film ve kitap önerileri, film ve kitap yorumları, fragmanlar, yıldızlar, yazarlar

VINCENT VAN GOGH

1890 yılında sadece 37 yaşında iken ölen ünlü ressam Vincent Van Gogh’un yaşam hikayesini anlatan bir animasyon film yapım aşamasında… Animasyonda, Van Gogh’a ait eserlerden oluşturulan 65 bin Van Gogh tarzı resim kullanıldı… “Loving Vincent” isimli film, bir İngiliz Polonya ortak yapımı… Filmin gösterime giriş tarihi henüz net değil ama 2017 Devamı »

TÜRKAN ŞORAY’IN KİTABI “SİNEMAM VE BEN” YENİDEN YAYINLANDI…

Türk sinemasının ünlü yıldızı Türkan Şoray’ın anılarını içeren “Sinemam ve Ben” isimli biyografi Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından yeniden yayımlandı… Kitap daha önce 2012 yılında NTV Yayınları’nca yayımlanmıştı… Sayfa sayılarına bakılınca, yeni baskının genişletilmiş olduğu anlaşılıyor… Kitapta, Türkan Şoray’ın çok bilinmeyen ilk gençlik yıllarından günümüze kadar uzanan 5o yıllık sinema anıları Devamı »

“ATATÜRK’ÜN SOYKÜTÜĞÜ” KİTABI YAYINLANDI…

Araştırmacı Mehmet Ali Öz tarafından uzun araştırmalardan sonra hazırlanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün soykütüğünü açıklayan “Atatürk’ün Ailesi” isimli kitap, Asi Kitap tarafından yayımlandı… Kitabın tam adı “Atatürk’ün Ailesi: Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Atatürk’ün Soykütüğü”… 540 sayfalık kitabın satış fiyatı 28 TL… Hayatının uzun bir dönemini Atatürk’ün aile geçmişini Devamı »

2017 İSTANBUL FİLM FESTİVALİ BİLETLERİ SATIŞA ÇIKIYOR…

Bu yıl 36 ncı kez düzenlenen İstanbul Film Festivali biletleri 25 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor… İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen festival için biletler, saat 10.30’dan itibaren Biletix satış kanalları ile Atlas ve Rexx sinemalarında açılacak gişelerden satın alınabilecek… Hafta içi gündüz seansları, öğrenciler için sadece 1 Türk lirası Devamı »

“GECE HAYVANLARI” (NOCTURNAL ANIMALS) FİLMİ İÇİN BİR YORUM…

Tom Ford’u pek çoğumuz modacı olarak biliyoruz… Gözlükler, aksesuarlar tasarlayan Ford, Nocturnal Animals (Gece Hayvanları) ile ikinci filmini yönetti… Gerilim ve drama türündeki filmin oldukça etkileyici olduğunu baştan söylemek lazım; halen 7,5 olan IMDb puanından fazlasını hak ettiğini de… Bu başarıda; hikayesi, kurgusu, müziklerinin yanı sıra, başrolleri paylaşan Jake Gyllenhaal, Amy Devamı »

JERZY KOSİNSKİ’NİN BİR ROMANI DAHA SİNEMAYA UYARLANIYOR: BOYALI KUŞ…

Yazdığı romanların dışında sıra dışı yaşam öyküsü ile de dikkat çeken Polonya asıllı Musevi yazar Jerzy Kosinski‘nin bir romanı daha sinemaya uyarlanıyor… Yazarın daha önce de 1979 yılında sinemaya uyarlanan “Being There” isimli romanı bulunuyordu… 1984 yılında “Merhaba Dünya” adıyla Türkiye’de de gösterime giren filmde baş rolleri Peter Sellers ve Shirley MacLaine’in Devamı »

KABUKTAKİ HAYALET, FRAGMAN, KONU, OYUNCULAR…

Marvel’in çekici ve tehlikeli kara dulu Binbaşı rolünde Scarlett Johansson‘ı izleyeceğimiz “Kabuktaki Hayalet” (Ghost in the Shell) yakında gösterime girecek… Filmde Johansson’a Michael Pitt ve Juliette Binoche de eşlik ediyor…  Yönetmenliğini, Pamuk Prenses ve Avcı’nın da yönetmeni olan Rupert Sanders’ın yaptığı film 31 Mart 2017 tarihinde gösterime girecek… Filmin konusu ise şöyle: Binbaşı, korkunç Devamı »

CEM YILMAZ’IN YENİ FİLMİ “ARİF V 216″NIN İLK FRAGMANI YAYINLANDI…

Cem Yılmaz’ın merakla beklenen “Arif V 216” filminden ilk fragman yayınlandı… Yılmaz’ın sosyal medya hesabından paylaşılan yeni filmin 2018 yılında gösterime gireceğini de açıklandı…  GORA ve AROG filmlerinin devamı olan ‘Arif V 216’da, Arif’i çok özleyen duygusal robot ‘216’ dünyaya ve tabii ki Türkiye’ye geliyor… Filmin başrollerinde Cem Yılmaz’ın yanı sıra, Devamı »

28. ANKARA FİLM FESTİVALİ PROGRAMI BELLİ OLMAYA BAŞLADI…

Bu yıl 20-30 Nisan 2017 tarihleri arasında Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenecek olan 28 inci Ankara Uluslararası Film Festivali’nin programı belli olmaya başladı… Festivalin Dünya Sineması bölümünde bu yıl; Anısına, Berlin’den Taze Taze, Bir Ülke: İspanya, Terence Davies Retrospektifi, Körleşme, Usta İşi ve Dünya Festivalleri olacak… Dünya Festivallerinden: Festival her Devamı »

SİNEMA YAZARLARI DERNEĞİ (SİYAD) ÖDÜLLERİ VERİLDİ…

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödülleri, 2016 yılında Türkiye’de gösterime giren uzun metraj yerli filmler arasından ödüle layık görülenlere verildi… 49 uncu kez verilen ödülleri gecesinde Senem Tüzen’in yönetmenliğini üstlendiği “Ana Yurdu” filmi 6 dalda ödül kazandı… Ana Yurdu filmi; “En İyi Film”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Yönetim”, “En İyi Kadın Oyuncu”, “En Devamı »

2017 ŞUBAT AYINDA EN ÇOK SATAN KİTAPLAR, EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR…

2016 ŞUBAT AYININ EN ÇOK SATAN, EN ÇOK OKUNAN KİTAPLARI…

Türkiye’de en çok satan, en çok okunan kitapları sizler için derledik… En çok satan, en çok okunan kitaplar sıralamamızda, ülkemizde öne çıkmış iki önemli yayınevi (İMGE ve D&R) ve internetten satış yapan iki önemli sitenin (İDEFİX ve KİTAPYURDU) satış listelerinin sıralamalarını esas aldık… Mutlaka size uygun kitaplar bulabileceğiniz bu liste, her ay düzenli olarak yenilenmektedir…

İŞTE 2017 ŞUBAT AYININ EN ÇOK SATAN KİTAPLARI

Share

HAFTANIN FİLMLERİ (24.03.2017)…

Power Rangers Hayat/Life Sonsuz Aşk Beyaz Balina

SİNEMA SEANSLARINI GÖRMEK VE BİLET ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

GEÇMİŞ HAFTALARIN FİLMLERİ, FRAGMANLARI…

IMDb 250 LİSTESİ (GÜNCEL)…

Share

YILDIZLARDAN SEÇMELER

uma thurman face
Uma Thurman Megan Fox Johnny Depp Jennifer Lawrence

DİĞER YILDIZLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

Share

FİLM HASILATLARI: HANGİ FİLM NE KADAR SEYREDİLDİ?

GÜNCEL FİLM HASILAT RAKAMLARI VE SEYİRCİ SAYILARI…

Türkiye’de vizyona çıkan filmlerin sinema salonlarında kaç kişi tarafından izlendiğini, kaç salonda kaç hafta vizyonda kaldığını ve ne kadar hasılat sağlandığını merak ediyorsanız, bu konuda benzersiz bilgiler sunan bir web sitesini tavsiye ediyoruz. Site, devamlı olarak en son bilgilerle güncelleniyor. BUNUN İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ BUTONU TIKLAYINIZ…

BOXOFFICE TÜRKİYE

BUGÜNE KADAR EN YÜKSEK DÜNYA HASILATINA ULAŞMIŞ FİLMLER… 

Share

VINCENT VAN GOGH

1890 yılında sadece 37 yaşında iken ölen ünlü ressam Vincent Van Gogh’un yaşam hikayesini anlatan bir animasyon film yapım aşamasında… Animasyonda, Van Gogh’a ait eserlerden oluşturulan 65 bin Van Gogh tarzı resim kullanıldı… “Loving Vincent” isimli film, bir İngiliz Polonya ortak yapımı… Filmin gösterime giriş tarihi henüz net değil ama 2017 yılı içinde olması planlanıyor…

Hollandalı sanatçının, olası kurşun zehirlenmesi ve temporal lob epilepsisi nedeniyle görme sorunları yaşadığı ve bu sorunların resimlerindeki olağanüstü renk seçimlerine yansıdığı düşünülüyor… Filmin her bir karesi, Van Gogh’un yüzyıl önce kullandığı teknikle yapılmış yağlı boya kanvas resimlerden oluşuyor… Atina’daki atölyede 125 animatör ressam çalışıyor… Sanatçıların nasıl çalıştığını aşağıdaki videoda izleyebilirsiniz…

Projeyle ilgili daha fazla bilgiye ise filmin internet sitesinden ulaşabilirsiniz: Loving Vincent… Loving Vincent isimli filmin resmi fragmanı ise aşağıda…

Share

TÜRKAN ŞORAY’IN KİTABI “SİNEMAM VE BEN” YENİDEN YAYINLANDI…

Türk sinemasının ünlü yıldızı Türkan Şoray’ın anılarını içeren “Sinemam ve Ben” isimli biyografi Türkiye İş Bankası Yayınları tarafından yeniden yayımlandı… Kitap daha önce 2012 yılında NTV Yayınları’nca yayımlanmıştı… Sayfa sayılarına bakılınca, yeni baskının genişletilmiş olduğu anlaşılıyor… Kitapta, Türkan Şoray’ın çok bilinmeyen ilk gençlik yıllarından günümüze kadar uzanan 5o yıllık sinema anıları ve özel yaşamına dair bilinmeyenler anlatılıyor… Kitapta ayrıca, söz konusu döneme ait çok bilinmeyen fotoğraflar da yer alıyor… 496 sayfalık kitabın satış fiyatı 20 TL…

Şoray kitapta, Fatih’teki cumbalı ahşap evlerin bulunduğu mahallede, orta halli bir ailenin kızıyken sinema ile tanışmasını, setlerde yaşadıklarını ve mesleğine dair düşüncelerini içtenlikle anlatıyor… Sanatçı, ilk set günündeki hislerini şu sözlerle dile getiriyor: “Yaptığım işin ne kadar önemli olduğunun farkında değilim; hiçbir sorumluluk hissetmiyorum… Başarılı veya başarısız olmak gibi hiçbir endişem, korkum, hırsım, hedefim yok… Bu yüzden kameranın önünde hiç heyecanlanmadan, rahat, içgüdüsel yeteneğimle, rolümü canlandırıyorum… Rol yapmıyorum, o gün kamera önünde benden yapmamı istedikleri, benim için sanki gündelik yaşamda yaşadıklarım gibi geliyor…”

 
Share

“ATATÜRK’ÜN SOYKÜTÜĞÜ” KİTABI YAYINLANDI…

Araştırmacı Mehmet Ali Öz tarafından uzun araştırmalardan sonra hazırlanan ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün soykütüğünü açıklayan “Atatürk’ün Ailesi” isimli kitap, Asi Kitap tarafından yayımlandı… Kitabın tam adı “Atatürk’ün Ailesi: Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Atatürk’ün Soykütüğü”… 540 sayfalık kitabın satış fiyatı 28 TL…

Hayatının uzun bir dönemini Atatürk’ün aile geçmişini ve soykütüğünü araştırmaya ayıran Mehmet Ali Öz, Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nde yaptığı uzun araştırmalar sonucunda, Atatürk’ün soykütüğü ile ilgili bilinmeyenlere ışık tutuyor ve cevabı bilinmeyen soruları belgelerle cevaplıyor…

Sivas doğumlu Mehmet Ali Öz, Sivas İmam Hatip Lisesi mezunu… Yaklaşık 19 yıl Sivas’a bağlı çeşitli ilçe ve köylerinde imam olarak görev yapan Öz, din, tarih, halk edebiyatı ve halk kültürü konusunda inceleme ve araştırmalarda bulundu…

Share

2017 İSTANBUL FİLM FESTİVALİ BİLETLERİ SATIŞA ÇIKIYOR…

Bu yıl 36 ncı kez düzenlenen İstanbul Film Festivali biletleri 25 Mart Cumartesi günü satışa çıkıyor… İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen festival için biletler, saat 10.30’dan itibaren Biletix satış kanalları ile Atlas ve Rexx sinemalarında açılacak gişelerden satın alınabilecek… Hafta içi gündüz seansları, öğrenciler için sadece 1 Türk lirası (TL) olacak…

5-15 Nisan 2017 tarihlerinde gerçekleştirilecek festival kapsamında; 186 uzun metrajlı ve 17 kısa film gösterilecek… Festival kapsamında 21 bölümde 61 ülkeden 207 yönetmenin toplam 203 filminin gösteriminin yanı sıra konuk sinemacıların katılacağı söyleşilerden sinema derslerine birçok özel etkinlik de gerçekleştirilecek… 

FESTİVAL PROGRAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

Bilet fiyatları ise şöyle belirlendi: 

Tam bilet 20 TL; öğrenci ve 65 yaş ve üstü sinemaseverler için 14 TL… Tüm 21.30 seansları ise 20 TL…  

Hafta içi gündüz seansları (11.00, 13.30, 16.00) ve Pera Müzesi’nde yapılacak gösterimlerin tümü yalnızca 8 TL…

Hafta içi gündüz seansları öğrenciler İçin 1 TL…

Lale Kart üyeleri her zaman olduğu gibi festival biletlerini ön satış döneminde ve yüzde 25’e varan özel indirimlerle alabiliyor… Öncelikli biletler, Atlas ve Rexx sinemalarının yanı sıra Lale Kart İletişim Merkezi, Biletix web sitesi (www.biletix.com) ve Biletix satış noktalarından alınabiliyor…

İstanbul Film Festivali’nde yarışma bölümü ise 8 Nisan’da başlayacak… Uluslararası ve Ulusal Altın Lale, FACE Sinemada İnsan Hakları, Ulusal Belgesel ve Ulusal Kısa Film yarışmalarında ödül kazanan filmler, 14 Nisan Cuma günü düzenlenecek 36. İstanbul Film Festivali Ödül Töreni’nde açıklanacak…

11 ülkeden 13 film…

İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma bölümünde festivalin büyük ödülü Altın Lale için, sinemaya yeni bakışlar temasını izleyen filmler yarışıyor… 36. İstanbul Film Festivali Altın Lale Uluslararası Yarışma bölümünde 11 ülkeden 13 film yer alıyor…

Altın Lale Ulusal Yarışması’nda 12 film yarışacak…

Ulusal Yarışma’da Altın Lale Ödülü için, yapımı 2016-2017 sezonunda tamamlanan 12 film yarışacak… Bu yıl yarışmadaki 10 filmin dünya prömiyeri, birinin ise Türkiye prömiyeri yapılacak… Altın Lale Ulusal Yarışma Jürisi En İyi Film, En İyi Yönetmen, Jüri Özel Ödülü, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Senaryo, En İyi Görüntü Yönetmeni, En İyi Kurgu ve En İyi Müzik olmak üzere toplam 9 dalda ödül verecek… En İyi Film 150 bin lira, En İyi Kadın ve En İyi Erkek Oyuncu da 10 biner lira ile ödüllendirilecek. Bu yıl da Onat Kutlar anısına verilecek Jüri Özel Ödülü’nü kazanan filmin yapımcısına 50 bin lira verilecek… Türk Tuborg A.Ş. ise En İyi Yönetmen ödülüne layık görülen isme 50 bin lira takdim edecek… 

Uluslararası yarışmada ise 13 film var…

  • Bu Ülke Bizim / Chez Nous / This is Our Land / Lucas Belvaux / Fransa-Belçika
  • Benim Mutlu Ailem / Chemi Bednieri Ojakhi / My Happy Family /Nana Ekvtimishvili, Simon Gros /Gürcistan-Almanya-Fransa
  • Duvarlar Arasında / Bar Bahr / In Between / Maysaloun Hamoud / İsrail
  • Elleri Olmayan Kız / La jeune fille sans mains / The Girl Without Hands / Sébastien Laudenbach / Fransa
  • Cinsler / Weirdos / Bruce McDonald / Kanada
  • Lady Macbeth / William Oldroyd / İngiltere
  • Zer / Kazım Öz / Türkiye-Almanya
  • Ornitolog / O Ornitólogo / The Ornithologist / João Pedro Rodrigues / Portekiz-Fransa-Brezilya
  • Manifesto / Julian Rosefeldt / Almanya-Avustralya
  • ‘93 Yazı / Estiu 1993 / Summer 1993 / Carla Simon / İspanya
  • Ev / Home / Fien Troch / Belçika
  • Kasting / Casting / Nicolas Wackerbarth / Almanya
  • Hayvanlar / Tiere / Animals / Greg Zglinski / İsviçre-Avusturya-Polonya…
Share

“GECE HAYVANLARI” (NOCTURNAL ANIMALS) FİLMİ İÇİN BİR YORUM…

Tom Ford’u pek çoğumuz modacı olarak biliyoruz… Gözlükler, aksesuarlar tasarlayan Ford, Nocturnal Animals (Gece Hayvanları) ile ikinci filmini yönetti… Gerilim ve drama türündeki filmin oldukça etkileyici olduğunu baştan söylemek lazım; halen 7,5 olan IMDb puanından fazlasını hak ettiğini de… Bu başarıda; hikayesi, kurgusu, müziklerinin yanı sıra, başrolleri paylaşan Jake Gyllenhaal, Amy Adams ve bu filmdeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında Oscar’a aday olan Michael Shannon’un basit ama güçlü oyunlarının payını da göz ardı etmemek lazım…   

Gece Hayvanları, Austin Wright’ın ‘Tony and Susan’ isimli romanından sinemaya uyarlanmış, yani sağlam bir edebiyat altyapısı var… Kitabın yayımlanma öyküsü de ilginç… İlk basımı 1993 yılında yapılan kitap, Baskerville Publishers isimli küçük hacimli yayınevi tarafından yayımlanmadan önce, 11  büyük yayımcı tarafından reddedilmiş… Kısa zamanda ünlenen 334 sayfalık roman, halen 13 yabancı dile tercüme edilmiş durumda, ki maalesef Türkçe bu diller arasında yok…

Filmin birden çok katmanı var, bu da öykünün anlatımına zenginlik katıyor… Öncelikle filmin kırık bir aşk hikayesi ve intikam öyküsü anlattığını söyleyelim… Bunu da bir başka roman ile yapıyor, yani öykü içinde öykü… Yaşamın karmaşıklığı açısından bakılacak olursa, arka planda artık klasikleşmiş olan zengin kız, fakir oğlan öyküsünü izliyoruz… Aşağıda detaylarını vereceğim hikaye, bu klişenin varlığına rağmen son derece gerçeğe yakın… O kadar ki izleyicilere “ben olsam ne yapardım” sorusunu sordurduğuna eminim… Sadece filmde aktarılan gerilimli öyküdeki baş karakter açısından değil, Edward ve Susan’ın biten bir evlilikle sonuçlanan aşk hikayesinde de… Bu açıdan bakılınca filmde kısaca, “herkes istediğini yapmakta özgürdür, sonuçlarına katlandığı sürece” gerçeği anlatıldığı görülüyor… Şimdi kısaca filmin anlatımına geçebilirim sanırım:

Edward ve Susan, Teksas’ta bir geçmişleri olan iki kişidir… Geçmişleri, gençlik dönemindeki Edward’ın, çocukluk dönemindeki Susan’ın ağabeyi ile okul arkadaşlığından kaynaklanmaktadır… Susan, zengin bir burjuva ailesine mensuptur… O dönemde aralarında doğal olarak bir şey geçmeyen ikili, yıllar sonra New York’ta geleceklerini şekillendirmeye çalışan iki yetişkin olarak karşılaşır… Susan, sanat tarihi okurken, Edward yazar olma denemeleri yapmaktadır… Birlikte yedikleri yemekte, Susan Edward’ın ilk aşkı olduğunu itiraf eder, Edward de Susan’dan hoşlanır (ancak bir detay olarak) “annesine benzediği” söyler… Bu, Susan’ın görünüşte en son istediği şeydir, ama ne yaparsa yapsın sonunda ona benzediğini anlarız… Evlilik kararı alan ikilinin bu fikri, Susan’ın otoriter annesi tarafından hoş karşılanmaz… Annesi, Susan’ın eninde sonunda mutsuz olacağını, yanlış bir iş yaptığını, çünkü Edward’ın tanıdığı kadarıyla duygusal, zayıf ve gerçekten uzak olduğunu söyler… Susan’ın annesi böylelerini, yani zengin ve başarılı olma ihtimali olmayan erkekleri tercih etmediğini, kızının da aynı kendisi gibi olduğunu düşündüğünü anlarız… Evlilik, 3-4 yıl sonra bozulur… Nedenini tahmin edin: Çünkü Susan, Edward’ı başarısız ve zayıf bulmakta, onun başta kendisine hoş gelen duygusallığını zayıflığının ve ezikliğinin bir göstergesi olduğunu düşünmektedir… Edward, kendisini beğendirmek için iyi romanlar yazmaya çalıştıkça, onun yazma tekniğini beğenmediğini, böyle bir yere varamayacağını söylemekte ve yeteneğini küçümsemektedir… Susan’a göre, kendisi gerçekler dünyasında yaşarken, Edward hayal alemindedir ve oradan geri döneceği de yoktur… Bu sahnede, sanki bir an Susan’ın annesi konuşuyor gibi hissederiz… Susan, gerçekten de annesinin bir kopyası olmuştur…

Susan, hayat görüşlerinin farklı olduğunu, bu şekilde yaşamak istemediğini, kendisini çok mutsuz hissettiğini söyler ve ayrılmak ister… Son derece klasik bir mutsuz kadın portresi çizer… Burada Edward’ın diğer tarafını görürüz: Edward, Susan’a kendisini sevip sevmediğini sorar… Susan sevdiğini söyleyince de seven insanın sevdiğini öylece yüzüstü bırakıp gitmeyeceğini, sorunları düzeltmek için mücadele edeceğini, elindekilerin kıymetini bilmesi gerektiğini söyler… Aslında Susan’a göre duygusallık yapıyordur ama görürüz ki gerçeklik tarafında Edward vardır… Susan, “varoluş vakumu”na kapılmıştır ve ne yapacağını bilmez haldedir, bir an önce eski yaşantısına ve beklentilerine göre bu her bakımdan “fakir” yaşamdan kurtulmalıdır… Bu hikaye size bir şey ifade etti mi bilmiyorum ama “çağdaş” dediğimiz bu dünyada hemen her evde buna benzer tartışmaların yaşandığına emin olabiliriz: Yüksek beklentilerine karşılık bulamayan, mutsuz olan ve tek çarenin mücadele etmek yerine, çekip gitmek olduğunu düşünen bireyler…

Neyse, aradan 20 yıldan fazla bir zaman geçer… Zengin bir yaşantıya kavuşan ve bir kız çocuğu olduğunu anladığımız Susan, bir gün Edward’dan gelen bir zarf alır… Zarfın içinde, Edward’ın Susan’a ithaf ettiği “Gece Hayvanları” isimli bir roman taslağı vardır… “Gece hayvanı”, aynı zamanda Edward’ın geceleri uyumak bilmeyen Susan’a taktığı isimdir… Romanda, karısı ve kızı 3 serseri tarafından gözleri önünde kaçırılan ve tecavüz edilerek öldürülen bir adamın (Edward) intikam hikayesi anlatılmaktadır… Susan romandan çok etkilenir ve gece boyunca okur, okur… Bu arada filmin yan anlatımlarında, Susan’ın kendisini aldattığını bildiği yeni kocasıyla yaşadığı varlıklı hayatta mutsuz olduğunu, yetişkin bir kızları olduğunu ve dahası, Edward ile boşanma aşamasında Susan’ın Edward’ı zaten şimdiki kocasıyla aldattığını (Edward buna şahit olur) ve Edward’dan olan bebeğini kürtaj ettirdiğini öğreniriz… Yani Susan, yaptığı seçimlerle hem Edward’ı hem de onun çocuğunu öldürmüştür… 

Romandan çok etkilenen ve Edward ile yaşadığı günleri özleyen Susan, onunla bir yemekte buluşup konuşmak istediğini bildirir… Bir gün ve saatte anlaştıkları restorana süslenip gelen Susan, Edward’ın gelişini boşuna bekleyecektir… İntikam alınmış, mutsuz Susan’ın yaşamını geri dönemeyeceği şekilde mahvettiği gözler önüne serilmiştir…

Evet, filmin katmanlarını anlatmak gerçekten zorlu bir iş… Bir yanda, Edward ve Susan’ın eski birlikte yaşamları, diğer tarafta yeni ayrı yaşamları ve hepsinin dışında, filme aksiyon kazandıran Edward’ın Susan’a ithaf ettiği roman taslağının izleyiciye birebir yaşatılması… Bu katmanlar birbirinin içine o kadar iyi geçirilmiş ki, yönetmen Tom Ford, gerçekten iyi bir iş başarmış… Ancak, Edward ve Susan’ın ayrılma döneminin yoluna döşenen taşların biraz daha derin anlatılabilirdi diye düşünüyorum… Yani, onları ayıran (ki aslında çok klasikleşmiş şeyler) nedenlerin üzerine biraz daha gidilip, Edward’ın çaresizliği biraz daha vurgulanabilirdi… Kitapta nasıl anlatıldığını bilmiyorum ama, yönetmen bu konuda “zaten bunları herkes biliyordur tekrar etmeye gerek yok” diye düşünmüş gibi… Tabii ki bu eksiklik filmin “iyi bir film” olmasına engel değil…

Filmdeki karakterlerden, Edward’ın romanında (Tony adıyla) ve gerçek yaşamda filme konu olanların arasında geçişkenlik olduğu hemen göze çarpıyor… Edward (Tony) aslında romanda karısı ve kızı kaçırılıp eziyet görürken olanlara dur diyemeyen zayıf koca… Susan ise aslında Edward’ı ve onun doğmamış çocuğunu öldüren “gece hayvanı” ya da olanlara neden olan canilerle temsil ediliyor… Edward’ın sevdiklerini öldüren kişi… Cinayetleri araştıran polis Bobby Andes (Michael Shannon) ise daha farklı bir boyutta… Kanser yüzünden ölmekte olduğunu bilen Bobby Andes, büyük olasılıkla Edward’ın olmaya çalıştığı kişi ya da gölge kişiliği (süperegosu)… Romandaki Edward da öleceğini biliyor ve hatta kendi ölümüne sebep oluyor… Susan’ın gerçek hayatta evliliği sonlandırması ve yaşamından çıkıp gitmesine engel olamadığına benzer şekilde, romanda da karısının ve kızının canice öldürülmesine engel olamıyor ve kendini suçluyor…

Özetlemek gerekirse, Gece Hayvanları bazı anlarda göze çarpan yüzeysel anlatımlarına rağmen gerçekten seyredilmeye değer bir film…

 

Share

JERZY KOSİNSKİ’NİN BİR ROMANI DAHA SİNEMAYA UYARLANIYOR: BOYALI KUŞ…

Yazdığı romanların dışında sıra dışı yaşam öyküsü ile de dikkat çeken Polonya asıllı Musevi yazar Jerzy Kosinski‘nin bir romanı daha sinemaya uyarlanıyor… Yazarın daha önce de 1979 yılında sinemaya uyarlanan “Being There” isimli romanı bulunuyordu… 1984 yılında “Merhaba Dünya” adıyla Türkiye’de de gösterime giren filmde baş rolleri Peter Sellers ve Shirley MacLaine’in yanı sıra Melvyn Douglas oynamışlardı… Douglas bu filmdeki rolüyle en iyi yardımcı erkek oyuncu dalında 1980 yılında Oscar kazanmıştı… Filmin fragmanını aşağıda bulabilirsiniz…

1965 yılında yayımlanan “Boyalı Kuş” (The Painted Bird), yazarın en çok bilinen romanı sayılabilir… Her ne kadar Kosinski tarafından tamamen kurmaca olduğu söylense de, yazarın kendisi tarafından kaleme alınan yaşam öyküsüne bakıldığında otobiyografik özellikler taşıdığı anlaşılan romanda, şiddet unsurları, sıradan insanın yok edilemez öfkesi ve vahşeti, her türden saldırganlık içgüdüsü, sayfalar boyunca ve hiç ara vermeksizin gözler önüne serilmektedir… Romanda, II. Dünya Savaşı sırasında ailesinden koparak, daha güvenli bir yaşam sürmesi için Doğu Avrupa’ya (muhtemelen Polonya) gönderilen 6 yaşında bir çocuğun şahit olduğu yaşam kesitleri anlatılmaktadır… Boyalı kuş metaforu, bu çocuğun ait olmadığı toplum içerisinde, sadece eğlence olsun diye boyanarak sürünün içine katılan bir boyalı kuşun, bu dış görünüşü yüzünden dışlanarak diğer kuşlar tarafından öldürülmeye çalışılmasına benzer şekilde dışlanması hikayesidir… 

Çek Cumhuriyeti, Ukrayna ve Polonya ortak yapımı olan filmin başrollerinde Udo Kier ve Harvey Keitel’in yer alacağı ve filmin yönetmeninin de Václav Marhoul olacağı açıklandı… 2019 yılında gösterime girmesi beklenen filmin çekimleri bu ay başlayacak ve Slovakya, Çek Cumhuriyeti ve Polonya’nın Swiebodzice kasabasında çekilecek…

Merhaba Dünya filminin fragmanı…


Share

KABUKTAKİ HAYALET, FRAGMAN, KONU, OYUNCULAR…

Marvel’in çekici ve tehlikeli kara dulu Binbaşı rolünde Scarlett Johansson‘ı izleyeceğimiz “Kabuktaki Hayalet” (Ghost in the Shell) yakında gösterime girecek… Filmde Johansson’a Michael Pitt ve Juliette Binoche de eşlik ediyor… 

Yönetmenliğini, Pamuk Prenses ve Avcı’nın da yönetmeni olan Rupert Sanders’ın yaptığı film 31 Mart 2017 tarihinde gösterime girecek…

Filmin konusu ise şöyle: Binbaşı, korkunç bir kazadan kurtarılmıştır… Geçmişine dair hiçbir şey hatırlamamaktadır ve tek bildiği bir ameliyat masasında uyandığı, bir doktorun ona kurtarıldığını söylediğidir… Vücudu kurtarılamayan genç kadına dünyanın en tehlikeli suçlularını durdurmaya kendisini adayan kusursuz bir asker, siber-geliştirilmiş insan türünün ilk örneği olması adına yepyeni bir vucüt yapılır… Terörizm, insanların zihinlerine girip onları kontrol etmeyi de içeren yeni bir boyuta ulaşmıştır ve Binbaşı bu suçlarla mücadele etmektedir… Tek amacı Hanka Robotic’in siber teknolojideki ilerlemelerini ortadan kaldırmak olan bir düşmanla yüzleşmeye hazırlanırken kendisine yalan söylendiğini, hayatının kurtarılmadığını, çalındığını öğrenir… Geçmişini geri kazanmak, bunu kendisine kimin yaptığını öğrenmek, başkalarına da yapmadan onları durdurmak için mücadeleye girişme zamanı gelmiştir…

İki saatlik bu fantastik aksiyon filminin yayınlanmış iki fragmanı ise aşağıda…

Share

CEM YILMAZ’IN YENİ FİLMİ “ARİF V 216″NIN İLK FRAGMANI YAYINLANDI…

Cem Yılmaz’ın merakla beklenen “Arif V 216” filminden ilk fragman yayınlandı… Yılmaz’ın sosyal medya hesabından paylaşılan yeni filmin 2018 yılında gösterime gireceğini de açıklandı… 


GORA ve AROG filmlerinin devamı olan ‘Arif V 216’da, 
Arif’i çok özleyen duygusal robot ‘216’ dünyaya ve tabii ki Türkiye’ye geliyor… Filmin başrollerinde Cem Yılmaz’ın yanı sıra, güzel oyuncu Seda Bakan Erel ve robot 216 rolünde yine Ozan Güven var… İşte filmin ilk fragmanı…

Share

28. ANKARA FİLM FESTİVALİ PROGRAMI BELLİ OLMAYA BAŞLADI…

Bu yıl 20-30 Nisan 2017 tarihleri arasında Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı tarafından düzenlenecek olan 28 inci Ankara Uluslararası Film Festivali’nin programı belli olmaya başladı… Festivalin Dünya Sineması bölümünde bu yıl; Anısına, Berlin’den Taze Taze, Bir Ülke: İspanya, Terence Davies Retrospektifi, Körleşme, Usta İşi ve Dünya Festivalleri olacak…

Dünya Festivallerinden: Festival her sene olduğu gibi bu sene de dünya festivallerinde gösterilmiş filmlere Ankara’da ev sahipliği yapmaya devam edecek… ‘Dünya Festivallerinden’ bölümü kapsamında gösterilecek filmlerden bazıları; Russudan Glurjidze – House Of Others, Sang-soo Hong – Yourself and Yours, Otto Bell – The Eagle Huntress, Mehrdad Oskouei – Starless Dreams, Vassilis Mazomenos – Lines, Kristina Grozeva, Petar Valchanov –  Glory, Zhang Lu – A Quiet Dream, Hirokazu Koreeda – After the Storm…

Berlin’den Taze Taze: Bu yıl Berlin Film Festivali’nde gösterilen ve yarışan filmleri “Berlin’den Taze Taze” bölümünde gösterilecek… Berlin Film Festivali’nin açılışını yapan Etienne Comar’ın ilk filmi Django, ‘Altın Ayı’ ödülünü kazanan Macar yönetmen Ildikó Enyedi’nin filmi On Body and Soul, En iyi Senaryo ödülüne layık görülen Sebastian Lelio imzalı film A Fantastic Woman izleyici ile buluşacak… Seçkide gösterilecek diğer filmler; Agnieszka Holland – Spoor, Calin Peter Netzer – Ana , Mon Amour, Thomas Arslan – Bright Nights, Andres Veiel – Beuys…

Bir Ülke: İspanya: Dikkat çeken yapımları ile İspanyol sinemasının son 10 yılına “Bir Ülke” bölümünde hak ettiği ilgiyi veren festival, birbirinden renkli İspanyol yapımı film sinemaseverlerin beğenisine sunacak… Başlıca filmler; David Trueba – Living Is Easy with Eyes Closed, Luis García Berlanga – The Executioner,  Cesc Gay – Truman, Raúl Arévalo – The Fury of a Patient Man, Carlos Saura – Beyond Flamenco…

Ayrıca retrospektif olarak; 1945 İngiltere doğumlu senarist, yönetmen, romancı ve oyuncu Terence Davies sineması, usta işi bölümünde ise Volker Schlöndorff – Return, To Montauk , Werner Herzog – Salt & Fire, Claire Simon – The Graduation, Chris Kraus – Bloom of Yesterday, Julian Rosefeldt – Manifesto, Jim Jarmusch – Gimme Danger  filmleri gösterilecek…

Anısına: ‘Anısına’ bölümünde 10 sene önce aramızdan ayrılan Michelangelo Antonioni Passenger, Ingmar Bergman Smiles of a Summer Night filmleri ile anılırken; Abbas Kiarostami Close up, Andrzej Wajda Afterimage , Jacques Rivette ise La Bande des Quatre filmleri ile bu seçkide yer alacak…

Festival kapsamında; Ulusal Belgesel Film Yarışmasında birincilik ödülü 20.000 TL, ikincilik ödülü 10.000 TL, üçüncülük ödülü 5.000 TL, Ulusal Kısa Film Yarışmasında birincilik ödülü 10.000 TL, ikincilik ödülü 5.000 TL, üçüncülük ödülü 2.500 TL olarak belirlendi…

Share

SİNEMA YAZARLARI DERNEĞİ (SİYAD) ÖDÜLLERİ VERİLDİ…

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) ödülleri, 2016 yılında Türkiye’de gösterime giren uzun metraj yerli filmler arasından ödüle layık görülenlere verildi… 49 uncu kez verilen ödülleri gecesinde Senem Tüzen’in yönetmenliğini üstlendiği “Ana Yurdu” filmi 6 dalda ödül kazandı…

Ana Yurdu filmi; “En İyi Film”, “En İyi Senaryo”, “En İyi Yönetim”, “En İyi Kadın Oyuncu”, “En İyi Sanat Yönetimi” ve “En İyi Kurgu” dallarında 6 ödül kazandı… En çok ödül kazanan diğer bir film ise “En İyi Erkek Oyuncu”, “En İyi Film Müziği”, “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” ve “En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu” dallarında 4 ödül kazanan Babamın Kanatları oldu… Kalandar Soğuğu ise 2 dalda ödül aldı…

ANA YURDU FİLMİNİN FRAGMANI…

Adaylar ve kazananlar listesi şu şekilde:

EN İYİ FİLM

  • Ana Yurdu (Kazanan)
  • Babamın Kanatları
  • Rüzgarda Salınan Nilüfer
  • Tereddüt
  • Toz Bezi

EN İYİ YÖNETİM

  • Mustafa Kara (Kalandar Soğuğu)
  • Mehmet Can Mertoğlu (Albüm)
  • Kıvanç Sezer (Babamın Kanatları)
  • Senem Tüzen (Ana Yurdu) (Kazanan)
  • Yeşim Ustaoğlu (Tereddüt)

EN İYİ SENARYO

  • Zeki Demirkubuz (Kor)
  • Ahu Öztürk (Toz Bezi)
  • Kıvanç Sezer (Babamın Kanatları)
  • Senem Tüzen (Ana Yurdu) (Kazanan)
  • Seren Yüce (Rüzgarda Salınan Nilüfer)

AHMET ULUÇAY EN İYİ İLK FİLM ÖDÜLÜ: Toz Bezi (Ahu Öztürk)

EN İYİ KADIN OYUNCU PERFORMANSI

  • Esra Bezen Bilgin (Ana Yurdu) (Kazanan)
  • Asiye Dinçsoy (Toz Bezi)
  • Funda Eryiğit (Tereddüt)
  • Songül Öden (Rüzgarda Salınan Nilüfer)
  • Ecem Uzun (Tereddüt)

EN İYİ ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

  • Murat Kılıç (Albüm) 
  • İnanç Konukçu (Kasap Havası)
  • Menderes Samancılar (Babamın Kanatları) (Kazanan)
  • Haydar Şişman (Kalandar Soğuğu)
  • Cem Yılmaz (İftarlık Gazoz)

EN İYİ YARDIMCI KADIN OYUNCU PERFORMANSI

  • Tülay Günay (Rüzgarda Salınan Nilüfer)
  • Hanife Kara (Kalandar Soğuğu)
  • Kübra Kip (Babamın Kanatları) (Kazanan)
  • Nihal Koldaş (Ana Yurdu)
  • Nuray Yeşilaraz (Kalandar Soğuğu)

EN İYİ YARDIMCI ERKEK OYUNCU PERFORMANSI

  • Taner Birsel (Kor)
  • Musab Ekici (Babamın Kanatları) (Kazanan)
  • Mehmet Özgür (Toz Bezi)
  • Settar Tanrıoğen (Saklı)
  • Özgür Emre Yıldırım (İkimizin Yerine)

EN İYİ GÖRÜNTÜ YÖNETİMİ

  • Michael Hammon (Tereddüt)
  • Vedat Özdemir (Ana Yurdu)
  • Marius Panduru (Albüm)
  • Cevahir Şahin, Kürşat Üresin (Kalandar Soğuğu) (Kazanan)
  • Gökhan Tiryaki  (Ekşi Elmalar)

EN İYİ MÜZİK

  • Gökçe Akçelik (Rüzgarda Salınan Nilüfer)
  • Efe Akmen (Hasret)
  • Bajar (Babamın Kanatları) (Kazanan)
  • Jingle House (Annemin Yarası)
  • Antoni Komasa-Lazarkiewicz (Tereddüt)

EN İYİ KURGU

  • Levent Çelebi  (Hasret)
  • Ayhan Ergürsel  (Albüm)
  • Agnieszka Glinska, Svetolnik Mica Zajs (Tereddüt)
  • Adam Isenberg, Yorgos Mavropsaridis (Ana Yurdu) (Kazanan)
  • Mary Stephen (Rüzgarda Salınan Nilüfer)

EN İYİ SANAT YÖNETİMİ

  • Metin Çelik (Ana Yurdu)
  • Meral Efe, Yunus Emre Yurtseven (Albüm)
  • Olgun Kara (Kalandar Soğuğu) (Kazanan)
  • Sıla Karakaya (Baskın: Karabasan)
  • Osman Özcan (Tereddüt)

EN İYİ BELGESEL

  • Bağlar (Kazanan)
  • Genç Pehlivanlar
  • Gönderen
  • Hatırlıyorum
  • Hazır Ol
  • İstanbul Makamı

EN İYİ KISA FİLM 

  • Asfalt
  • Güneh
  • Hüvelbaki
  • Si
  • Siyah Çember (Kazanan)

GIOVANNI SCOGNAMILLO EN İYİ FANTASTİK FİLM ÖDÜLÜ

  • Baskın: Karabasan
  • Cinni: Uyanış
  • Kötü Kedi Şerafettin (Kazanan)
  • Siccin 3: Cürmü Aşk
  • Siyah Çember
Share