Daily Archives: 05 Aralık 2018

AŞK, SEVGİ, EVLİLİK ve ÇOCUK EĞİTİMİ İÇİN AYKIRI MANİFESTO (7)

Sinemada ve edebiyatta kendisine eşsiz bir yer edinmiş olan aşk, sevgi, ilişkiler, çocuklar vb. konularda daha önce hiçbir yerde okumadığınız ve başka bir kaynakta (özellikle yaşam koçluğu kitaplarında) okuma ihtimaliniz olamayacak bambaşka, aykırı, değişik fikirleri bu yazılarda bulabilirsiniz… Evet, ilk olarak bu sayfada bir bölümünü sunduğumuz eseri, parçalar halinde vermeye devam edeceğiz… Baştan söylemeliyim ki, burada okuyacaklarınız asla (moda tabiriyle) bir yaşam koçluğu kitabından alıntılara benzemiyor… Onun için arkanıza yaslanın ve okumaya başlayın…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 1. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 2. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 3. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 4. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 5. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

DAHA ÖNCE YAYINLANAN 6. BÖLÜM’Ü BURADAN OKUYABİLİRSİNİZ…

Başka bir açıdan gerçek sevgi, anneye, babaya, herhangi bir nesneye duyulan özlemin ötesinde bir kişiye, sadece “o” olduğu için duyulan yoğun duygudur. Bu duygu, ne yazık ki çok kişide gelişmez. Öğrenilmesi zamana bağlıdır ve üstelik tek başına öğrenilmesi de yeterli değildir. Sevgi, nezaket, düşüncelilik, kendini sevme, kendini kabul etme, kusurlarının farkında olma ve onları düzeltme azmi, sevilenin ruhsal ihtiyaçlarının ve değişken koşullarının farkına varma, onu bu ihtiyaç ve koşulları bilerek ve isteyerek kabul etme (bunlara katlanma anlamında değil), koşulları iyileştirme konusunda sabır gösterme, kendiliğinden tutkulu olmayı gerektirir. Bu sayılanların hepsi, dikkat edilirse içten gelen, kişinin kendine has özellikleridir.

Her yola gelen, zavallı “gerçek sevgi” kavramının denendiği en önemli testlerinden biri, sevdiğinizi sandığınız kişinin değiştirmeyi istediğiniz özelliklerinin var olduğunu düşünmeye başladığınız andır. Eğer böyle bir düşüncen oluşmaya başladıysa sevgili kardeşim, sana ilk anda pek güzel gelen bu duygulanım durumunun gerçek, saf bir sevgi olmadığını hemen şu anda söyleyebilirim. Ha bir de “bu ilişki buna rağmen devam eder mi” diye sorarsan, ben de “evet, tabii ki eder” derim, şu sokaklar ve şu herkesin içinde saklandığı evler böyle ilişkilerle dolu. Yoluna devam et ve sevdiğini sandığın kişiyi seveceğini sandığın kişiye dönüştürmeye çalış. Böyle bir ilişkinin en son geleceği nokta, karşındaki kişinin senin istediğin kişiye dönüşebilme kapasitesinin sınırıdır (Böyle düşünenler için güzel bir haber; bu kapasite sınırsız da olabilir; bkz: Ruhunu satmaya hazır insanlar). Böyle bir ilişkide sevgiye has özgürlüğü ve kişiliği arasan, onları süpürdüğün halının altına bak, belki orada bu marazi sevginin kırıntılarını bulabilirsin. Her şeye rağmen, “sevgi budur” diyorsan, sen çoktan aşmışsın kardeşim. 

Hala, sevmenin kolaycı ve tembel insanlar için bile mümkün olduğunu, aşkın gözlerinin kör ve sevginin öğrenilen bir şey olmadığını düşünüyor musunuz? Başkasını sevmek, biraz klişe olacak ama, kendini sevmeyle ve kendi kendine mutlu olmakla başlar, başlamalıdır. Geri kalan sevgi tanımlamaları marazidir, patolojiktir. Kendi kendine mutluluk ise içeriden dışarıya giden bir yol izler. Burada, hep yapılan bir yanlışı farkında olmayan okuyucuların bilgisine sunmak isterim: Mutluluklarını dışarıdan gelecek etkilere bağlayanlar, ancak böyle mutlu olacaklarını düşünenler er geç bir gün mutsuzluğu tadacaktır. Kitabımızın esas konusuyla bağ kurmak için araya bir ekleme yapayım: Kendi kendine sakince oynamayı başaramayan çocuklar, geleceğin mutsuz adaylarıdır. Ayrıca, burada bir son daha söz söyleyeyim: Kendisi sevmenin öğrenilebilir bir şey olduğunu anlamamış bireylerin, çocuklarına ne tür sevgi dersleri verdiğini her gün etrafımızda görmüyor muyuz?

Aşk ve sevgi konusu ilgisini çekmeyip, bir sonraki çocuk bölümüne geçmek için sabırsızlananlar var mı bilmem ama bu konuda son bir şey daha söylemekle haddimi aşmış olmam sanırım. Referans verme konusunda kararsızım çünkü emin değilim, ama bir yerde okuduğum bir güzel sözü sizlerle paylaşarak bu bölümü bitirmek istiyorum, özellikle ruh eşi konusuna kafayı takmış olanlar için: Sizde kalp çarpıntısı yapan, ellerinizi titreten, dizlerinizin bağını çözen kişiye âşık olmuş olabilirsiniz, ama o kişinin sizin ruh eşiniz olup olmadığını bilmek istiyorsanız olayın biraz daha gerisine bakın: yanında rahat ve sakin olduğunuz, güvensizlik ve endişe duymadığınız, yaptığınız ya da söylediğiniz şeyleri (özellikle şakalarınızı) bir de durup açıklamak zorunda kalmadığınız kişi sizin ruh eşiniz olabilir. Hadi bu da kitabı buraya kadar okuma zahmetine katlananlara bir iyiliğim olsun.

(Devam edecek)…

Share

Hits: 14