama ve klasik müzik hakkındaki betimlemeler yer alıyor… Bilim-kurgu ve fantastik Murakami’nin en sevdiği türler… Diğer taraftan, yalnızca bir aşk öyküsünün anlatıldığı “İmkansızın Şarkısı“, onun belki de en sevilen romanı oldu… 

Share

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK KAZANAN YAZARLARI AÇIKLANDI…

Forbes Dergisi, 2016 yılında Türk edebiyatının en çok kazanan yazarlarını açıkladı… 

Ciro gelirlerine göre; Elif Şafak’ın kitapları 9 milyon TL ile birinci sırada… Geçtiğimiz yıl Elif Şafak’ın satış gelirlerinden aldığı pay ise 1,8 milyon TL oldu… İkinci sırayı Orhan Pamuk ve üçüncü sırayı Kahraman Tazeoğlu aldı… Orhan Pamuk’un 2016 yılında satışlardan elde ettiği gelir 1,4 milyon TL iken, Tazeoğlu 1,3 milyon TL kazandı…

Geçen yıl en çok baskı yapan 10 kitap ise şöyle:

10. Mor (Kahraman Tazeoğlu): 100.000 adet

9. Allaha Emanet Ol (Kahraman Tazeoğlu): 100.000 adet

8. Hüzün Yanığı (Sinan Yağmur): 100.000 adet

7. Hz Ali ve Fatma (Sinan Yağmur): 100.000 adet

6. Aşkla Kal (Kahraman Tazeoğlu): 125.000 adet

5. Galat-I Meşhur (Soner Yalçın): 150.000 adet

4. Kanadı Kırık Kuşlar (Ayşe Kulin): 150.000 adet

3. Gökyüzüne Not (Ahmet Batman): 250.000 adet

2. Havva’nın Üç Kızı (Elif Şafak): 275.000 adet

1. Kırmızı Saçlı Kadın (Orhan Pamuk): 330.000 adet…

Share

PAUL AUSTER’İN “YANILSAMALAR KİTABI” HAKKINDA BİR YORUM…

Yanılsama, illüzyon nedir? TDK sözlüğüne göre, “duyu organlarının aldanması; bir görünüşün gerçek sanılması; bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması.” Bir bakıma var zannedilen bir şeyin aslında olmaması.

Roman bir soru soruyor: Kimse bizim yaşadığımızı bilmezse, öldüğümüzde yaşananların tek bir tanığı, izi bile kalmazsa yaşamış sayılır mıyız?

Paul Auster kitabında “var olmayı” “olup olmamayı” tartışıyor. Üstelik bunu somut şeylerin varlığı yokluğunun yanı sıra var oluşumuzun tanıklara ne kadar ihtiyaç duyduğunu düşündürerek de yapıyor. Benliğimizin onaylanması için ailemizin, dostlarımızın, kişisel tarihimizin tanıklığına ihtiyacımız var.

Roman, bir akademisyenin, David’in ailesini uçak kazasında kaybetmesinin ardından hayattan kopuşunu ve ardından tutunuşunu anlatıyor. Normal, güzel, iyi bir hayatı olan David asosyal, sinirli, insanlardan kaçan bir adama dönüşmüş.

–Hangisi gerçek?-

“Kanlı, canlı bir hayalettir, insan olmayan bir insandır. Hala dünyada yaşasa da orada artık ona yer bulunmamaktadır. Öldürülmüştür, ama hiç kimse onu öldürme kibarlığını ya da inceliğini göstermemiştir. Silinip gitmiştir dünyadan.” (sf.50)

Bu arada, 1920’lerin bir sinema oyuncusunun filmlerinin peşine düşüyor. Hector Mann. Hector kariyerinin en parlak günlerinde birden bire ortadan kaybolmuş. Nereye gittiğini, ne yaptığını kimse bilmiyor. Romanın ilk cümlesi  “Herkes onu ölü biliyordu.” Ama ölmemişti galiba, peki ne olmuştu?

Önce David’le birlikte şehirden şehre gidip Hector’un unutulan filmlerini seyrediyoruz. Filmlerdeki Hector ne yapacağı belli olmayan, birbirine zıt içgüdülerle ve arzularla dolu bir kişilik. Hem halk çocuğu, hem aristokrat, hem şehvetli, hem koyu bir romantik, yeri gelince de şövalye. –Hangisi gerçek?-Filmler içerisinde özellikle Bay Hiçkimse önemli. Auster patronunun verdiği ilaçla görünmez olan Bay Hiçkimse ile bizi sarsıyor.

Sizi kimse görmüyorsa, duymuyorsa var mısınız? Bu film üzerinden görünmeyen insanın benliğinin çektiği acıları fark ediyoruz. Üzerine bir arabadan sıçrayan çamurlu su beyaz takımına değmiyor bile, var ama yok. Uyuyan kızının başında ona dokunup sevemiyor, uyanıp kimseyi göremezse korkar kızı. Varlığımızın onaylanmamasının acısını hissediyoruz. İlacın etkisinin geçmesiyle karısının onu görebilmesi, emin olamıyor Hector. Bir aynaya ihtiyaç duyuyor. Aynada kendimizi görebilmek önemli. Aynada kendisini görebilirse karabasan bitecek.

Romanda aynanın kullanılış biçimi de dikkat çekiyor. Aynada gördüğümüzü gerçek sanırız. Ya aynalar, eğlence parkındaki komik aynalar gibiyse? Ya bizi yanıltıyorlarsa? Etrafımızdaki insanlar da aynalar gibi bizi bize yansıtır, var oluşumuzu onaylarlar. Onların gözünden kendimizi tanırız, emin oluruz. Ya bu metaforik aynalar kötü ise, ya onlardan yansıyan bir yanılsamaysa?

Kitapta Alma karakterinin iki önemli rolü var. Romanın temposunun Alma’nın ortaya çıkışıyla, özellikle tabanca sahnesiyle hızlanıyor. Alma, Hector’un hayat hikâyesinin tanığı, günlüklerini okuyup Hector’un hayatını yazmış,  taslağı tam altıyüzelli sayfa.  David’in Hector’un filmleri hakkında yazdıklarını okumuş, Hector ve karısını David’i davet etmeye ikna etmiş. David’i de Hector’u görmeye ikna ediyor. Alma’nın diğer önemli özelliği yüzündeki leke. Auster, Alma ile bizi Hawthorne’un Doğum Lekesi isimli öyküsüne taşıyor. Etrafımızdaki insanlardan bize bizin nasıl yansıtıldığına. Hawthorne’un öyküsündeki Georgiana’nın yüzünde de bir doğum lekesi var. Hayatı boyunca bunun utanılacak, çirkin, kötü bir şey olduğunu düşünmemiş. Ta ki evlenene kadar. Kocası “Alymer’le evlenene kadar o lekenin bir kusur olduğunu düşünmez bile. Lekeden nefret etmesini onun kafasına sokan o adamdır, kendinden tiksinmesine neden olur.” Kocası onu yüzündeki lekenin korkunç bir şey olduğuna ikna ediyor. Artık Georgiana kendini kocasının metaforik aynasından görüyor, çok çirkin. Bu lekeden kurtulmak zorunda, bu lekeyle yaşamaya nasıl devam edebilir.

Bu öykünün romanda iki defa hatırlatılması yanılsamaların, mavi taş örneğinde olduğu gibi somut olabileceği gibi, soyut olabileceğini fark ettiriyor. Aynı mesele, kitabın sonuna doğru David’in seyrettiği Hector’un sonradan çektiği film, Martin Frost’ta da tekrar etmiş. Martin ve hayali kahraman Claire arasında geçenlerde.

Romanın kurgusunda anlatan David’den Alma’ya geçtiğinde Hector’un başına gelenler anlatılmaya başlanıyor. Bir cinayete sebep olma, suç ortaklığı ve birbirine eklenmiş üç farklı hayat. Ünlü bir oyuncunun, bir kaçağın ve dünyadan saklanan bir sinemacı ile ressam eşinin hayatı. Hangi Hector gerçek?

Hector, birbirinden farklı kaçak hayatların sonrasında evlenip Mavi Taş çiftliğini kurmuş. Burada hepsi ölümünden sonra yakılmak üzere filmler çekmiş. David bu filmlerden yalnızca birisini seyredebiliyor, Martin Frost’un Gizli Yaşamı. Yazar Martin Frost, hiç bir şey yapmamak, bitki gibi yaşamak için Mavi Taş’a gelmiştir. Felsefe öğrencisi Claire de gelir çiftliğe. Claire’in gözünde Martin çok önemli, çok kıymetli bir yazardır. Martin’in eserlerini okumuştur Claire. Burada Martin’in benliğinin Claire’in aynalarından onaylanmasının mutluluğunu duyumsarız. Filmin içinde iki filozoftan alıntılar okuruz. Berkeley “Şu bellidir ki, duyulara kazınmış çeşitli heyecanlar ve düşünceler, ne kadar birbiriyle karışmış ve birleşmiş olsalar da, kendilerini algılayan bir zihin olmazsa var olamazlar” demiştir örneğin. Kant’dan yapılan alıntıda “Gördüğümüz şeyler, gördüklerimiz değildir… bu yüzden öznemizden ya da duyularımızdan öznel biçimde vaz geçersek, bütün nitelikler, nesnelerin uzamdaki ve zamandaki bütün ilişkileri, adeta uzamın ve zamanın kendisi ortadan kaybolurdu” denilmektedir. Claire filmin sonuna doğru Martin’e gülmeye başlar, sandalyeden düşen, yemeği ağzının kenarından akan beceriksiz bir adama dönüşen Martin, Claire’in gözünde gülünç bir adamdır artık. Aynalar, insanlar, gerçekler ve yanılsamalar.

Mavi taş örneği de dikkat çekici. Mavi taş, kaçak Hector’un bir yolda yürürken gözüne çarpar, harika bir mavidir, ışıkta parlamakta, göz almaktadır. Taşı almak için elini uzatır Hector, bu bir taş değildir, sümüktür. Yanılsamanın ta kendisi. Kitabın son bölümünde Hector’un çiftliğine mavi taş ismini verdiğini görürüz.

Kitabın hemen her bölümünde açık/gizli/sarmal halde yanılsama üzerine düşünceler görüyoruz. Bunların bazıları çok somut, bazıları ise hep aynı sorunun tekrarı. Hector’un günlükleri, çektiği filmler, stüdyo, Alma’nın yazdığı kitap, her şey yanarsa; Alma, karısı, Hector, tanık olan herkes ölürse. Hiçbir tanık, hiçbir iz kalmazsa bu yaşananlar yaşanmış mıdır?.. 

INY…

Share