Daily Archives: 13 Aralık 2018

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (13)…

Sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

1. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

2. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

3. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

4. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

5. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

6. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

7. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

8. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

9. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

10. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

11. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

12. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

Gelelim, ikinci çocuğun fayda ve zararlarına: Biiir: kardeş sahibi olan çocuklar daha vicdanlı olurlar, daha doğrusu hadi şöyle ifade edeyim: vicdan sahibi olmayı daha küçük yaşta öğrenirler. Vicdan sahibi olmak küçümsenmemelidir: “insan” olmanın ilk ve değişmez kuralıdır. İkiii: kardeş sahibi çocuklar daha paylaşımcı ve uzlaşmacı olurlar. Bu özellikler ilerideki yaşamlarında (hem mesleki hem de sosyal yaşamlarında) onlara yardımcı olacak özelliklerdir. Üüüç: Kardeşi olan çocuklar, bunu ifade edemeseler de gelecek endişelerine karşı kendilerini daha güvende hissederler.

Onun için, “iki çocuk bir çocuktan iyidir” diyorum ve bu bölümü daha fazla geyik yapmadan bitiriyorum.

ÇOCUK YAPTINIZ, BARİ ADAM GİBİ EĞİTİN…

Geldik kitabımızın en heyecanlı kısmına. İşte, size asıl anlatmak istediklerim burada başlıyor. Şu ana kadar, “evlenmeyin” dedim evlendiniz; “evlendiniz, bari çocuk yapmayın” dedim, onu da yaptınız… Konuşma arasında, “bir çocukta kalmayın” dedim, ya yaptınız ya yapacaksınız ya da bunu dikkate almadınız… Her koşulda, en az bir çocuğunuz var diyelim.

Eveet şimdi, iş başa düştü. Zaten bunu söylemeye gerek yok, doğumun ilk anından itibaren yıllar sürecek bir maceraya yelken açmış bulunuyorsunuz. Bazı okuyucularımızın bu aşamada kitabı bırakacaklarını tahmin edebiliyorum. Ama unutmayın ki yaşam ve bunu anlatmaya çalıştığım süreç yeni başlıyor.

Daha önce söylediğim gibi, ben çocuk sahibi olma fikrine asla karşı değilim; hatta bir çocuğun her türlü meşakkatine rağmen, gelecek için muhteşem bir meşgale olacağına inanıyorum, ama etrafımda o kadar kötü yetiştirilmişlerini gördüm ki, sizleri çocuk sahibi olma konusunda bir kez daha düşünmeye sevk etmek istedim.  Evet, gerçekten de zor bir süreç yeni başlıyor. Hele ilk kez anne-baba olanlar için bu süreç daha da güç olacak.

Yaşamda, çocuk sahibi olan çiftlerle ilgili öyle hikâyeler duydum ve şahit oldum ki: Çocuğun evliliği kurtarmak için bir can yeleği olmasından tutun da özellikle erkeği eve ve evliliğe bağlamak için kullanılacak bir araç olmasına kadar pek çok şey. Hem bunlar, cahil, eğitimsiz, bilinci gelişmemiş ailelerde de tezahür etmedi, tersine, eğitimli, meslek sahibi, her gün karşılaşıp da “ah, ne aydın insanlar” diyeceğiniz türde bireylerin yaptığı evliliklerde dahi bunları görmek mümkün. Neyse, bunları geçelim ve hatta istisnai olaylar olarak kabul edelim biz yine de.

Evet, bir çocuğun eğitimi, belki de yaşamınız boyunca yapacağınız en ciddi iştir. Böyle söyleyince “çok ciddi” olduğumu düşünen ve “yok canım o kadar da değil” diyenleriniz olabilir. Ama dostlar, olabildiğim kadar samimi ve ciddiyim bu konuda. Çocuk sahibi olma kararı, tamam, ailenize ait olabilir, ama iyi bir çocuk yetiştirme konusu bütün toplumu ilgilendirir.

Burada durup, Jean-Jacques Rousseau’dan biraz uzaklaşmam gerektiğini düşünüyorum. 18. yüzyılda yaşamış bu Fransız düşünür çocuk eğitimi ile ilgili pek çok öğütte bulunmuştur. Ne var ki, Rousseau’nun düşündüklerine ve yazdıklarına prim vermenin doğru olmadığını söylüyorum ben. “Neden bu kadar tepkilisin bu adamın yazıklarına, meşhur olduğu için mi?” diyenleriniz olabilir. Doğrudur, düşün dünyasında çığır açmış bu adamcağızı daha iyi anmam gerekebilirdi, ama dostlar ne yalan söyleyeyim, herhangi bir insanın yazdıklarını ve düşündüklerinin birazını kendi özel yaşantısında da görmek iyi olmaz mıydı sizce de. Bu arkadaş, pek çok çocuk sahibi olmuşsa da hiç birinin büyümesine şahit olmamıştır. Önce hizmetçisi sonra kapaması olan bir zavallı kadını çocuk makinesi olarak kullanmış, bazı çocuklarını ancak onlu yaşlarını tamamladıklarında ilk kez görme zarafetini göstermiştir. Şimdi, ben bu adama ne diyeyim arkadaşlar…

(devam edecek)…

Share

Hits: 17