Category Archives: KİTAPLAR

ÇOCUKLARI KİTAP OKUMAYA TEŞVİK ETMEK İÇİN İPUÇLARI…

Çocukları kitap okumaya alıştırmak, artık geçmişten çok daha zor… Ne yazık ki, kitap okuma alışkanlığı küçük yaşlarda ediniliyor… Yani, daha çocuk yaşlarında iken böyle bir alışkanlığa edinemeyenler, çoğunlukla büyüdüklerinde de bu kitap okumuyorlar… Bununla birlikte, çocukları kitap okumaya teşvik etmenin de yolları var… Her ne kadar garantili olmasa da, Habertürk‘ten Sema Ereren’in yazısında bu yollar sıralanmış… Söz konusu 23 yöntemi aşağıda sizler için alıntıladık:

1- Evdeki kütüphanenizde çocuğunuzun ilgi alanına ve yaşına uygun kitaplar ön planda olsun.

2- Sadece yazılanları okumak sıkıcı olabilir. Bazen çocuğunuzla beraber kitabın sayfalarını çevirin varsa resimlerini incelemek için vakit ayırın.

3- Kitap okumayı sevdirene dek her kitap bitirdiğinde ödüllendirin.

4- Çocuğunuzun kitap okuduğu alan konforlu olsun ve kendini güvende hissettirsin. Sevdiği eşyalar etrafında olsun.

5- Çocuğunuza düzenli olarak yeni kitaplar alın. Güncel kitaplardan geri kalmaması için elindekileri bitirmesi için beraber bir tarih belirleyin. Kitapları mutlaka birlikte seçin. Onlara sürpriz yapıp kitap alın.

6- Canı sıkılıyorsa zaman zaman kitabını oyuncağına ya da size okusun. Okumayı sökmüş olsa da siz de ona kitap okuyun.

7- Daha sık göz atmak istedikleri kütüphanede çocuğunuzun göz hizasında olsun. Çocuğunuzun raftan kitap almak için özel bir çaba sarf etmesi gerekmesin.

8- Kitap okumayı asla bir cezaya dönüştürmeyin.

9- Yaz boyunca okuyacağı kitapların planını yapın, çocuğunuzla beraber ortaya bir hedef koyun. Bunu bir çizelgeye dökün.

10- Çocuğunuzla beraber okuma saati yapın. Bu okuma saatleri zaman zaman dışarıda da olsun.

11- Çocuğunuz okumasını bitirdikten sonra ona serbest zaman bırakın

12- Okuduğunuz kitaplarla ilgili sohbet başlatın, okuduklarınızdan birbirinize söz edin.

13- Beraber kütüphanelere gidin. Bir yere gidiyorsanız yanınıza kitaplarınızı alın

14- Çocuğunuzun yaşına uygun dergileri düzenli olarak alın hatta abone olun. Kütüphanenizde bu dergilerin de arşivi olsun.

15- Çocuğunuzun okuduğu kitabın bir filmi varsa beraber izleyin.

16- Evde okuma yaptığınız oda karanlık olmasın. Çocuğunuz orayı sınıf gibi görmesin Kütüphane rafları renkli ve erişilebilir olsun

17- Çocuğunuza baskı yapmaktan kaçının ve onların değişen ilgilerine göre yeni kitaplar almayı ihmal etmeyin.

18- Kütüphanenin olduğu odada okuma köşesi yapın ve buranın onlara ait olduğunu hissettirin.

19- Kütüphanenizde kitapları kategorize edin. Adeta okullardaki kütüphaneler gibi kitapları numaralandırın.

20- Ailenizde okuduğunuz kitaplarla ilgili yuvarlak masa konuşmaları yapın.

21- Evin sadece kütüphanenin durduğu odasında değil çeşitli alanlarında, çocuğunuzun elinin altında sürekli kitaplar, dergiler olsun. Hatta farklı odalara kitap rafı koyun.

22- Çocuğunuzun dijital ortamdan da kitabı olsun. Normal kitap okumaktan sıkıldığında devreye e-kitaplar girsin. Gözleri yorulduğunda sesli kitaplar da kurtarıcı olabilir.

23- Çocuğunuzun arkadaşlarıyla okuma günleri düzenleyin. Bu okuma partilerine siz ev sahipliği yapın…

Share

MURAKAMİ’NİN YENİ BİR ROMANI YAYIMLANDI: “KARANLIKTAN SONRA”…

Japon yazar Haruki Murakami‘nin yeni bir kitabı daha geçen hafta Türkçe’ye kazandırıldı… “Karanlıktan Sonra” isimli roman aslında ilk kez 2004 yılında yayımlanmış ama Türkçe olarak basılmamıştı… 1949 yılında Kyoto’da doğan Murakami, üniversitede klasik drama eğitimi aldı… Kitapları pek çok ödül alan ve ellinin üzerinde dile çevrilen Murakami, bir türlü Nobel Edebiyat Ödülüne kavuşamadı…

Yazarın daha önce de; Yaban Koyununun İzinde, Zemberekkuşu’nun Güncesi, İmkânsızın Şarkısı, Sınırın Güneyinde-Güneşin Batısında, Sahilde Kafka, Haşlanmış Harikalar Diyarı ve Dünyanın Sonu, 1Q84, Renksiz Tsukuru Tazaki’nin Hac Yılları, Koşmasaydım Yazamazdım, Uyku, Kadınsız Erkekler, Sputnik Sevgilim ve Tuhaf Kütüphane isimli kitapları da Doğan Kitap tarafından yayımlanmıştı…

16 TL’den satılan, 180 sayfalık Karanlıktan Sonra isimli romanın konusu ise kısaca şöyle: Romanda Tokyo’daki Alphaville isimli bir otelde gece vakti kesişen kadınların yaşamı aktarılıyor… Erkek egemen düzenin yaşamını altüst ettiği kadınlar, Mai ile Eri adındaki iki kız kardeşin yıllardır bir samimiyet çizgisine varamayan ilişkilerinin arasında öyküye dahil ediliyor… Kitaptaki önemli altı karakter; 19 yaşında üniversitede Çince eğitimi alan Mari, model ve son iki aydır bilfiil uyuyan ablası Eri Asai, otel çalışanları Korogi ile Komogi, otelin işletmecisi ve fedaisi, eski güreşçi Kaoru ve hayat kadını Guo Dongli… Karakterler roman boyunca ya hayatın anlamını arıyor ya da var oluş savaşı veriyor… Bunu kimi uyuyarak, gerçeklerden kaçarak, kimi çalışarak veya zorla çalıştırılarak, kimi de uyumamak için gece kitap okuyarak gerçekleştiriyor… 

Murakami, bu romanında da Japon kültürünü Batı kültürüyle yan yana getiriyor; hayal veya rüyayla gerçeğin iç içe geçmesi, katiller, kadınların metalaştırılması, gerilimle mizahın buluşması, öç alarak rahatlama ve klasik müzik hakkındaki betimlemeler yer alıyor… Bilim-kurgu ve fantastik Murakami’nin en sevdiği türler… Diğer taraftan, yalnızca bir aşk öyküsünün anlatıldığı “İmkansızın Şarkısı“, onun belki de en sevilen romanı oldu… 

Share

EN ÇOK SATAN EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR (MAYIS 2017) YENİ…

EN ÇOK SATAN EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR (MAYIS 2017)

  İMGE İDEFİX D&R KİTAPYURDU
1 Kent Hukuku, Ruşen Keleş, Ayşegül Mengi, İmge Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif
Hayvanlardan Tanrılara-Sapiens, Yuval Noah Harari, Kolektif
Huzursuzluk, Zülfü Livaneli, Doğan Kitap
2 Yok-yerler, Marc Augé, Daimon
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah, Harari Kolektif
Fi, Azra Kohen, Destek
Fesleğen, Hikmet Anıl, Hayy
 3 Bir Eski Cumhuriyet İçin, Ümit Aslanbay, Ali Sirmen ,İmge Olağanüstü Bir Gece, Stephen Zweig, İş Bankası
Bazen Olmaz, Ölmez Gürses Tatar, Kronik
Bağırmayan Anneler, Hatice Kübra Tongar, Hayy
4 Şeffaflık Toplumu, Byung Chul Han, Metis   Fi, Çi, Pi, Üçlü Set, Azra Kohen, Destek
Karanlık Sular, Paula Hawkins, İthaki
Dedemin Bakkalı-Çırak, Şermin Çarkacı, Taze
5 Yolun Gölgesi, Behçet Çelik, Can  Asi Kızlara Uykudan Önce Hikayeler, Helena Favilli, Hep
Homo Deus: Yarının Kısa Bir Tarihi, Yuval Noah, Harari Kolektif
Bir Dehanın İzleri-II.Abdülhamid, Talha Uğurluel, Timaş
6 Dümeni Yaratıcılığa Kırmak, Ursula K. Le Guin, Hep Kitap Huzursuzluk, Zülfü Livaneli, Doğan Kitap Çi, Azra Kohen, Destek
Hayvan Çiftliği, George Orwell, Can
7
Jaguarın Gözleri, Banu Bülbül, Nota Bene
Aeden-Bir Dünya Hikayesi, Azra Kohen, Destek
Bir Dünya Kurmak, Hüsnü Özyeğin, Özyeğin Üniv.
1984, George Orwell, Can
 8 Doğa Etiği, Mahmut Özer, İmge Geliştiren Anne Baba, Doğan Cüceloğlu, Remzi
Sen 17 Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş, Olimpos
Sen 17 Yaşımsın, Miraç Çağrı Aktaş, Olimpos
9 İnekler, Domuzlar, Savaşlar ve Cadılar, Marvin Harris, İmge Satranç, Stefan Zweig, İş Bankası
Pi, Azra Kohen, Destek
Benden Vazgeçme Yarab, Mehmet Yıldız. Hayy
10 Kürk Mantolu Madonna, Sabahattin Ali, Yapı Kredi   Liseden Arkadaşlar, Selçuk Aydemir, Küsurat Huzursuzluk, Zülfü Livaneli, Doğan Kitap Sultan Abdülhamid’in Sırdaşı Tahsin Paşa, Tahsin Paşa, Yakın Plan

 

Share

TÜRKİYE’NİN EN ÇOK KAZANAN YAZARLARI AÇIKLANDI…

Forbes Dergisi, 2016 yılında Türk edebiyatının en çok kazanan yazarlarını açıkladı… 

Ciro gelirlerine göre; Elif Şafak’ın kitapları 9 milyon TL ile birinci sırada… Geçtiğimiz yıl Elif Şafak’ın satış gelirlerinden aldığı pay ise 1,8 milyon TL oldu… İkinci sırayı Orhan Pamuk ve üçüncü sırayı Kahraman Tazeoğlu aldı… Orhan Pamuk’un 2016 yılında satışlardan elde ettiği gelir 1,4 milyon TL iken, Tazeoğlu 1,3 milyon TL kazandı…

Geçen yıl en çok baskı yapan 10 kitap ise şöyle:

10. Mor (Kahraman Tazeoğlu): 100.000 adet

9. Allaha Emanet Ol (Kahraman Tazeoğlu): 100.000 adet

8. Hüzün Yanığı (Sinan Yağmur): 100.000 adet

7. Hz Ali ve Fatma (Sinan Yağmur): 100.000 adet

6. Aşkla Kal (Kahraman Tazeoğlu): 125.000 adet

5. Galat-I Meşhur (Soner Yalçın): 150.000 adet

4. Kanadı Kırık Kuşlar (Ayşe Kulin): 150.000 adet

3. Gökyüzüne Not (Ahmet Batman): 250.000 adet

2. Havva’nın Üç Kızı (Elif Şafak): 275.000 adet

1. Kırmızı Saçlı Kadın (Orhan Pamuk): 330.000 adet…

Share

PAUL AUSTER’İN “YANILSAMALAR KİTABI” HAKKINDA BİR YORUM…

Yanılsama, illüzyon nedir? TDK sözlüğüne göre, “duyu organlarının aldanması; bir görünüşün gerçek sanılması; bir görünüşü gerçek sandıran duygu ve us yanılması.” Bir bakıma var zannedilen bir şeyin aslında olmaması.

Roman bir soru soruyor: Kimse bizim yaşadığımızı bilmezse, öldüğümüzde yaşananların tek bir tanığı, izi bile kalmazsa yaşamış sayılır mıyız?

Paul Auster kitabında “var olmayı” “olup olmamayı” tartışıyor. Üstelik bunu somut şeylerin varlığı yokluğunun yanı sıra var oluşumuzun tanıklara ne kadar ihtiyaç duyduğunu düşündürerek de yapıyor. Benliğimizin onaylanması için ailemizin, dostlarımızın, kişisel tarihimizin tanıklığına ihtiyacımız var.

Roman, bir akademisyenin, David’in ailesini uçak kazasında kaybetmesinin ardından hayattan kopuşunu ve ardından tutunuşunu anlatıyor. Normal, güzel, iyi bir hayatı olan David asosyal, sinirli, insanlardan kaçan bir adama dönüşmüş.

–Hangisi gerçek?-

“Kanlı, canlı bir hayalettir, insan olmayan bir insandır. Hala dünyada yaşasa da orada artık ona yer bulunmamaktadır. Öldürülmüştür, ama hiç kimse onu öldürme kibarlığını ya da inceliğini göstermemiştir. Silinip gitmiştir dünyadan.” (sf.50)

Bu arada, 1920’lerin bir sinema oyuncusunun filmlerinin peşine düşüyor. Hector Mann. Hector kariyerinin en parlak günlerinde birden bire ortadan kaybolmuş. Nereye gittiğini, ne yaptığını kimse bilmiyor. Romanın ilk cümlesi  “Herkes onu ölü biliyordu.” Ama ölmemişti galiba, peki ne olmuştu?

Önce David’le birlikte şehirden şehre gidip Hector’un unutulan filmlerini seyrediyoruz. Filmlerdeki Hector ne yapacağı belli olmayan, birbirine zıt içgüdülerle ve arzularla dolu bir kişilik. Hem halk çocuğu, hem aristokrat, hem şehvetli, hem koyu bir romantik, yeri gelince de şövalye. –Hangisi gerçek?-Filmler içerisinde özellikle Bay Hiçkimse önemli. Auster patronunun verdiği ilaçla görünmez olan Bay Hiçkimse ile bizi sarsıyor.

Sizi kimse görmüyorsa, duymuyorsa var mısınız? Bu film üzerinden görünmeyen insanın benliğinin çektiği acıları fark ediyoruz. Üzerine bir arabadan sıçrayan çamurlu su beyaz takımına değmiyor bile, var ama yok. Uyuyan kızının başında ona dokunup sevemiyor, uyanıp kimseyi göremezse korkar kızı. Varlığımızın onaylanmamasının acısını hissediyoruz. İlacın etkisinin geçmesiyle karısının onu görebilmesi, emin olamıyor Hector. Bir aynaya ihtiyaç duyuyor. Aynada kendimizi görebilmek önemli. Aynada kendisini görebilirse karabasan bitecek.

Romanda aynanın kullanılış biçimi de dikkat çekiyor. Aynada gördüğümüzü gerçek sanırız. Ya aynalar, eğlence parkındaki komik aynalar gibiyse? Ya bizi yanıltıyorlarsa? Etrafımızdaki insanlar da aynalar gibi bizi bize yansıtır, var oluşumuzu onaylarlar. Onların gözünden kendimizi tanırız, emin oluruz. Ya bu metaforik aynalar kötü ise, ya onlardan yansıyan bir yanılsamaysa?

Kitapta Alma karakterinin iki önemli rolü var. Romanın temposunun Alma’nın ortaya çıkışıyla, özellikle tabanca sahnesiyle hızlanıyor. Alma, Hector’un hayat hikâyesinin tanığı, günlüklerini okuyup Hector’un hayatını yazmış,  taslağı tam altıyüzelli sayfa.  David’in Hector’un filmleri hakkında yazdıklarını okumuş, Hector ve karısını David’i davet etmeye ikna etmiş. David’i de Hector’u görmeye ikna ediyor. Alma’nın diğer önemli özelliği yüzündeki leke. Auster, Alma ile bizi Hawthorne’un Doğum Lekesi isimli öyküsüne taşıyor. Etrafımızdaki insanlardan bize bizin nasıl yansıtıldığına. Hawthorne’un öyküsündeki Georgiana’nın yüzünde de bir doğum lekesi var. Hayatı boyunca bunun utanılacak, çirkin, kötü bir şey olduğunu düşünmemiş. Ta ki evlenene kadar. Kocası “Alymer’le evlenene kadar o lekenin bir kusur olduğunu düşünmez bile. Lekeden nefret etmesini onun kafasına sokan o adamdır, kendinden tiksinmesine neden olur.” Kocası onu yüzündeki lekenin korkunç bir şey olduğuna ikna ediyor. Artık Georgiana kendini kocasının metaforik aynasından görüyor, çok çirkin. Bu lekeden kurtulmak zorunda, bu lekeyle yaşamaya nasıl devam edebilir.

Bu öykünün romanda iki defa hatırlatılması yanılsamaların, mavi taş örneğinde olduğu gibi somut olabileceği gibi, soyut olabileceğini fark ettiriyor. Aynı mesele, kitabın sonuna doğru David’in seyrettiği Hector’un sonradan çektiği film, Martin Frost’ta da tekrar etmiş. Martin ve hayali kahraman Claire arasında geçenlerde.

Romanın kurgusunda anlatan David’den Alma’ya geçtiğinde Hector’un başına gelenler anlatılmaya başlanıyor. Bir cinayete sebep olma, suç ortaklığı ve birbirine eklenmiş üç farklı hayat. Ünlü bir oyuncunun, bir kaçağın ve dünyadan saklanan bir sinemacı ile ressam eşinin hayatı. Hangi Hector gerçek?

Hector, birbirinden farklı kaçak hayatların sonrasında evlenip Mavi Taş çiftliğini kurmuş. Burada hepsi ölümünden sonra yakılmak üzere filmler çekmiş. David bu filmlerden yalnızca birisini seyredebiliyor, Martin Frost’un Gizli Yaşamı. Yazar Martin Frost, hiç bir şey yapmamak, bitki gibi yaşamak için Mavi Taş’a gelmiştir. Felsefe öğrencisi Claire de gelir çiftliğe. Claire’in gözünde Martin çok önemli, çok kıymetli bir yazardır. Martin’in eserlerini okumuştur Claire. Burada Martin’in benliğinin Claire’in aynalarından onaylanmasının mutluluğunu duyumsarız. Filmin içinde iki filozoftan alıntılar okuruz. Berkeley “Şu bellidir ki, duyulara kazınmış çeşitli heyecanlar ve düşünceler, ne kadar birbiriyle karışmış ve birleşmiş olsalar da, kendilerini algılayan bir zihin olmazsa var olamazlar” demiştir örneğin. Kant’dan yapılan alıntıda “Gördüğümüz şeyler, gördüklerimiz değildir… bu yüzden öznemizden ya da duyularımızdan öznel biçimde vaz geçersek, bütün nitelikler, nesnelerin uzamdaki ve zamandaki bütün ilişkileri, adeta uzamın ve zamanın kendisi ortadan kaybolurdu” denilmektedir. Claire filmin sonuna doğru Martin’e gülmeye başlar, sandalyeden düşen, yemeği ağzının kenarından akan beceriksiz bir adama dönüşen Martin, Claire’in gözünde gülünç bir adamdır artık. Aynalar, insanlar, gerçekler ve yanılsamalar.

Mavi taş örneği de dikkat çekici. Mavi taş, kaçak Hector’un bir yolda yürürken gözüne çarpar, harika bir mavidir, ışıkta parlamakta, göz almaktadır. Taşı almak için elini uzatır Hector, bu bir taş değildir, sümüktür. Yanılsamanın ta kendisi. Kitabın son bölümünde Hector’un çiftliğine mavi taş ismini verdiğini görürüz.

Kitabın hemen her bölümünde açık/gizli/sarmal halde yanılsama üzerine düşünceler görüyoruz. Bunların bazıları çok somut, bazıları ise hep aynı sorunun tekrarı. Hector’un günlükleri, çektiği filmler, stüdyo, Alma’nın yazdığı kitap, her şey yanarsa; Alma, karısı, Hector, tanık olan herkes ölürse. Hiçbir tanık, hiçbir iz kalmazsa bu yaşananlar yaşanmış mıdır?.. 

INY…

Share

DAN BROWN’UN YENİ KİTABI “ORIJIN” BU YIL ÇIKIYOR…

Son dönem edebiyatında adından çok söz ettiren ABD’li yazar Dan Brown‘un yeni kitabı “Orijin“in bu yıl içinde çıkacağı bildirildi… İlk romanı olan “Dijital Kale” 1996 yılında yayımlandığında büyük ilgi uyandıran Dan Brown, sonrasında 2001 yılında “İhanet Noktası” romanını yayımladı… Bu arada, sembol bilim profesörü Robert Langdon’un baş karakter olduğu Melekler ve Şeytanlar (2000)”, “Da Vinci Şifresi (2003)”, “Kayıp Sembol (2009)” ve son olarak “Cehennem (2013)” romanlarını yazdı…

Brown‘un yeni kitabı Orijin’de de daha önceki romanlarından tanıdığımız Harvard Üniversitesi’nde profesörü Robert Langdon yer alacak… Roman, ABD ve Kanada’da 3 Ekim 2017 tarihinde yayımlanacak… Türkiye’de buna yakın bir tarihte çıkması bekleniyor… Romanın konusu ve olayların yaşanacağı ülkeler ve mekanlar ise halen bir sır…

Share

EDEBİYAT VE SİNEMA BİLGİNİZİ TEST ETMEYE HAZIR MISINIZ?..

İnternette gezerken bulduğumuz testler genellikle hoşumuza gider… Hele bir de bilgimizi ölçüp, genel bir ortalamaya göre karşılaştırma yapıyorsa daha da çok… İşte aşağıda bulacağınız 2 test de böyle… İlk testte sorulan 116 yazardan yüzde kaçını okuduğunuzu size anında söylüyor… Aynı şekilde ikinci testte de seyrettiğiniz filmleri 100 film arasından seçmeniz isteniyor…

Sonuçlar düşük çıkarsa fazla hayıflanmayın diye şimdiden uyaralım: Çünkü, edebiyat testinde halen ortalama skor % 38 (yani sorulan 116 yazardan 44’ü okunmuş), sinema testinde ise ortalama % 48… Haydi şimdi sıra sizde, aşağıdaki linklere tıklayıp, kendinizi denemeye başlayın…

BÜYÜK YAZARLARDAN KAÇINI OKUDUNUZ?…

BU FİLMLERDEN KAÇINI SEYRETTİNİZ?

 

Share

YAZARLARIN KÜTÜPHANELERİNİ MERAK EDİYOR MUSUNUZ?..

“bookserf. com” sitesi, kitapseverler için hazırlanmış bir site… Kitapların ve deneyimlerin de paylaşıldığı sitenin dikkat çekici bir başka özelliği de yazarların özel kütüphanelerinin tanıtılması… Sitede bugüne kadar Celal Şengör, Ahmet Ümit, Ayşe Kulin, Gürbüz Doğan Ekşioğlu, Barbaros Altuğ, Alexandra Kleeman, Ercan Kesal, Hakan Bıçakçı, Murat Gülsoy ve Pelin Batu’nun kütüphaneleri tanıtıldı… İlginizi çekerse, sitenin yazar kütüphaneleri bölümüne aşaüıdaki linki tıklayarak erişebilirsiniz…

YAZAR KÜTÜPHANELERİ…

Share

TÜRKAN ŞORAY’IN KİTABI “SİNEMAM VE BEN” YENİDEN YAYINLANDI…

Türk sinemasının ünlü yıldızı Türkan Şoray’ın anılarını içeren “Sinemam ve Ben” isimli biyografi Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından yeniden yayımlandı… Kitap daha önce 2012 yılında NTV Yayınları’nca yayımlanmıştı… Sayfa sayılarına bakılınca, yeni baskının genişletilmiş olduğu anlaşılıyor… Kitapta, Türkan Şoray’ın çok bilinmeyen ilk gençlik yıllarından günümüze kadar uzanan 5o yıllık sinema anıları ve özel yaşamına dair bilinmeyenler anlatılıyor… Kitapta ayrıca, söz konusu döneme ait çok bilinmeyen fotoğraflar da yer alıyor… 496 sayfalık kitabın satış fiyatı 20 TL…

Şoray kitapta, Fatih’teki cumbalı ahşap evlerin bulunduğu mahallede, orta halli bir ailenin kızıyken sinema ile tanışmasını, setlerde yaşadıklarını ve mesleğine dair düşüncelerini içtenlikle anlatıyor… Sanatçı, ilk set günündeki hislerini şu sözlerle dile getiriyor: “Yaptığım işin ne kadar önemli olduğunun farkında değilim; hiçbir sorumluluk hissetmiyorum… Başarılı veya başarısız olmak gibi hiçbir endişem, korkum, hırsım, hedefim yok… Bu yüzden kameranın önünde hiç heyecanlanmadan, rahat, içgüdüsel yeteneğimle, rolümü canlandırıyorum… Rol yapmıyorum, o gün kamera önünde benden yapmamı istedikleri, benim için sanki gündelik yaşamda yaşadıklarım gibi geliyor…”

 
Share

“ATATÜRK’ÜN SOYKÜTÜĞÜ” KİTABI YAYINLANDI…

Araştırmacı Mehmet Ali Öz tarafından uzun araştırmalardan sonra hazırlanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün soykütüğünü açıklayan “Atatürk’ün Ailesi” isimli kitap, Asi Kitap tarafından yayımlandı… Kitabın tam adı “Atatürk’ün Ailesi: Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Atatürk’ün Soykütüğü”… 540 sayfalık kitabın satış fiyatı 28 TL…

Hayatının uzun bir dönemini Atatürk’ün aile geçmişini ve soykütüğünü araştırmaya ayıran Mehmet Ali Öz, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yaptığı uzun araştırmalar sonucunda, Atatürk’ün soykütüğü ile ilgili bilinmeyenlere ışık tutuyor ve cevabı bilinmeyen soruları belgelerle cevaplıyor…

Sivas doğumlu Mehmet Ali Öz, Sivas İmam Hatip Lisesi mezunu… Yaklaşık 19 yıl Sivas’a bağlı çeşitli ilçe ve köylerinde imam olarak görev yapan Öz, din, tarih, halk edebiyatı ve halk kültürü konusunda inceleme ve araştırmalarda bulundu…

Share