film ve kitap önerileri, film ve kitap yorumları, fragmanlar, yıldızlar, yazarlar

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (8)

Sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 1. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 2. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 3. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 4. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 5. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 6. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 7. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

Burada kestirmeden gidip, kimin sevgiyi hak ettiğini söylememi istersen, bu sırrı asla vermeyeceğimi iyi bil sayın okuyucu, bu kitabın amacının, her ne kadar o sularda gezip dursa da, yaşam koçluğu olamadığını söylemiştim. Ama yine de, her şeye rağmen bu kutsal sırrın küçücük bir parçasını paylaşabilirim: Sana söyleyebileceğim şey şudur: Meraklı, yaşamaya karşı tutkulu, değişime açık ve özgürlüğünü her şeye karşı savunanları, kendini sevdirmek için değil, doğal olarak, çaba göstermeden seni sevenleri sev. Başını derde sokmak istemiyorsan kardeşim, sezgilerine güven, klişelerden, sana bağımlı olanlardan, ergenlikte kalanlardan, doğal olmayan her şeyden kaç. Unutma ki yaşamının gidişatını sevgisi uğruna feda edemeyen Daisy, sevgilisine ve yaşamaya tutkuyla bağlı olup, bu uğurda can veren Gatsby’i zaten hak etmemişti. Ama kimin umurunda, biz yine de sevgi zannettiklerimize bağlı kalalım, açıkta kalmayalım, hayatımızı ucuza getirelim, daha maliyetlisini bir sonraki sefere saklayalım.

Evet, artık çocuk işine geçebiliriz. Çünkü efendim, aşk ve evlilik işlerinde anlatacak bir şey kalmadı, her şeyi anlatıp bitirdim zaten, geriye ne kaldı ki, belki topu topu birkaç bin sayfa daha. Son olarak, ne demişti Tolstoy; “Mutlu evlilikler birbirine benzer, ama her mutsuz evliliğin kendi hikâyesi vardır.” Dolayısıyla, mutlu evlilikleri yazmanın bir anlamı yok; eh, bu durumda mutsuz olanları da tek tek anlatamayacağımıza göre! Hem sonra, mutlu evlilik nedir, nasıl tanımlanır? Bilen var mı? Yok! O halde, geçelim bu mevzuyu arkadaşım. Aslında burada antipatik olmayı göze alarak size söylemek istediğim bir sır var ama sonra kızmak, gücenmek yok, şimdiden anlaşalım. Hem niye kızacaksınız ki, size önemli bir sır vermeye istekli bir arkadaşınız var karşınızda. Uzatmayım, o sır da şu: Bugüne kadar görebildiğim kadarıyla en mükemmel evlilik modeli, eşlerden varlıklı olanın, bir süre sonra (örneğin; tercihan, çocuklar belli bir yaşa geldikten sonra) hayata veda ettiği evlilik modelidir. Boşanmak zorunda kalmadan ve hayatınızı geri kalanında mutlu ve müreffeh yaşamanıza yetecek bir mal varlığıyla yeni hayatlara başlamak için ideal evlilik koşuludur bu. “Bu kadar da insafsızlık olur mu?” diyenlerinize, “yine de bir durup düşünün” derim. Ne de olsa, vaktinden sonra gelen mutluluk, mutluluk değildir…

Neyse en iyisi biz, evlilik konusunda iyi senaryoya sadık kalalım, gerisini de yaratana bırakalım. Çünkü iyi senaryoda bile daha anlatacak çok şey var. Daha “evlenmeyin” kısmını yeni aştık, “evlenirseniz çocuk yapmayın” bölümüne ise yeni geldik, değil mi ama.      

EVLENDİNİZ, BARİ ÇOCUK YAPMAYIN…

Evlenen evlendi, sıra geldi çocuklara… Bu dünyada çocuğun nasıl bir sorumluluk olduğunu bilerek çocuk sahibi olan kaç kişi vardır? Soru ağır, ama cevabı da belli, öyle bir kişi yoktur. Ha, konuya bir de şöyle yaklaşalım hadi. Kadınlar, biraz daha bilincindedir işin, çünkü çocuğun sorumluluğunu daha rahimde bir bebekken hissetmeye başlarlar, ama o da bebek orada gelişmeye başladıktan sonra. Erkek kısmı ise, seyircidir. En anlayışlı erkek bile o gün gelene kadar işin bilincinde değildir. Hatta, kadın hamilelik döneminde bir sürü hormonal değişimden geçip, artık o bildikleri kadın olmadığından, evliliğe bile yabancılaşmıştır çoktan. En çok aldatmalar da bu dönemde ve bebek doğduktan hemen sonraki yıllarda olur. Erkek, bebeği sahiplenir ama kadın artık “bebek ve kadındır”. Erkek, karısının gerekliliklerden kaynaklanan koşullar yüzünden kendisinden uzaklaştığını görür, artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bunu anlamak da kişiden kişiye değişen bir süre alır tabii. Karısı artık sadece eş değildir, hatta daha çok “anne”dir; aynı kendi annesi gibi. Dışarıdaki yaşam bitmiştir ve ev, bebek, anne-babalık tüm yaşamı doldurmuştur. Kadın kıyasıya yorgundur, ama bunlara rağmen mutludur, gözü bebekten başka bir şey görmez, eşi ile bebek arasındaki tercihi her fırsatta hiç düşünmeden bebekten yana kullanır. Bu doğaldır; bütün memeliler dünyasında da böyledir. Bebeğin kazasız belasız, yeterince ve sağlıklı büyümesi için böyle olmak zorundadır. Ama bu süreçte başka bir şey daha olmaktadır: Evliliğin, eşlerin arasındaki ilişkilere ait kısmı yara almaktadır. Cinsellik azalmış ve giderek dibe vurmuştur. Çocuktan sonraki dönemde ayda bir-iki kör-topal birleşme, yılda bire-ikiye bile düşebilir. Ancak, buna kimse aldırmayacaktır. Zaten tensel uyuma sahip çiftlerin yaptığı evlilik sayısı tüm toplum göz önüne alındığında asgari düzeyde olduğu için bu önemsenmeyecek bir ayrıntıdır.

Burada yeri gelmişken bir gözlemimi aktarayım; bu kitabın doğru yere gitmesi için gerekli olduğunu düşündüğüm içindir belki de… Şöyle ki; etrafınızdaki erkek ve kadınlara bir bakın: Çoğunun cinsel cazibe ile ilgileri kalmamıştır. Son cinsel deneyimlerini ne zaman yaşadıklarını bile hatırlayamazlar. Bunlardan o kadar çok vardır ki etrafınızda, aranızda en kötü gözlemciler bile bu durumdakileri hemen görebilirler. Hatta bunlardan bazıları büyük ihtimalle sizlerin arasına da karışmış olabilir.

(devam edecek)…

Share

Hits: 11

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir