film ve kitap önerileri, film ve kitap yorumları, fragmanlar, yıldızlar, yazarlar
borges babil kitapligi

BORGES’İN “BABİL KİTAPLIĞI” YENİDEN BASILIYOR…

Arjantinli edebiyatçı Jorge Luis Borges’in kendi tercihlerine göre hazırladığı “Babil Kitaplığı” serisi yeniden basılıyor… Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanacak olan 30 kitaplık serinin çevirileri, yeni basım sırasında gözden geçirildi, bazı kitaplar yeniden çevrildi… Borges’in dünyadan seçtiği 28 kitabın yanı sıra kendi hikâyelerinin de bulunduğu iki kitabı da kapsayan Babil Kitaplığı 9 Devamı »

blindside

KÖR NOKTA (BLINDSIDE) FİLM NOTLARI…

KÖR NOKTA (THE BLIND SIDE) Gösterim yılı: 2009 Süresi: 2 saat 9 dak. Yönetmen: John Lee Hancock . 1956 ABD doğumlu. Yazar ve yönetmen. 5 uzun metrajlı filmi var. Senaryo: Michael Lewis’in romanından yönetmen tarafından senaryolaştırılmış. Oyuncular: Sandra Bullock, Tim McGraw, Quinton Aaron Sandra Bullock: 1964 Virginia doğumlu. Annesi Alman opera sanatçısı. Okulda Devamı »

mad max fury road poster2

SİYAD 2015’İN EN İYİ YABANCI FİLMİNİ SEÇTİ…

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyeleri, geçtiğimiz yılın en iyi yabancı filmini verdikleri oylarla belirledi… SİYAD’a göre 2015’in en iyi yabancı filmi “Mad Max Fury Road”… Mad Max Fury Road’un ithalatçısına ödülü 2 Mart’ta Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törende verilecek…  SİYAD’ın seçiminde çıkan oylara göre Mad Max Fury Road’u; Leviathan, 45 Yıl, Devamı »

2016 kısa film festivali

“2016 AKBANK KISA FİLM FESTİVALİ” FİLMLERİ BELLİ OLDU…

Bu yıl 12 nci kez düzenlenecek olan Akbank Kısa Film Festivali’nin “Uluslararası Yarışma Dünyadan Kısalar” bölümünün ön eleme sonuçları açıklandı… Festival jürisi, daha önce Cannes, Venedik, Berlin, Montreal Film Festivalleri’nde ödül kazanan filmlerin de aralarında yer aldığı 14 kısa filmi seçti… Filmler, 12. Akbank Kısa Film Festivali “Uluslararası Yarışma Dünyadan Kısalar Devamı »

jennifer-lawrence-jane-fonda

HOLLYWOOD’UN GÜZEL KADINLARI BİR ARADA…

Ünlü magazin dergisi Vanity Fair, Hollywood’un en güzel kadınlarının bir arada yer aldığı bir kapak yaptı… Vanity Fair’ın 2016 Hollywood sayısında 2016 Oscar’larında rakip olan Jennifer Lawrence, Cate Blanchett ve Brie Larson de bulunuyor… Dergide bu kapakta yer alan oyuncuların tek tek fotoğrafları da yer alıyor… Çekimler ise, ünlü fotoğrafçı Annie Devamı »

hakan_bilge-godfather_mitosu

“BABA” FİLMİNE BİR DE BÖYLE BAKALIM…

Ülkemizde sinema üzerine kitaplar son derece az… Parmakla sayılan bu kitapların arasına yakın zamanda yeni biri daha katıldı… Sinema yazıları da yazan Hakan Bilge‘nin yazdığı kitabın adı “The Godfather Mitosu“… Kitap hakkında edebiyathaber sitesinde Ceyhun Korkmaz tarafından kaleme alınan bir makalede, kitapla ilgili bilgiler veriliyor… Bu makaleyi aşağıda paylaşıyoruz… Şule Yayınları Devamı »

if-istanbul 2016

IF İSTANBUL 2016 PROGRAMI AÇIKLANDI…

15 inci !F Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali‘nin İstanbul programı, bu yıl 18-28 Şubat 2016 tarihleri arasında yapılacak… İstanbul’da; Beyoğlu Fitaş, Cinemaximum Nişantaşı City’s, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak sinemalarında yapılacak olan festivalin Ankara ayağı ise 3-6 Mart tarihlerinde Cinemaximum Armada’da ve İzmir ayağı ise aynı tarihlerde Cinemaximum Konak Pier sinemasında gerçekleşecek… festivalin Devamı »

orhan pamuk yeni roman kirmizi sacli kadin

ORHAN PAMUK’UN YENİ ROMANI ŞUBAT’TA ÇIKIYOR…

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, en verimli dönemini yaşıyor… Pamuk’un “Kafamda Bir Tuhaflık”tan sadece 14 ay sonra yeni bir romanı yayımlanıyor… Yeni romanın adı “Kırmızı Saçlı Kadın”… Roman, 2 Şubat 2016 günü çıkıyor… Bu yeni romanda Pamuk, liseli bir gencin aşk hikâyesini anlatıyor ve ilk aşk deneyiminin bütün bir hayatı Devamı »

anthony hopkins

KISA YOLDAN OSCAR’A GİDENLER…

Amerikan Akademi Ödülleri, diğer adıyla Oscar dünyanın en prestijli sinema ödülleri arasında belki de ilk sırada yer alıyor… Durum böyle olunca, oyuncular, yönetmenler, yapımcılar ve yabancı ülke sinemacılarının en büyük hayallerini süslüyor… Öyle ki, üzerinde ırkçılık tartışmaları bile yapılıyor son dönemde… Diğer taraftan, yıllarca sinemaya emek veren, canlandırdıkları karakterler için Devamı »

independence day resurgence

INDEPENDENCE DAY’İN DEVAM FİLMİ GELİYOR…

Kurtuluş Günü filmi, 1996 yılında gösterime girdiğinde beğeni toplamış, 2 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve en iyi görsel efekt dalında ödül kazanmıştı… Her ne kadar IMDb puanı 6,9 gibi düşük olsa da, filmin devamı çekiliyor… “Independence Day: Resurgence” (Kurtuluş Günü: Diriliş) adındaki film, ABD’de 24 Haziran 2016’da gösterime girecek… Filmin Devamı »

EN ÇOK SATAN KİTAPLAR… EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR…

cok satan kitaplar 2

EN ÇOK SATAN, EN ÇOK OKUNAN KİTAPLAR…

Türkiye’de en çok satan, en çok okunan kitapları sizler için derledik… En çok satan, en çok okunan kitaplar sıralamamızda, ülkemizde öne çıkmış iki önemli yayınevi (İMGE ve D&R) ve internetten satış yapan iki önemli sitenin (İDEFİX ve KİTAPYURDU) satış listelerinin sıralamalarını esas aldık… Mutlaka size uygun kitaplar bulabileceğiniz bu liste, her ay düzenli olarak yenilenmektedir…

İŞTE 2016 OCAK AYININ EN ÇOK SATAN KİTAPLARI

HAFTANIN FİLMLERİ… (12.02.2016)

hesapta ask dunyanin en guzel kokusu deadpool danimarkali kiz
Hesapta Aşk Dünyanın En Güzel…  Deadpool
Danimarkalı Kız

SİNEMA SEANSLARINI GÖRMEK VE BİLET ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

GEÇMİŞ HAFTALARIN FİLMLERİ, FRAGMANLARI…

IMDb 250 LİSTESİ (GÜNCEL)…

YILDIZLARDAN SEÇMELER

Uma Thurman Megan Fox Johnny Depp Jennifer Lawrence

DİĞER YILDIZLARI GÖRMEK İÇİN TIKLAYINIZ…

FİLM HASILATLARI: HANGİ FİLM NE KADAR SEYREDİLDİ?

GÜNCEL FİLM HASILAT RAKAMLARI VE SEYİRCİ SAYILARI…

Türkiye’de vizyona çıkan filmlerin sinema salonlarında kaç kişi tarafından izlendiğini, kaç salonda kaç hafta vizyonda kaldığını ve ne kadar hasılat sağlandığını merak ediyorsanız, bu konuda benzersiz bilgiler sunan bir web sitesini tavsiye ediyoruz. Site, devamlı olarak en son bilgilerle güncelleniyor. BUNUN İÇİN LÜTFEN AŞAĞIDAKİ BUTONU TIKLAYINIZ…

BOXOFFICE TÜRKİYE

BUGÜNE KADAR EN YÜKSEK DÜNYA HASILATINA ULAŞMIŞ FİLMLER… 

BORGES’İN “BABİL KİTAPLIĞI” YENİDEN BASILIYOR…

borges babil kitapligi

Arjantinli edebiyatçı Jorge Luis Borges’in kendi tercihlerine göre hazırladığı “Babil Kitaplığı” serisi yeniden basılıyor… Kırmızı Kedi Yayınevi tarafından yayımlanacak olan 30 kitaplık serinin çevirileri, yeni basım sırasında gözden geçirildi, bazı kitaplar yeniden çevrildi… Borges’in dünyadan seçtiği 28 kitabın yanı sıra kendi hikâyelerinin de bulunduğu iki kitabı da kapsayan Babil Kitaplığı 9 Şubat 2016 gününden itibaren satışa sunulacak…
Jorge_Luis_Borges

Tam adı Jorge Francisco Isidoro Luis Borges Acevedo olan Borges 1899 -1986 yılları arasında yaşamış ve öykü, deneme, şiir ve çeviri dalında eserler vermişti… Büyülü gerçekçilik akımının önde gelen isimlerinden Borges, gerçeküstücülük konusunda yazdığı denemeleri ile de ünlüdür… 1955’de Peron devrilince Borges, Arjantin Ulusal Kütüphânesi Müdürlüğü’ne getirildi ancak, aynı dönemde ailesinden gelen görme bozukluğu nedeniyle görme yetisini tamamen kaybetti… Borges, bu durumu şu şekilde özümsemişti: “Bana aynı anda hem 800,000 kitabı, hem de karanlığı veren Tanrı’nın muhteşem ironisi”…

Borges’in bu serisi adını, yine kendisine ait aynı adlı bir öyküsünden alıyor… Serinin içinde bir de Borges’e ait olan ve daha önce Türkçe’de yayımlanmamış “Rüyalar Kitabı” da olacak… Serinin 2017 sonunda tamamlanması planlanıyor… Serinin toplam maliyeti ise şu anda belirsiz…

KÖR NOKTA (BLINDSIDE) FİLM NOTLARI…

blindside

KÖR NOKTA (THE BLIND SIDE)

Gösterim yılı: 2009

Süresi: 2 saat 9 dak.

Yönetmen: John Lee Hancock . 1956 ABD doğumlu. Yazar ve yönetmen. 5 uzun metrajlı filmi var.

Senaryo: Michael Lewis’in romanından yönetmen tarafından senaryolaştırılmış.

Oyuncular: Sandra Bullock, Tim McGraw, Quinton Aaron

Sandra Bullock: 1964 Virginia doğumlu. Annesi Alman opera sanatçısı. Okulda popüler, sınıfta “büyük ihtimalle gününüzü aydınlatacak kız” diyorlardı. Üniversitede drama eğitimi aldı, fakat oyunculuk kariyeri için yarım kaldı. Çok iyi Almanca konuşuyor ve piyano çalıyor. 2010 yılında bu filmdeki rolüyle “En İyi Kadın Oyuncu” dalında Oscar aldı. 1,71 m. boyunda.

Quinton Aaron: 1984 New York doğumlu. Küçük yaşlardan beri kilisede şarkı söyledi. Önemli bir filmi yok. 2,03 m. boyunda.

YouTube Preview Image

Filmin iMDb puanı: 7,7

Bütçesi ve kazancı: Bütçesi 29 milyon dolar. Kazancı 300 milyon dolar.

Film hakkında bilgiler:

  1. ABD Georgia’da çekildi. Biyografi, drama ve spor türünde. Sinema tarihinde spor türünde en çok hasılat yapan film.
  2. Quinton, film seçmelerine katıldığında sağda solda koruma olarak çalışıyor. Hatta, kadroya seçilmezse, film çekimlerinde koruma olarak çalışabileceğini bildirmiş.
  3. Film önce Julia Roberts’a teklif edilmiş.
  4. Filmde rol alan Lily Collins(Sandra Bullcok’un kızı rolünde) Phil Collins’in kızı.
  5. 2010’da en iyi film ve en iyi kadın oyuncu dalında Oscar’a aday oldu.
  6. Michael Lewis’in aynı adlı romanında ve filmde, Memfis, Tenesi’de fast-food restoranları olan zengin ve dindar bir ailenin, çocuklarıyla aynı okula devam eden fakir bir zenci çocuğu 2004 yılında evlat edinmesinin gerçek hikâyesi anlatılıyor. Filmin sonunda gerçek Michael Oher ve ailesinden kareler gösterilmektedir.

kor nokta

Gerçek Thouy Ailesi ve Michael Oher’in fotoğrafı…

SİYAD 2015’İN EN İYİ YABANCI FİLMİNİ SEÇTİ…

mad max fury road poster2

Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) üyeleri, geçtiğimiz yılın en iyi yabancı filmini verdikleri oylarla belirledi… SİYAD’a göre 2015’in en iyi yabancı filmi “Mad Max Fury Road”… Mad Max Fury Road’un ithalatçısına ödülü 2 Mart’ta Şişli Kent Kültür Merkezi’nde düzenlenecek törende verilecek… 

SİYAD’ın seçiminde çıkan oylara göre Mad Max Fury Road’u; Leviathan, 45 Yıl, Foxcather Takımı, Turist, Whiplash, Sessizliğin Bakışı, Birdman, Ters Yüz, Mommy, Toprağın Tuzu, Gizli Kusur, Burgonya Dükü, Beyaz Tanrı, Prenses Kaguya Masalı, Sicario, Citizenfour, Peşimdeki Şeytan, The Lobster ve Amy izliyor…

“2016 AKBANK KISA FİLM FESTİVALİ” FİLMLERİ BELLİ OLDU…

2016 kısa film festivali

Bu yıl 12 nci kez düzenlenecek olan Akbank Kısa Film Festivali’nin “Uluslararası Yarışma Dünyadan Kısalar” bölümünün ön eleme sonuçları açıklandı… Festival jürisi, daha önce Cannes, Venedik, Berlin, Montreal Film Festivalleri’nde ödül kazanan filmlerin de aralarında yer aldığı 14 kısa filmi seçti…

Filmler, 12. Akbank Kısa Film Festivali “Uluslararası Yarışma Dünyadan Kısalar Bölümünde gösterilecek ve “En İyi Kısa Film” ödülü için yarışacak… Bu filmler arasında;

  • bu yıl Oscar Ödülleri’nde kısa film dalında yarışacak olan yönetmen Basil Khalil imzalı Ave Maria,
  • Alman yönetmen Till Nowak’ın Berlin Film Festivali’nin ardından Avrupa Film Ödülleri’ne de aday gösterilen imzalı bol ödüllü animasyon filmi Dissonance, 
  • Uluslararası Toronto Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü’nü kazanan yönetmen Maimouna Doucoure imzalı Maman(s),
  • Venedik Film Festivali’nde En İyi Kısa Film Ödülü’nü kazanan yönetmen Dubravka Turic imzalı Belladonna,
  • Hırvat yönetmen Jure Pavlovic’in Berlin Film Festivali’ndeki gösteriminin ardından 20’nin üzerinde ödül alan son filmi Picnic,
  • yönetmen David Uloth’un Montreal Film Festivali’nde iki ödül alan kısa filmi La Voce,
  • yönetmen Sonejuhi Sinha’nın çok sayıda festivale katılan ve Cannes Film Festivali’nde En İyi Eleştirmenler Ödülü alan filmi Love Comes Later da yer alıyor… 

12. Akbank Kısa Film Festivali, 7-17 Mart 2016 tarihleri arasında Festival Kısaları, Dünyadan Kısalar, Perspektif, Kısadan Uzuna, Belgesel Sinema, Özel Gösterim, Deneyimler, Atölye ve Söyleşi bölümleri ile devam edecek…

HOLLYWOOD’UN GÜZEL KADINLARI BİR ARADA…

jennifer-lawrence-jane-fonda

Ünlü magazin dergisi Vanity Fair, Hollywood’un en güzel kadınlarının bir arada yer aldığı bir kapak yaptı… Vanity Fair’ın 2016 Hollywood sayısında 2016 Oscar’larında rakip olan Jennifer Lawrence, Cate Blanchett ve Brie Larson de bulunuyor… Dergide bu kapakta yer alan oyuncuların tek tek fotoğrafları da yer alıyor… Çekimler ise, ünlü fotoğrafçı Annie Leibovitz tarafından yapıldı… Yıldızların fotoğraflarına erişmek için tıklayınız…

hollywood-portfolio-2016

“BABA” FİLMİNE BİR DE BÖYLE BAKALIM…

hakan_bilge-godfather_mitosu

Ülkemizde sinema üzerine kitaplar son derece az… Parmakla sayılan bu kitapların arasına yakın zamanda yeni biri daha katıldı… Sinema yazıları da yazan Hakan Bilge‘nin yazdığı kitabın adı “The Godfather Mitosu“… Kitap hakkında edebiyathaber sitesinde Ceyhun Korkmaz tarafından kaleme alınan bir makalede, kitapla ilgili bilgiler veriliyor… Bu makaleyi aşağıda paylaşıyoruz… Şule Yayınları tarafından yayımlanan kitap 422 sayfa ve satış fiyatı da 25 TL…

Sinemayı sevmek için birçok neden var, hepiniz az çok bilirsiniz. Kimi bir filmi kült haline getirerek onu belirli zamanlarda yeniden izler, kimisi de bir yönetmenin bütün filmlerini aralıklarla bir daha izler. İlki Rüzgâr Gibi Geçti, Oz Büyücüsü, Şahane Hayat, Ucuz Roman ve bu yazının da konusu olan Baba gibi filmleri kapsamaktadır. Diğeri Tarkovsky, Kubrick, Fellini gibi kişisel sinema dilini ilk filmlerinden başlayarak oluşturmaya çalışan büyük ustaları da içine almaktadır.

Şule Yayınları araştırma-inceleme dizisinden yayınlanan, Hakan Bilge’nin detaylı çalışması The Godfather Mitosu söylediğim gibi “belirli zamanlarda yeniden izlenen” filmlerden biri olan Baba efsanesini her yönüyle kuşatarak önemli bir eksikliği doldurmayı başarmış gözüküyor.

Giriş ve son bölüm hariç 27 bölümden oluşan kitapta Baba efsanesi din, mitoloji, iktisat politikaları, felsefe, psikoloji eksenlerinde masaya yatırılarak, her bölümde bir başka açıdan ele alınarak üçlemenin satıraraları otopsi ediliyor.

baba

Arka kapakta da belirtildiği gibi kitap Baba üçlemesi hakkında Türkçede yazılan ilk eser olma özelliğini taşıyor. Hatta bildiğim kadarıyla Coppola üzerine yazılmış bir kitap da yok henüz Türkçede. Umarım bir yazar da bu boşluğu doldurur.

Kitabın dikkat çekici birçok özelliği var:

Sadece Baba filmlerine odaklanmadan gangster filmlerine, kara filmlere, western filmlerine ve korku filmlerine de geniş yer ayıran Bilge, iyi bir sinefil gözüyle Amerikan sinemasının önemli yapımlarını da işin içine katarak mukayeselerde bulunmuş. Bu açıdan kitapta birçok filmin ele alındığını da söylemekte yarar var. Birçok filme ayrı ayrı değinilmesi çalışmayı daha da zenginleştirmiş diyebilirim. Halbuki böyle bir durum okurda dikkat dağınıklığına neden olabilirdi. Aksine kitabın hayli akıcı olduğunu söyleyebilirim. Bölümden bölüme geçilirken kimi konularda, aslında bu belki de her kitap için kaçınılmaz bir durumdur, haliyle tekrarlara ve bir bölümde ele alınan bir konunun bir başka başlık altında tekrar ele alınması akıcılığa gölge düşürmüyor. Yani bir başlıkta detaylıca bahsi geçen bir mesele izleyen başlıkta bu kez değişik bir yönüyle ele alınıyor. Bu da okurun Baba efsanesini daha yakından gözden geçirmesine olanak tanıyor.

Hıristiyan uygarlığının ve kilisenin mafyayla iç içe geçmiş görünmez bağlarının gerçek yaşamdaki faillerle karşılaştırmalı okunması kitabın belki de en kayda değer yönü. Bu anlamda filmin afişini örnek gösteren Hakan Bilge ipleri elinde tutan kurumun kilise olduğunun da altını çiziyor. Bilindiği gibi ilk Baba filminin finali sinema tarihine geçmiş meşhur finallerden biri. Michael Corleone kilisede yapılan bir törenle vaftiz babası kimliğini kuşanırken öbür yanda cinayet sahneleri tasvir ediliyor. Bilge, bu örnek sahneyi olduğu kadar filmin birçok sahnesini de ayrıntılı biçimde, teknik analizlerle didikliyor.

Al Capone, Meyer Lansky, Lucky Luciano, Vito Genovese, Bugsy Siegel gibi ünlü mafya babaları ile Sicilya kökenli mafya ailesi Corleone arasındaki mukayeseler ise kitabın dikkat çektiği bir başka mesele. Mafyanın yükselirken hangi aşamalardan geçtiği Corleone ailesiyle karşılaştırılarak didik didik ediliyor. Bu bölümlerin kitaba yer yer bir roman havası verdiği ve akıcılığı sağladığı söylenebilir.

Kitabın bir diğer önemli özelliği bol bol resimlere yer verilmesi. Günümüz toplumu görselin egemenliğinde sürüklendiği için bence bu seçim hayli mantıklı. Resimlerin Baba filmlerinden ve başka filmlerden özenle seçildiği çok belli çünkü her birinin altında o sahneyle ilgili çözümlemeler ve ayrıntılar yer alıyor. The Godfather Mitosu başucu niteliğinde bir kaynak çalışması olduğu için dileyen okur istediği bir vakit kitabı eline alıp resimlerin altına iliştirilen çözümlemeleri okuyabilir. Hatta adı geçen filmleri bir daha izlediğinde bu çözümlemelerden yararlanarak yeni bir bakış açısına kavuşabilir. Ben şahsen istifade ederek okudum ve aralıklarla okumaya da devam edeceğim.

Bir gangster filminden feminist bir tavır almasını bekleyebilir misiniz? sorusunun etrafında dolanan yazar, Michael Corleone’nin karısı Kay Adams için birçok paragraf açıp ailedeki yerini sorguluyor ve onun aileden atılışını kilisenin aforoz eylemi ile karşılaştırıyor. Sonuçta bu bir ailenin tarihi olduğu için haliyle bu tartışmalar da oldukça önemli. Bilge, Coppola’nın birçok sahnede feminizme arka çıktığını belirterek şaşırtıyor ve bunu sahne analizleriyle de kanıtlıyor. Özellikle bu noktaların hayli ufuk açıcı ve ikna edici olduğuna inanıyorum.the godfather mitosu

Bütün gangster filmleri şiddet temalarıyla öne çıkar. Baba üçlemesi de bundan ayrı düşünülemez. Araştırmacı-yazar Hakan Bilge, şiddetin doruğa çıktığı kimi sahneleri tek tek detaylı bir bakışla kuşatıyor ve diğer meselelerde olduğu gibi şiddet konusunda da Sigmund Freud’un psikanalitik kuramından yola çıkıyor. Ayrıca Alfred Adler, Bertrand Russell, Otto Rank, Nietzsche, Marcuse, Zizek, Kernberg gibi önemli düşünürlerin tanıklıklarına da başvurarak şahsi önermelerini desteklemeye çalışıyor. Kitabın fikrî ağırlı noktası ise Freud ve psikanalizm.

“Modernizmin Sembolü Tren ve Büyük Mafya Toplantısı” başlıklı bölüm modernizm, kapitalizm ve ilerleme ekseninde mafya örgütünün suç ve ekonomi içindeki ahvalini göstermesi açısından yine ufuk açıcı. Açıkçası filmde hiç dikkat etmediğim bir resmin (mafya toplantısının yapıldığı salonun duvarındaki resim) araştırmacı gözüyle masaya yatırılıp çözümlenmesi Bilge’nin göstergebilime olan hakimiyeti ve ilgisiyle açıklanabilir. Üçlemeyi yeniden izlemek farz oluyor.

The Godfather Mitosu, gangster mitosunun, Corleone ailesinin sinema tarihinde işgal ettiği yerin, kapitalizmin yasa dışı alanlardaki faaliyetlerinin, aile düzeninin, şiddetin, feminizmin, babaların ve çocukların beyaz perdedeki iz düşümlerinin tümünü birden ele alan bir başvuru kaynağı. Özenle seçilmiş bibliyografisi de bunu doğruluyor.

Başlarken Baba’nın her zaman izlenen filmlerden biri olduğunu dile getirmiştim. Aynı şekilde The Godfather Mitosu da dönem dönem okunabilecek zenginlikte bir çalışma. Bunu hiç abartmadan söylüyorum. Yazar, alçakgönüllü bir bakışla kitabının Baba filmlerini tüm yönüyle kuşattığını düşünmese de 400 sayfadan fazla bir çalışmayla bunun altından kalktığı rahatça görülebilir. Yazarın yeni çalışmalarını merakla bekleyenlerden biriyim artık…”

IF İSTANBUL 2016 PROGRAMI AÇIKLANDI…

if-istanbul 2016

15 inci !F Uluslararası Bağımsız Filmler Festivali‘nin İstanbul programı, bu yıl 18-28 Şubat 2016 tarihleri arasında yapılacak… İstanbul’da; Beyoğlu Fitaş, Cinemaximum Nişantaşı City’s, Cinemaximum Kanyon, Cinemaximum Budak sinemalarında yapılacak olan festivalin Ankara ayağı ise 3-6 Mart tarihlerinde Cinemaximum Armada’da ve İzmir ayağı ise aynı tarihlerde Cinemaximum Konak Pier sinemasında gerçekleşecek…

festivalin açılış filmi ise; ‘Being John Malkovich/John Malkovich Olmak’, ‘Adaptation’, ‘Eternal Sunshine of the Spotless Mind/Sil Baştan’ gibi pek çok ünlü yapıtın senaryo yazarı Charlie Kaufman ile televizyon tarihinin en sıradışı animasyon serisi ‘Mary Shelley’s Frankenhole’un yaratıcısı Duke Johnson’ın birlikte yönettiği animasyon filmi ‘Anomalisa’ olacak…

FESTİVAL PROGRAMI İÇİN TIKLAYINIZ…

PROGRAMDAKİ FİLMLERLE İLGİLİ BİLGİ ALMAK İÇİN TIKLAYINIZ…

Festivalin biletleri, İstanbul için önümüzdeki hafta, 5-7 Şubat tarihleri arasında, Ankara ve İzmir için 19-21 Şubat tarihlerinde ön satışa çıkıyor… Biletix’te yapılacak ön alımlarda yüzde 10 indirim uygulanacak… Festival biletleri Biletix’in yanı sıra ve sinema gişelerinden de satın alınabilecek…

if-istanbul-2016-2Bilet ücretleri ise şöyle:

İstanbul’da:

Hafta içi gündüz gösterimleri: 9 TL (19:00 öncesi tüm seanslar)
Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün: Tam: 18 TL Öğrenci: 15 TL
21:30 – 22:00 seansları: 20 TL

Ankara ve İzmir’de:

Hafta içi gündüz gösterimleri: 9 TL
Hafta içi 19:00 seansı ve sonrası ile hafta sonu tüm gün: Tam: 17 TL Öğrenci: 14 TL
21:30 – 22:00 seansları: 17,5 TL…

ORHAN PAMUK’UN YENİ ROMANI ŞUBAT’TA ÇIKIYOR…

orhan pamuk yeni roman kirmizi sacli kadin

Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk, en verimli dönemini yaşıyor… Pamuk’un “Kafamda Bir Tuhaflık”tan sadece 14 ay sonra yeni bir romanı yayımlanıyor… Yeni romanın adı “Kırmızı Saçlı Kadın”… Roman, 2 Şubat 2016 günü çıkıyor… Bu yeni romanda Pamuk, liseli bir gencin aşk hikâyesini anlatıyor ve ilk aşk deneyiminin bütün bir hayatı etkileyip etkilemeyeceği, insanın kaderini tarihin ve efsanelerin gücünün mü çizdiği gibi sorulara cevap arıyor… Hikaye, 30 yıl öncesinin Gebze’sinde geçiyor… Liseye başladığı yıl babası polisler tarafından götürülen ve bir daha ondan haber alamayan bir çocuğun gözünden anlatılan romanda, Beşiktaş’taki evlerinden Gebze’ye taşınan bir ana oğulun öyküsü var… Roman, bir gencin yaşadığı aşk hikâyesiyle büyük bir insani suçun peşinden gidiyor…kirmizi sacli kadin

Yapı Kredi Yayınları tarafından ilk baskısı 200 bin adet yapılan roman 204 sayfa; satış fiyatı ise 12 lira… Kitap kapağında Dante Gabriel Rosetti’nin 1860 tarihli Regina Cordium adlı yapıtı var…

İşte romanın ilk 20 sayfasından kısa bir alıntı:

“Aslında yazar olmak istiyordum. Ama anlatacağım olaylardan sonra jeoloji mühendisi ve müteahhit oldum. Okuyucularım, hikâyemi anlatmaya başladım diye olayların sona erip arkada kaldığını da sanmasınlar. Hatırladıkça olayların içine daha çok giriyorum. Bu yüzden sizlerin de peşim sıra baba ve oğul olmanın sırlarına sürükleneceğinizi hissediyorum.

1985’te Beşiktaş’ın arkalarında, Ihlamur Kasrı’na yakın bir apartman dairesinde yaşıyorduk. Babamın Hayat adlı küçük bir eczanesi vardı. Eczane haftada bir sabaha kadar açık kalır, babam nöbet tutardı. Nöbetçi olduğu gecelerde babamın akşam yemeğini ben götürürdüm. Uzun boylu, ince, yakışıklı babam kasanın yanında yemeğini yerken ilaç kokusunu koklayarak dükkânda durmayı severdim. Otuz yıl sonra bugün, kırk beş yaşımda ahşap dolaplı eski eczanelerin kokusundan hâlâ hoşlanıyorum.

Hayat Eczanesi’nin çok müşterisi yoktu. Babam nöbetçi olduğu gecelerde o zamanlar moda olan taşınabilir küçük bir televizyona bakarak vakit öldürürdü. Bazan da babamı, ziyarete gelen arkadaşlarıyla alçak sesle konuşurken görürdüm. Siyasi arkadaşları, beni görünce konuşmayı bırakır, benim, tıpkı babam gibi yakışıklı ve sevimli olduğumu söyler, sorular sorarlardı: Kaçıncı sınıfa gidiyordum, okulu seviyor muydum, ileride ne olacaktım?

Siyasi arkadaşlarının yanında babamın huzursuz olduğunu gördüğüm için dükkânda fazla kalmaz, boş sefertasını alır, soluk sokak lambalarının ve çınar ağaçlarının altından yürüyerek eve dönerdim. Evde anneme, babamın siyasete meraklı arkadaşlarından birinin dükkânda olduğunu söylemezdim. Çünkü annem, babamın başının yeniden belaya gireceğini ya da durup dururken gene bizi bırakıp gideceğini düşünerek endişelenir, babama ve arkadaşlarına sinirlenirdi.

Ama babamla annemin aralarındaki sessiz kavgaların tek nedeninin siyaset olmadığını da fark ederdim. Bazan uzun süreler küsüşürler, aralarında neredeyse hiç konuşmazlardı. Belki de birbirlerini sevmiyorlardı. Babamın başka kadınları, pek çok başka kadının da onu sevdiğini seziyordum. Bazan annem başka bir kadın olduğunu benim anlayacağım bir şekilde konuşurdu. Annemle babamın kavgaları beni çok hüzünlendirdiği için onları düşünmeyi, hatırlamayı kendime yasaklamıştım.

Babamı en son ona yemek götürdüğüm bir gece eczanede gördüm. Lise birdeydim; sıradan bir sonbahar akşamıydı. Babam televizyondaki haberleri seyrediyordu. Daha sonra tezgâha yerleştirdiği yemeğini yerken, ben biri aspirin, diğeri de C vitamini ve antibiyotik isteyen iki müşteriye baktım ve parayı çekmecesi hoş bir zil sesi çıkararak açılan eski kasaya koydum. Eve dönerken son bir bakış attım babama; bana kapıdan gülümseyerek el salladı.

O sabah babam eve gelmemiş. Bunu öğleden sonra okuldan dönünce annem söyledi. Gözlerinin altı şişti, ağlamıştı. Babamın bundan önce olduğu gibi eczaneden alınıp Siyasi Şube’ye götürüldüğünü zannettim. Orada ona işkence eder, falakaya yatırır, elektrik verirlerdi…”

KISA YOLDAN OSCAR’A GİDENLER…

anthony hopkins

Amerikan Akademi Ödülleri, diğer adıyla Oscar dünyanın en prestijli sinema ödülleri arasında belki de ilk sırada yer alıyor… Durum böyle olunca, oyuncular, yönetmenler, yapımcılar ve yabancı ülke sinemacılarının en büyük hayallerini süslüyor… Öyle ki, üzerinde ırkçılık tartışmaları bile yapılıyor son dönemde… Diğer taraftan, yıllarca sinemaya emek veren, canlandırdıkları karakterler için kilo vermeyi, hırpalanmayı, yaralanmayı göze alan oyuncular arasında bu ödüle bir türlü kavuşamayanlar da var… En bilinen örneği ise Leonardo DiCaprio… Neredeyse çocukluğundan beri filmlerde oynayan, ilk Oscar adaylığını 20 yaşında tadan ve toplamda 5’i en iyi erkek oyuncu olmak üzere 6 kez Oscar’a aday gösterilen Caprio, bir kez bile ödül alamadı… Diğer taraftan, oynadıkları filmlerde sadece bir kaç dakika görünüp Oscar’ı kapanlar da var… İşte bunların ilk 5’ini, yani en kısa sürede, kestirmeden Oscar ödülüne hak kazanan ilk 5 oyuncuyu aşağıda bulabilirsiniz… En kısa yoldan Oscar’a gidenler arasında yukarıdaki yazı posterinde gördüğünüz Sir Anthony Hopkins de var… Dört kez Oscar’a aday gösterilen Hopkins, 1992’de Kuzuların Sessizliği filmindeki 16 dakikalık rolü ile tek Oscar ödülünü kazanmıştı… Hayat, çoğu kez acımasızdır…

INDEPENDENCE DAY’İN DEVAM FİLMİ GELİYOR…

independence day resurgence

Kurtuluş Günü filmi, 1996 yılında gösterime girdiğinde beğeni toplamış, 2 dalda Oscar’a aday gösterilmiş ve en iyi görsel efekt dalında ödül kazanmıştı… Her ne kadar IMDb puanı 6,9 gibi düşük olsa da, filmin devamı çekiliyor… “Independence Day: Resurgence” (Kurtuluş Günü: Diriliş) adındaki film, ABD’de 24 Haziran 2016’da gösterime girecek… Filmin yönetmeni, ilk filmde olduğu gibi Roland Emmerich… İlk filmde de rol alan Jeff Goldblum ve Bill Pullman’a bu kez William Fichtner, Liam Hemsworth ve Charlotte Gainsbourg gibi isimler de eşlik ediyor… İlk filmde baş roldeki Will Smith ise yeni filmde rol almıyor… Her iki filmin fragmanını aşağıda bulabilirsiniz…

INDEPENDENCE DAY (1996) FİLMİNİN FRAGMANI…

YouTube Preview Image

Filmin konusu ise kısaca şöyle: 1996’daki uzaylı istilasından 20 yıl sonra, uluslararası toplum yeniden toparlanır ve uzaylulardan geriye kalan teknolojiyi de kullanarak dünyayı daha iyi savunmak için Ay’da bir savunma sistemi oluşturur… Ancak, her nasılsa dünyada saklanmayı başarmış olan uzaylılar, son bir hamle ile uzaktaki yabancı güçlere sinyal gönderir… Sinyai alan uzaylılar, dünyalıları yok etmek için eskisinden daha güçlü bir yok etme filosunu dünyaya yollar…

INDEPENDENCE DAY: RESURGENCE FİLMİNİN FRAGMANI…

YouTube Preview Image