film ve kitap önerileri, film ve kitap yorumları, fragmanlar, yıldızlar, yazarlar

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (10)

Sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

1. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

2. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

3. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

4. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

5. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

6. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

7. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

8. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

9. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

Burada konumuz dağılır gibi oldu, değil mi? Evet, çocuk gerekli midir sorusuna geri dönelim. Evet, çocuk sahibi olmak harika bir şeydir; ve hayır, çocuk gereksiz ve yaşam boyu sürecek bir baş belasıdır. Peki, hangisi doğru? Tahmin edeceğiniz gibi, her ikisi de doğrudur. “Böyle şey olur mu?” demeyelim dostlar, bal gibi olur. İşin sırrı da burada gizlidir. Nasıl derseniz: bunun cevabı sizdedir ve kitabımızın geri kalanı da zaten bunun üzerinedir.

Çocuklarımızı geleceğe bırakacağımız miras olarak görürüz çoğumuz. Evlendikten bir süre sonra, genellikle geride yapılacak pek bir şey kalmayınca karar verilir çoluk çocuğa karışmaya. Kimi zaman, çiftler yakın akrabaların bu konudaki yakın ilgi ve isteğini kıramazlar. Kimi zaman, çocuk sahibi olan arkadaşlarına özenirler. Kimi zaman da tamamen bilinçsizce, mesela alkollü bir gecenin ya da korunmanın ihmal edildiği bir anın sonucu olarak doğar çocuklar. İşte, insanoğlunun dünyaya gelişi böylesine bir bilinç düzeyinin eseridir pek çok zaman. Kendimizi kandırmayalım dostlar, yere göğe sığdırılacak bir şey değildir yani çocuk sahibi olmak. Hemen şimdi, şu anda yapılabilir. İnsanın en doğal, en alt seviyeden içgüdüsünün, yani cinselliğin bir sonucudur. Bunun böyle olduğunun unutulduğu, yani şu ya da bu şekilde cinselliğin ihmal edildiği ya da ne gariptir ki ayıp sayıldığı toplumlarda da genellikle hiçbir zevk alınamadan yapılan bir cinsel aktivitenin sonunda tohumlar birleşir. Bu şekilde doğacak bir çocuktan ne hayır gelir! Yok, konuyu buraya bağlamayacağım, tabii ki bu bir şaka… Önemli olan, dostlar, çocuğun nasıl bir gecenin ya da cinsel faaliyetin ürünü olduğu değil, nasıl büyüyeceğidir, hadi biraz daha kesin konuşayım: Burada “nasıl büyütüleceğidir” demek daha doğru olur.

Evet, çocuğun doğumuna neden olacak aktivite hemen şimdi, şu anda bile yapılabilir, ama daha iyi düşünelim ki bu faaliyetinizin sonuçları ömür boyu sürer. Yani dostlar, çocuk sahibi olacaksanız daha sakin kafayla düşünmenizi ya da hiç düşünmeden dosdoğru işe girişmenizi öneririm… Ve hatta eğer ki her şeye rağmen çocuk sahibi olmayı göze aldınız diyelim sakın ha bir çocukla yetinmeyin. Bunun nedenleri tamamen anlaşılır bir şekilde ilerleyen sayfalarda anlatmaya çalışacağım. Ama, daha neden çocuk yapmamanız gerektiğini sizlerle paylaşmam lazım, değil mi? Hatta, çocuk yapmaya niyetlenen dostlara söylemek istediğim daha önemli bir şey var: Çocuk sahibi olacağınıza bir köpek edinin. Şu anda gelen “yuh artık!” dediğinizi o kadar yakından duyabiliyorum ki… Sakın “yanlış anlamayın” demeyeceğim. İsterseniz yanlış anlayın dostlar, ama ben bu fikri savunacağım. “Neden?” derseniz, cevabım kısa olacak: Köpekler, asla insan çocukları kadar nankör olmazlar, hatta karşılaştırılamaz bile. Köpek besleyenleriniz bilecekler, ayağına yanlışlıkla bassanız bile, bunun yanlışlıkla olduğunu bilecek kadar kadirbilirdir köpekler, sizi yalamaya ve yaptığınız şeyi istemeden yaptığınızı bildiklerini size anlatmaya çalışırlar. İnsan yavrularının ise ayağına basın da görün neler oluyor… Tabii, bu ‘ayağa basma’ olayının sadece bir analoji olduğunu bilmenizi de isterim. Köpeğiniz için harcadığınız her kuruş helaldir, verdiğiniz her bir sevgi parçacığı size en az aynı şekilde geri dönecektir. Bu yetmez mi? İnsan yavrusunu ise 40 yıl sırtınızda taşırsınız, hem gerçek manada hem de benzetme olarak, sonra bir gün gelip “yoruldum” deyin bakalım ne oluyor? Yahu, bırakın bu fikirlere karşı çıkmayı, çocuk sahibi olun, emin olun bir gün yaşarsınız. Bebek yerine köpek sahibi olmanın yaratacağı tek sorun, sevgili köpeğinizin kısa bir ömrü olmasıdır. Yani, tabii sıralı bir ömür çizgisinde, ona doyamadan ellerinizden gidecektir. Ama, inanın bana yaşamının her anında sizi sevecek ve hiçbir çıkar ya da art niyet beslemeden sizi kollayacak ve koruyacaktır. Burada, minnettarlık peşinde olduğumuz düşünülmesin. Ama dostlar, şu gerçeği aklınızdan çıkartmayın: Sizin ömrünüz de sınırlıdır ve hayat verdiğiniz çocuklarınızdan görmeniz muhtemel hak etmediğiniz nankörlük ve şımarıklıklarla geçmesini inanın hiç de istemezsiniz.

Burada durup şu saptamayı yapalım: Söylediklerim ve önermelerim tamamen ‘düzgün’ bir aile ortamı içindir. Sakın ola ki, rayından çıkmış, kendileri zaten bozuk olan kişiliklerini çocuklarına yansıtan ana-babaların kurdukları aileler için değildir. ‘Düzgün’ kavramının içini siz doldurun lütfen, ben uğraşamayacağım. Bunların dışındaki ve çoğunluğu oluşturan ailelerde ise durum çok daha ciddi ve kriminal olmaktadır. Psikopat ya da en azından nevrotik hale gelmiş çocuklar ana-babalarının yaşamlarına bile kast edebilmektedir. Daha bugünlerde, bir gazete haberinde kendisine borç vermediği için babasını bıçakla yaralayan bir çocuk haberi vardı. Peki, bu çocuk kaç yaşındaydı haberiniz var mı: tam 42… Şimdi daha iyi anladınız sanırım. Bir başka haberde de kendisine ağza alınmayacak küfürler ettiğini bildiren bir hanımefendi şöhret babasının basına açıklaması yer aldı gazetelerde.

Sevgili dostlar, “çocuk sahibi olunca bunlara hazır olun, sizin de başınıza gelebilir” demiyorum, “bu ve buna benzer tür şeyler sizin de başınıza gelecektir” diyorum. Çocuğunuz, bir gün gelecek (o gün mutlaka gelecektir), sizi beğenmeyecek, sizin bir baş belası olduğunuzu düşünecek, biraz vicdan sahibi ise size içinden (şansınız varsa, duymazsınız) küfredecek, ama mutlaka edecektir. Biraz daha vicdansızsa, telefonu yüzünüze kapatacak, yüzünüze küfür edecek, lanet okuyacak, sizin ne gereksiz bir ebeveyn olduğunuzu, eğer kendisine gerektiği gibi bakamayacaksanız kendisini (‘yüksek şahsını’ tabii ki) neden dünyaya getirdiğinizi suratınıza haykıracaktır. Bunlara şimdiden cevap bulun derim, tabii ikna edici bir cevap ya da kendinizde bunlara cevap verecek kuvveti bulabilirseniz. Şimdi diyeceksiniz ki, “bunları nereden biliyorsun be adam?”: Hepsini ya kendim bizzat psikolojik olarak yaşadım ya da yakınlarımda şahit oldum veya şurada burada okudum. Yetmez mi?

(devam edecek)…

Share

Hits: 17

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir