film ve kitap önerileri, film ve kitap yorumları, fragmanlar, yıldızlar, yazarlar

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (1)

Sevgili edebiyat ve sinema düşkünleri, bugün sizlerle tanınmamış bir yazarın (ne yazık ki ismini şimdilik saklamamızı istedi) son günlerde elime geçen kısa bir eserini paylaşacağım… Deneme türünde yazılmış bu eserde yazar, aşk, sevgi, evlilik, boşanma ve çocuk eğitimi konularında fikirlerini paylaşıyor, ancak itiraf etmeliyim ki (zaten kendisi de eserin başında bu şekilde bir uyarıda bulunuyor) bu denemede okuyacağınız fikirlerin bir kısmı (hatta büyük bir kısmı) klişelere aykırı ve rahatsız edici… Yine de sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK, BOŞANMA VE (EN ÖNEMLİSİ) ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (1)

OKUYUCUYA UYARI

Baştan söylemeliyim ki, bu kitaptaki bazı fikirler kimilerine saçma ya da ağır gelebilir. Kitaptaki bazı yorumlar okuyucuyu üzebilir. Ama onlar da biraz tarafsız düşününce bana hak vereceklerdir Yapmaya çalıştığım şey herkesi memnun etmek değil, kimsenin yazmadığı gerçekleri yazabilmektir. Onun için, bu kitapta, yaşama, aşk ve evliliğe ya da çocuk yetiştirmeye dair başka kitaplarda yer bulamayan farklı bakış açılarını görmeniz muhtemeldir. Doğruyu söylemek gerekirse, kitapta dile getirdiğim fikirlerin fazla alıcısı olmayacağını, sadece bazı okurları etkileyebileceğini biliyorum. Ama yine de, burada yazılanları onaylama ya da uygulama konularında “kitabı okuyup, kendiniz karar verin derim”…

Amacım, kimseye dersler ya da öğütler vermek değil; zaten eski bir söz ne der: “akıllar yeniden dağıtılmış, herkes yine kendi aklını almış”… Birilerine öğüt ya da ders vermek haddim de değil zaten. Ama bazen kitapta bunlara yakın ifadeler görülecektir. Bunun nedeni, daha iyi anlaşılır yazma endişesidir, bu ifadeler için okuyucudan şimdiden af diliyorum. Ne diyebilirim ki, ben de aranızdan biriyim, kimilerinizle üç aşağı beş yukarı aynı yollardan geçtim, benzer olaylara şahit oldum, sevdim, sevildim, âşık oldum, acılar çektim, sabrettim, çocuk sahibi oldum, elimden geldiğince onu yaşama hazırlamaya çalıştım, hatalar yaptım ve en çok da, insana öğütlenenin aksine, hatalarımdan ders almayı beceremedim… Aslında, neden hatalarımdan ders alacaktım; hata yapmaktan korkmadım ki, hepsi bana aitti, hiç pişman olmadım, bugün olsa yeniden yapardım ve hala yeni hatalar yapma, kabahatler işleme özgürlüğüne sahibim… Bu, beni özgür kılıyor ve mutlu ediyor. Yaşamda tek bir şeyden çekindim; o da hak etmeyen birini kırmaktan. Çünkü yaşam yıllarla ölçülmemesi gerekecek kadar kısa (günlerle ölçmek daha doğru olurdu), iyi davranışı, arkadaşlığı hak edeni bulmak zor, bulunca kırmamak da.

Neyse, yaşadıkça anladım ki çoğu insan kolayı seçip aynı yollardan geçmiş, kimi “dosdoğru işler yapmalıyım” diye yaşamaktan vazgeçmiş. Ahlaklı olmayı yanlış anlayıp, kimseye bulaşmamış, kimsenin ruhuna dokunmamış, kısacası hayatı ucuza getirmiş. Dostlarıyla (bu tanıma eşler ve çocuklar da dâhildir bence) ya birbirlerini kıracak kadar içlidışlı ve laubali ya da birbirlerini anlamayacak kadar uzak olmuşlar. Gel zaman git zaman çocukları olunca onları da böyle yetiştirmişler. Böylece iyi insanlar olacaklarını düşünmüşler. Hâlbuki iyi insan olmak için kötü şeyleri (toplumca ahlaksız olarak nitelenen her şey) hiç bilmemek, onlardan tiksinmek değil, her yolu bilip de buna rağmen iyi insan olmayı tercih etmek gerekirmiş…

Burada durmalıyım, çünkü belirttiğim gibi bu kitap moda tabirle bir yaşam koçluğu kitabı değil. Sizlere “adam gibi adam olmak” için nasıl yaşamanız gerektiğine dair ukalalıklar yapmayacağım… Onun yerine, size belki daha önce düşünmediğiniz, belki düşünüp de anlamlandıramadığınız, bazen de aklınızdan kovaladığınız bazı konularda şeytanın avukatlığını yapacağım. Doğduğunuz evdeki yaşam koşullarının ya da aldığınız aile görgüsü ve çevre kodlarının etkisiyle gelişen düşüncelerinize bir başka pencere açmaya çalışacağım.

Evet, sevgili okur, özetle bu kitapta yazılanlar, ne kıyıda köşede kalmış saçmalıklar, ne safsatalar, ne fantezilerdir. Aksine, yaşamın ta kendisidir. Yaşam gibi; kimi zaman hoştur, kimi zaman rahatsız edicidir, ama bir o kadar da gerçektir…

(devam edecek)

Share

Hits: 77

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir